Balkanların Maksim Gorki’si diye anılan Istrati en sevdiğim yazarlardandır. Okuma alışkanlığı aşılamak istediğiniz bir arkadaşınız varsa ilk önerebileceğiniz yazarlardandır. Samimi dili, güzelliği bir rüya gibi, çirkinlikleri sevgi süzgecinden geçirip okura anlamlı tecrübeler edindirecek bir üslupla anlatmasıyla fark yaratan bir edebiyatçı. İlk Kodin öyküsüyle başlamıştım. Kaba görünüşlü Kodin, fakir annesinin kendinden fedakârlık ederek temiz giydirmeye çalıştığı, ahlaklı olmayı öğrettiği çocuk yaştaki Adrien ile dostluk kurar. İçe işleyen duygularla yücelen değerli bir öyküdür Kodin. Yoksul mahallerinden yükselen merhamet ve sevgi duygularına bu kitapta Istrati, Kir Nikola öyküsüyle devam ediyor. Adrien, Kodin’den sonra Arnavut Kir Nikola’yla devam eder yaşamı anlama çabasına. Okuduğu Suç ve Ceza romanındaki anlam karmaşasını, yaşam tecrübesi edinmiş Kir Nikola’yla sakinleştirir. Sokak Kızı, Rumen edebiyatçının okuduğum ikinci kitabı. Tuna çocuklarını işler bu novella. Üç insanın bir aşk üçgeni etrafında yaşamın zorlu yollarından geçerek ebedi dostluk ve sevgi temalarıyla tatlı bir iz bırakmıştır bende. Daha sonra Istrati’nin bütün kitaplarını devirmeyi aklıma koymuştum. Batı klasikleriyle beslenen ruhum, bu doğu masalcısına kaptırmıştı kendini. Baş karakter yahut bizzat anlatıcı, hep geride duruyor ve sanki sonsuz bir aşkla insan ruhunun uçsuz bucaksız noktalarına seyahate çıkıyordu. Sevgi ve adalete dair evrensel bir ilke arıyor gibiydi yazar. Akdeniz adlı muhteşem romanında Romanya’dan çıkıp İstanbul’a ve oradan Mısır’a geçerek be keşif yolculuğunun en dokunaklı öykülerinden birini okuduktan sonra Istrati artık benim için özel bir yazar olmuştu çoktan. Eğer insana dair bir umut kırılması yaşıyorsanız elinize yazarın bir kitabını almanızı tavsiye ederim. Umut