gökyüzündeki tüm yıldızlar/10
10/10
·424 syf.··
2026 15. kitabı
bu kitaptan çok bir beklentim yoktu açıkçası ama ortalarına geldigimde dedim ki: ya bu harika bir kitap? kusur bulamıyorum?? alo??? duology'nin ilk kitabından çok çok daha fazla sevdim. özetle: karakterlerle bağ kurduğum, ara ara şok olduğum, keyiflendiğim, kıkırdadığım ve bitirdiğimde ağzıma güzel bir tat bırakan bir duology oldu. spice çok tadinda( 0.5/5 filan), plot çok çok daha ön planda. ikinci kitap ilkine bin basar bence. filmi yapılsa en ön sıradan izlerim, part 1 part 2 müko olur. aşırı şairane bir kitap olduğundan geçmesi için mümkünse ingilizce okuyun derim. aşağıda spoilerlar var. !!!! highlights: -ione ve elm. o kadar harika bir slow burn, o kadar derin, o kadar kıymetli geldi ki. ilk kitabın ravyn ve elspeth faciasından sonra bu çifte bayıldım bayıldım bayıldım. -spirit'in vahşiligi. neither kin nor friend olması hoşuma gitti. -kitaptaki süprizlere bayıldım. hiç beklemediğim yerden beklemediğim olaylar kişiler çıkıp durdu -nightmare'in elspeth'in söylediklerinin hep tersini "elspeth öyle söyledi" diye söylemelerine haykırarak güldüm -iki farklı mekan arasında kitabın geçiş şekli harikaydı. en heyecanlı yerinde diğer kısma geçiyor bu kez onu en heyecanlı yerinde bırakıyor vs vs elimden asla düşüremedim. -kitabın ŞAİRANEliği. kitap kesinlikle ingilizce okunmalı. ilk kitapta biraz abartılmıştı ama bu kitaptaki şairanelik seviyesi chef's kiss. normal cümleler bile içime içime aktı bayıldım. bayıldım. -aile soylarının agaç isimlerinden oluşması ve agaçların kutsallıklarının olması, two alders, spirit of tree, yews, falanı filanı... ben çok sevdim. ağaç teması harika konsept. (hangi ağaçlar olduklarına dair bir fikrim yok) -nightmare'in jespyr'i taşıma konusundaki ısrarı <3 -nightmare 'in içinden ara ara çıkan sheperd king. bir anda spoiler verip ekibi şok
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,316 okunma
8/10
·493 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:15
Merhaba sevgili okurlar, umarım hepiniz iyisinizdir:) Uzun süredir merak ettiğim ama okumaya da bi türlü cesaret edemediğim Cam Şato kitabını güzel yorumlarıyla okumama vesile olan Hayruş ✮⋆˙ arkadaşıma çok teşekkür ederim (⁠✿⁠^⁠‿⁠^⁠) Kitabımıza gelecek olursak; diğer incelemelerde gördüğüm kadarıyla çoğu kişinin hoşuna gitmeyen "Çoklu bakış açısını" ben kesinlikle çok beğendim. Sadece ana karakteri değil aynı zamanda diğer karakterlerin de iç dünyalarını bilmek bence çok güzeldi. Kitap akıcı mıydı dersek bence gayet akıcıydı. Diyaloglar çok hoş ilerlemişti, aksiyon ve gizem dengesi de çok güzeldi ve en önemlisi yazarın kalemi çok hafifti.(Ağır bir dil bekleyen beni bu durum şaşırttı doğrusu ⊙⁠.⁠☉ ) Serinin diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum gerçekten, en kısa sürede okumaya çalışacağım. Ama puan kırdığım bir nokta var ki belirtmek isterim kitap bence çok fazla sarayın içinde geçti. Evet adı zaten Cam Şato diyeceksiniz ama biraz şehir içine ve yahut ormanda falan geçmesini bekliyordum açıkçası. Ama büyük ihtimalle serinin diğer kitaplarda böyle olmayacak diye düşünüyorum. Kitabı okumanızı tavsiye ederim, fantastik seven birisi için güzel bir seri gibi duruyor. Keyifli okumalar dilerimm✿
İnceleme
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,976 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
Maalesef ki seride puan kırdığım kitap bu oldu. 7 puan az değil evet ama tam 10’luk bir kitap asla olamaz. Katilin kim olduğundan tutun olayların işlenişine. Yani 250. Sayfada zaten kim olduğunu anlıyorsunuz . Ve İngiltere tasvirleri gerçekten yorucuydu . Yazarın ilk kitabını da çok beğenmemiş ama diğer 3 kitabı çok sevmiştim. Bu kitap içinde çok heyecanlıydım ama maalesef ki beklentimin baya altında kaldı. Stevie ve David ilişkisi o kadar yorucuydu ki ben bile Stevie yerine gerildim. Izzy karakteri sanırım ana kadroya eklenecek gibi. Yani seriyi nereye kadar uzatacak yazar bilmiyorum. Ama iyi bir gizem yazmakla uzun bir kitap yazmak aynı şey değil maalesef ki. Konusunda kısaca bahsedelim David ve Stevie uzak mesafe ilişkisine dayanamadıkları için David onlara İngiltere de okul gezisi ayarlar. Bizim 4 lü Müdür Quinn den izin alıp koşa koşa gider. David arkadaşı Izzy’le tanıştırır ve Izzy de ona teyzenin üniversite de başına gelen arkadaşlarının şüpheli ölümünü anlatır ve olaylar başlar. SPOILER?!?? David umarım yanarsın ya. Yazar artık bu seriyi bitirmeli diye düşünüyorum çünkü git gide ilişkileri bozuyor. Nate mükemmel bir arkadaş keşke Stevie’yle ikisi olsaydı. Katilim Peter olduğu en başından beri belli. Tabii yazar Sooz falan olayı çekmeye çalışıyor kedi elerjisi, Seb’in uyuşturcu sorununa vs. Bilemedim ya çok içime sinmedi.
Şeytanın Ta Kendisi 5Maureen Johnson · Ephesus Yayınları · 202628 okunma
yakışıklı bebiş Josh
7/10
·456 syf.··
2026 54. kitabı
Selam ya YŞNE BEN GELDİİİİMM Şaka maka ama uzun zamandır smut okumuyordum, özellikle smut olan bir kitaba başlamak biraz ağır kaçtı… ya neyse, seviyoruz okuyoruz işte kardeşim. Kitap cidden ne diyorsa verdi. Başta pffff bunu mu okuyorlarmış demedim değil, çünkü gerçekten garipti yani. Bir ara bıraksam mı dedim ama sınav senemdi ve ben kitaplara aç bir öğrenciyim. Okudum bitti yani, napabilirim? Neyse artık ciddi kişiliğini bir tarafa bırakıp yorum yapmak istiyorum özlemişim çünkü dowkfmwldka Ben normalde çatır çatır okurum smut’ı gerçekten ama bu kitapta yeter kardeşim gidin kısırlaştırın kendinizi diye bağıracaktım. Okey türü bu ama her sayfa değiştirişimde libidoları artıyo sonra taktaktaktak yani iyi ki böyle komik bir dili vardı yoksa okuyamazdım. Kırdığım üç puanların ikisi buradan gitti birisini de kitabın arka kapağında Josh’tan daha fazla stalk yapan bir adamdan bahsedilmişti, yani kanka sadece dört sayfa sürdü adam eve girdi işte sonra bir baktık bizimkiler bayıltmış adamı, ailesinin evinin önüne köpeğe ekmek atar gibi atacaklar adamı, sonra bir baktık pat Josh adamı yanlışlıkla öldürmüş. -_- Yani tamam bu da hafif değildi ama Josh’u geçmezdi yazar abartmış sanki bir tık? Ayrıca Josh’un babasının yaptığı kazara yamyamlık mevzusu derinleştirilmemişti, elbette babasının ne halt olduğunu az buçuk söyledi yazar, tamamen dememesi normal ama keşke biraz daha açsaydı konuyu. Ya ne diyeyim baya kabarık bir trigger listesi vardı ama bence hafif çıtır çerez bir kitaptı. Okuması kolaydı, sadece smut baydı bir noktadan sonra. Ama iyi diyebilirim. Josh’a sımsıkı sarılmak isterdim üzümlü kekim minik(1.93) Joshua’m ya :(
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025570 okunma
İlk görüşte aşk yoktur
7/10
·400 syf.··
2026 58. kitabı
Ask zamna alan bjseydin ve bunun yüksek çoğunluğu erkeğin cabalamasiyla oluşur özellikle yıllardır erkekler rtarafindan ihanete uğrayıp kandiriliyorsaniz Ben dee evet sadece dee onun bana aşık olabileceğine inanmadım yani inanmak istemedim hep inkar ettim benim içim çabaladı onu ne jadar istersem ittim tekrar geldi ama onu sonda öyle bur ittim ki artık gelmek istemiyor şimdi sıra bende korkularım üste gidip gecmiste olan şeyleri unutmam ve onunla bir yola çıkmak istiyorum peki onun kırdığım kalbini nasıl onaricam
Aşk
Sıkı FıkıEmma Chase · Ephesus Yayınları · 2016343 okunma
6/10
·104 syf.··
2026 56. kitabı
Édouard Louis’nin yeni romanı Monique Kaçıyor’u bitirdim. Kitabı bitirdiğimden beri içimde bir ağırlık var. Önceki kitabı olan Bir Kadının Kavgası ve Dönüşümleri’nin sonunda Monique’i Paris’in göbeğinde, kendi kozasını örmüş, özgürleşmiş bir kadın olarak görmüştük. Monique gerçek aşkı bulmuştu, iyi bir adamla beraber, iyi bir hayat yaşıyordu. Bu içimi rahatlatmıştı ve konforlu mutlu son yalanlarına kendimi kaptırmıştım. Oysa hayat, bu kadar korunaklı limanlarda sabitlenmiyor. Elli yaşından sonra bir kadının, cebinde tek kuruşu olmadan, sırf en temel hakkı olan "şiddetsiz bir yaşam" için her şeyi ortasında bırakıp yeniden kaçmak zorunda kalması çok sarsıcıydı. Okurken hissettiğim boğulma hissi, yazarın üslubundan ziyade eril şiddetin sıradanlığıyla yüz yüze gelmekten. Beni okurken en çok çileden çıkaran, erkek egemenliğinin evleri abluka altına aldığının yüzüme çarpması oldu. Kadın her taraftan kuşatılmış durumda. Monique bu şiddet çemberinden bir şekilde kaçıp canını kurtarsa bile, yine erkek egemen dünyanın sınırlarına çarpıp duruyor. Elli yaşını geçkin bir kadının hayata sıfırdan, üstelik birilerine sığınarak, kendini yük gibi hissederek başlamak zorunda kalmasının ne kadar yorucu olduğunu tahmin edebiliyorum. En acısı bunun kurgu olmaması... Kim bilir kaç evde bu ataerkil kabus sıradan bir gün gibi yaşanıyor. Édouard’ın annesine yardım ederken yaşadığı duygular bana çok insani geldi. Bir önceki kitaptaki sert tutumu, öfkesi gitmiş; yerine duygularını törpülemeyi başarmış, olgunlaşmış bir adam gelmiş. Kafasında sürekli "anneme neden bu kadar çok yardım ediyorum" sorusunun cevabını arıyor. Bence Édouard, Paris’teki ayrıcalıklı hayatını ailesine, annesine borçlu olduğunu düşünüyor. Onların yaşamlarını dünyaya anlatarak bir hayat inşa ettiğinin farkında. Sadece
Monique KaçıyorÉdouard Louis · Can Yayınları · 202668 okunma