Kendini unutmak, dostunun yanında eski gamsızlığını bulmak, neşeli, samimi olmak istiyordu, fakat meşru mutluluk hayallerinin yerine geçen günahkar mutluluk hülyası er geç diriliyor ve ona hayat çiçeğinin solduğunu, gülpembe umutlarının uçtuğunu hatırlatıyordu.
İçinde öyle bir his vardı ki aşkın ışıklı ve bulutsuz bayram sabahı geçmiş, aşk artık bir ödev olmaya, hayatına karışmaya, gündelik işleri arasına girmeye ve taze renklerini yitirmeye başlamış.