Yoksa insan en derin zekanın bile içimden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerde gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... ne saçma düşünce! hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir.
Gözleriniz benimle konuşuyor sanki; kelimelere ihtiyacım yok, her şeyi yüzünüzden anlıyorum; ama sizden ayrılır ayrılmaz, içimde öyle kuşkular,
öyle sorular uyanıyor ki tekrar yüzünüze bakmak, inancımı tekrar bulmak için yanınıza koşmak istiyorum.