"biliyorsun" dedim, "İstanbul Şubat ayında insanın ciğerini söker."Yumuşak bir sesle devam ettim."Günlerce, gecelerce yağan yağmurdan için üşür, sürekli ıslakmışsın gibi hissedersin.Elini sürdüğün her yer ıslaktır sanki. Hava bir poyraz olur,bir lodos. Deniz dalgalı, günler karanlık..."
Disklere kaydedildikten sonra kitapların öğütücüye gitmesi gerekirdi,ama kimi zaman eve götürürdüm onları onlara dokunmaktan ve görünüşlerinden zevk alıyordum.Luk bir antikacının kafasına sahip olduğumu söylüyordu,bundan hoşlanıyordu eski şeyleri o da severdi