Ayşe

Puan vermedi·48 syf.··
2025 31. kitabı
1956’daki Macaristan ayaklanması sonrasında, eşi ve çocuğuyla birlikte İsviçre’ye kaçmak zorunda kalıyor. Bu sürgün hayatı onun kaderini belirliyor. İsviçre’de yeni bir dil (Fransızca) öğrenmek, bu dilde yazmaya başlamak zorunda kalıyor. İşte kitabın adı da bu noktada anlam kazanıyor: Kendi ana dilinde yazamamanın acısını “okumaz yazmaz” olmakla eş tutuyor. Dilin bir insanın kimliğiyle ne kadar iç içe geçtiğini ana dilinden kopmak, sanki hafızasını, geçmişini, köklerini yitirmek gibi. Kristof bu kaybı, yazıyla yeniden kurmaya çalışıyor. Kitabın kısa olması bence etkisini artırıyor. Az sayfa ama çok yoğun bir anlatım var. Biraz da bu sıkıştırılmışlık hissi, sürgün hayatının ağırlığını yansıtıyor. Kendi hayatını anlatıyor ama aslında milyonlarca göçmenin ortak duygularını dile getiriyor. O yüzden çok evrensel bir hikâye. Sadelik o kadar güçlü ki. Kristof süslü cümleler kurmuyor ama doğrudan gerçeği söylüyor. O yalınlık sayesinde yaşadığı duygular daha çarpıcı hale geliyor. Dilini ve ülkesini kaybetmiş bir yazarın içten tanıklığı… Kısacık ama insanın içine ağır bir göç, yalnızlık ve edebiyat hikâyesi bırakıyor. Okumak bilip kendi dilinde yazamamak… Okumaz Yazmaz, sürgünün en derin yarasını gözler önüne seriyor. Kristof, ana dilinden kopmayı “okumaz yazmaz” olmakla eşleştiriyor. Sizce bir insan kendi dilinde yazamazsa, gerçekten “okumaz yazmaz” sayılır mı?
Okumaz YazmazAgota Kristof · Can Yayınları · 20233,705 okunma
Reklam
Puan vermedi·448 syf.··
2025 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 00:00
“İçimde bir yara taşıdığımı inkâr edemem. İstersen bunun adına öfke de istersen hayal kırıklığı… Ama bir kalp taşıdığını söyleyen insan, aynı zamanda bin yarayı da beraberinde taşımaz mı?” Sizce her kalp, görünmeyen yaralarla mı doludur? “Dünyasızlar”ı, insanın hem kendi içinden hem de toplumdan sürgün edilişini anlatan, varoluşun sancılarını derin bir dille işleyen bir metin. Kitapta yalnızlık, köksüzlük ve “dünyaya ait olamama” hâli güçlü metaforlarla resmediliyor. Yazar, bireyin modern zamanlarda yaşadığı yabancılaşmayı edebi bir yoğunlukla aktarırken; aslında aidiyet, anlam arayışı ve insanın kendi içindeki boşlukla yüzleşmesi üzerine derin bir sorgulama sunmuş bizlere. İnsanın dünyaya kök salamayan yanını, aidiyet arayışını ve içsel yalnızlığını derin bir dille içinize işliyor. Yabancılaşmanın en çıplak hâlini gösterirken, aslında kendimize tuttuğumuz aynayı da unutturmuyor. Kısacası, “Dünyasızlar” insanın dışarıya değil, kendi içine doğru yaptığı en çetin yolculuklardan birini hatırlatıyor. Hiç kendinizi bu dünyada misafir gibi hissettiniz mi?
DünyasızlarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20254,230 okunma

Ayşe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·328 syf.·
9 saatte okudu
·
2025 34. kitabı
Vigdis Hjorth
7.9/10 · 1.809 okunma
“İçimde bir yara taşıdığımı inkâr edemem. İstersen bunun adına öfke de istersen hayal kırıklığı… Ama bir kalp taşıdığını söyleyen insan, aynı zamanda bin yarayı da beraberinde taşımaz mı?”
Alıntı
“Dünya, ben onsuz yaşayamam deyip güle oynaya yaşayanlarla dolu…”
Reklam