Kitabinaslibu

Annesi sanki porselen tabaklardan yansıyan bir ışık altında biriyle konuşuyordu…
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İşte tekerleğin birinin ayağını çiğneyip geçtiği dünya bu dünya.
Demek insan bir erkekle resimle ilgili ciddi ciddi konuşabilirdi…
Deniz boydan boya kızıla ve altın rengine boyanmıştı. Bu renge şarap kokusu gibi bir koku karışıp, Lily’i sarhoş etti. Çünkü kendini uçurumdan aşağı atıp incilerle süslü bir broş ararken boğulup gitme arzusu içinde yine belirmişti…
Lily ‘Ama ölüler’ diye düşündü. Resimde bir engelle karşılaşarak bir an durakladı. (…) İnsan onlara acıyor, onları bir kenara itiyor, hatta onları biraz küçümsüyordu. Bizim insafımıza kalmışlar…