Kitap bende iki temel izlenim bıraktı:
1. Siyasi Figürün Ötesindeki İnsan Deniz:
Deniz Gezmiş hakkında daha önce pek çok şey okumuştum ama bu kitap, onu "efsane" kisvesinden çıkarıp, kanlı canlı bir insana dönüştürdü. Kardeşi Hamdi Gezmiş'in anlatımı sayesinde, o meşhur pankartları tutan lideri değil; evde sütlaç kavgası yapan, bisikletiyle maceralara atılan, annesini mutfakta korkutan, şakacı, coşkulu ve gencecik bir delikanlıyı tanıdım. Bu yakın bakış açısı, onun ideallerine neden bu kadar sıkı sarıldığını ve nasıl bir ailede yetiştiğini anlamamı sağladı. Hikaye, sadece kısa ama dopdolu geçen hayatının siyasi olaylarını değil, iç dünyasının fırtınalı, eğlenceli ve durgun anlarını da derinlemesine yansıtıyor.
2. Ailenin ve Dönemin Vicdan Azabı:
Kitabın en çok kalbime dokunan kısmı, Gezmiş ailesinin yaşadığı çaresizlik ve onurlu mücadeleydi. Bir babanın, bir annenin oğullarını kurtarmak için gösterdiği çaba, mahkeme salonlarındaki dik duruşları ve avukatların anlatımları... Özellikle idamın ardından babanın oğlunun naaşını görmeye gittiği anları okurken boğazım düğümlendi. Can Dündar'ın, olayların tarihsel bilgisini verirken; Hamdi Gezmiş'in o tarihe ait insani, bilinmeyen detayları katması, kitaba emsalsiz bir samimiyet ve ağırlık kazandırmış.
Özetle, benim için Abim Deniz:
• Sürükleyici bir anı-biyografi.
• Belgesel niteliğinde, zira çok sayıda fotoğraf ve belge sunuyor.
• Duygusal olarak çok yıpratıcı, ama bir o kadar da ufuk açıcı.
Eğer 68 kuşağını ve Türkiye yakın tarihinin en önemli figürlerinden birini sadece kitaplardan değil, en yakınlarının gözünden, tüm çıplaklığıyla tanımak istiyorsanız, bu kitap kesinlikle başucu eserlerinden biri. Unutulmayacak bir okuma tecrübesiydi.