·
Okunma
·
Beğeni
·
210
Gösterim
Adı:
1793 Kurt ve Bekçi
Baskı tarihi:
3 Mart 2020
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050971194
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hainlik hainliği doğurur, şiddet şiddeti...

Yıl 1793. İsveç kralı kısa süre önce suikasta kurban gitmiştir. Kraliyet Fransız Devrimi'nin dalgalarının topluma ulaşmasından korkarken Stockholm dedikodu ve entrikalarla içten içe kaynar.

Bu kaos içinde, bekçi Jean-Michael Cardell çamurlu Fatburen Gölü’nde bir ceset bulur. İki kolu ve iki bacağı kesilmiş ceset tanınmaz haldedir. İnce hastalığın son safhalarındaki polis dedektifi Cecil Winge ile bekçi Cardell bu vahşi cinayeti çözmeye koyulurlar. Araştırmaları ilerledikçe toplumun her sınıfına yayılmış, karanlık sırlar ve sınırsız kötülükten oluşan bir ağın içinde bulurlar kendilerini.

Umberto Eco’nun Gülün Adı romanının açtığı yolda ilerleyen Niklas Natt och Dag, edebiyatla gerilimi buluşturan bir şaheser yaratıyor. Zengin tarihi detaylarla 18. yüzyıl Stockholm’ünün inandırıcı bir portresini çizen roman, müthiş bir okuma tecrübesi vaat ediyor.
416 syf.
·8/10 puan
Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm, yani 150 sayfa biraz sıkıntılı ilerledi. Karışık geldi bana. İkinci bölüme geçince gerilim dolu satırlara yavaş yavaş ilerlediğimi fark ediyorum o an. O karanlık atmosfer sarıyor etrafımı. Dehşet ve vahşet girdabına sürüklenirken, o zaman anlıyorum iyi bir yazarla karşı karşıya kaldığımı. Kötülük her yanımı sarmış durumda. Hikayede rahatsız bir şeylerin geleceğini tahmin ediyorum ama bu kadarı çok fazla. Ara verip derin nefes alıp veriyorum. Başım dönüyor. Klostrofobik bir hava var ortamda. Nefes almam zorlaşıyor. Karakter gibi sıkışıyorum o an. Bunu tahmin etmiştim, kitabın başında anlamıştım rahatsız bir şeylerin beni beklediğini. Saf kötülük akıyor sayfalarda. Tüylerim diken diken oldu bu yüzden. Uzun zamandır okuduğum gerilim kitaplarında bu etkiyi hissetmemiştim. Daha derinlere indikçe zihnim bu tiksindirici cümlelerden kaçmak için yanıp tutuşuyor. Beni tedirgin etti. Beni ürküttü. Midemi bulandırdı. Dehşete düşürdü...
Kitabın ilk 150 sayfasını sabırlı bir şekilde okuyun. Asla pes etmeyin. Sonra kötülük dolu bir ortama adımınızı atın ve insanların ne kadar vahşi, ne kadar kötü olabileceğine şahit olun.
416 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Cardell ve Winge, pek doğal olmayan ikili, ancak bazen kaderin, tesadüfleri bir araya getirmede büyük rolü vardır. Her ikisi de, Cardell kendi ölümüne içmeden ve Winge son kanlı nefesini öksürmeden önce insanlık için son hizmetlerini gerçekleştirebilecekler mi?
Kitaba başladığımda bu nasıl polisiye - gerilim kitabı dedim hatta arkadaşlarıma sanırım sevmedim dedim.
Sonrasında, anlatımındaki insanlık dışı ve korkunç dehşetli cümleleriyle kısmi felç geçirmiş olabilirim.
Gerçekten karanlık ve rahatsız edici bir kitap. #gerilim kitaplarında, yazarın okuyucuya vermek istediği o gerilimi, iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Yazar, canlı canlı dönemin zengin tarihini anlatmasıyla da okuyucuyu18.yy sonlarının yaşandığı Stockholm'e doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
416 syf.
·3 günde·8/10 puan
1793 yılı isveç'indeyiz.

ince hastalığa yakalanmış ve adeta ölümü bekleyen bir polis ve gölde vücudu kesilmiş bir ceset bulan tek kollu bekçi.

cesedin gözleri, dili, kolları ve bacakları yoktur. bu iki adam cesedin gizemini bulabilmek için sıkı bir maceranın peşine düşerler.

4 bölümden oluşan romanda, olaylar tarantino filmlerinde oldugu gibi kronolojik sıra gözetmeden ilerliyor. şiddet, avrupa'nın o dönemdeki pisliği, yoksunluğu göze çarpıyor.

eser orjinal dilinden değil, ingilizce'den dilimize çevrilmiş. yazar isveç'in en köklü ailelerinden birine mensup ve bu ilk kitabıymış. 1794 adında ikinci kitabı da var, ancak dilimize çevrilmiş değil.

okuduğum en iyi polisiyelerden biri değil ancak sürükleyici olduğu kesin.
keyifli okumalar.
416 syf.
·23 günde·7/10 puan
Oncelikle herkese ıyi okumalar
Kitap gayet akici yazilmis guzel bir gerilimdi kitabimiz 3 bolumden olusuyor birinci bolumde savasta bir kolunu kaybeden ve daha sonra bekcilik yapan bir adamin buldugu bir cesetle basliyor hersey cinayeti cozmesi icin ise verem hastasi olan ve uzerine bugun yarin olecek diye bahis tutulan bir komser atanir bu ikisi katili bulmak icin cabalarlar ama olay hicte goruundugu gibi degildir cunku kurban son derece vahsi bir sekilde iskence ile oldurulmustur burda yazmiyayim okuyunca anlarsiniz vahsiligi
Ikinci kisimda kendini zengin gibi tanitip asil zengin insanlari dolandirmak isterken yakalan ve zengin biri tarafindan satin alinip kotu bir adama satilan bir gencin hikayesi
Ucincu isimda sucsuz yere hapise atilan genc bir kizin hikayesi
Kitap bu uc hikaye arasinda sekilleniyor ve sonunda butun olay birlesiyor
Dedigim gibi gayet guzel yazilmis bir kitapti okumanizi tavsiye ederim yanliz sanki devam kitabi gelebilir gibi bir son yazmis yazar
416 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu kez sizleri İsveç'in, karanlık, kasvetli, kan kokan sokaklarına götüreceğim. Eser, adından da anlaşılacağı üzere 1793 yılında Fransız Devriminin sancılı dönemlerinde geçiyor. Ancak kendi hızıma göre yavaş sayılacak bir sürede okuyabildim kitabı. Yazar dönemi öyle güzel tasvir etmiş ki, kendimi o ölüm, kan ve pislik kokan sokaklarda buldum desem yeridir.
.
Eser, dört bölümden oluşuyor. 1793 yılının güzü, baharı, yazı ve kışı olmak üzere.. Her bölümde farklı karakterlerin yaşam biçimine tanık oluyoruz. Ve bu karakterlerin bir noktada buluşacağını umuyoruz Ve her böğümünde, medeniyetine imrendiğimiz batının, ne kadar pis, acımasız ve cahil olduğunu hayretler içinde okudum
.
Herşey, gölde bir ceset bulunmasıyla başlıyor. Eski bir savaş gazisi ve verem hastası polsi memuru katili aramaya başlıyor. Araştırmaları onları, insanlığı harete düşürecek bir vahşetin düğümlerini çözmeye götürüyor...
.
Ben kitaba polisiye der miyim? Hayır güzel bir dönem hikayesi diyebilirim ancak Ama içinde cinayet var mı? Evet dedektif var mı? Evet kafamda hala nereye oturtacağıma karar veremdiğim bu esere bir şans verebilirsiniz der hepinize şimdiden keyifli okumalar dilerim, Kitapla Kalın, Evde Kalın, sağlıkla kalın
416 syf.
·24 günde·Puan vermedi
Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm, yani 150 sayfa biraz sıkıntılı ilerledi. Karışık geldi bana. İkinci bölüme geçince gerilim dolu satırlara yavaş yavaş ilerlediğimi fark ediyorum o an. O karanlık atmosfer sarıyor etrafımı. Dehşet ve vahşet girdabına sürüklenirken, o zaman anlıyorum iyi bir yazarla karşı karşıya kaldığımı. Kötülük her yanımı sarmış durumda. Hikayede rahatsız bir şeylerin geleceğini tahmin ediyorum ama bu kadarı çok fazla. Ara verip derin nefes alıp veriyorum. Başım dönüyor. Klostrofobik bir hava var ortamda. Nefes almam zorlaşıyor. Karakter gibi sıkışıyorum o an. Bunu tahmin etmiştim, kitabın başında anlamıştım rahatsız bir şeylerin beni beklediğini. Saf kötülük akıyor sayfalarda. Tüylerim diken diken oldu bu yüzden. Uzun zamandır okuduğum gerilim kitaplarında bu etkiyi hissetmemiştim. Daha derinlere indikçe zihnim bu tiksindirici cümlelerden kaçmak için yanıp tutuşuyor. Beni tedirgin etti. Beni ürküttü. Midemi bulandırdı. Dehşete düşürdü...
Kitabın ilk 150 sayfasını sabırlı bir şekilde okuyun. Asla pes etmeyin. Sonra kötülük dolu bir ortama adımınızı atın ve insanların ne kadar vahşi, ne kadar kötü olabileceğine şahit olun.
Kitabı tavsiye eden arkadaşımın yorumunu hiç değiştirmeden buraya alıyorum, dediği gibi ilk bölüm klasik polisiye bu bölümü atlattıktan sonra kitap gerçekten çok sarıyor ilk bölümde ne kadar kitabı yarım bırakma fikri beyninizin kıvrımlarında oluşmaya başlıyorsa da ikinci bölümden sonra işin içine gotik korku öğeleri karışıyor ve o oluşmaya başlayan kitabı yarım bırakma fikri yavaş yavaş siliniyor hatta ikinci bölümün sonuna gelince o fikir tamamen kayboluyor.
Hımmm; düşündüm de gotik korku demeyelim Lovecraft’ la boy ölçüşemez çünkü, gerilim diyeli fakat biraz gotik öğelerde var. Yazar kitaba biraz gülün adı havası katmış yani elbet ikisi çok farklı bence fakat arka planda ortaçağ Avrupası olması açısından benzer. Birde kitabı kötülemek gibi anlaşılmasın da, biraz tutarsızlıklarda var lakin ödül almış bir kitap sonuçta bence o tutarsızlıklar çeviriden kaynaklanıyordur…
Mesela;
· Asfaltlanmamış köy yollarından bahsediliyor
· Disko pistinden bahsediliyor
Kitabın geçtiği dönem 1700 lerin ortaçağ Avrupası hangi yola asfalt dökülüyor, hangi pistten bahsediyorsunuz derler adama, neyse ki bunlar az ama benim gözüme battı açıkçası …
Bu ufak tefek hataları saymazsak kitap oldukça sürükleyici, okuduğuma pişman değilim gerilimseverlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim …
namaste çekiyormuyuz kürekleri kayıkçı ?
Öyle mi, ok...
416 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Hainlik hainliği doğurur, şiddet şiddeti...
.
Selam herkese. Bugün yine bir kitaptan bahsedeceğim. Polisiye, gerilim, edebiyat, tarih ve bir tutam da korku barındıran farklı tarzda yazılmış bir polisiye kitaptı. Çok sevdiğim bir kitap oldu. Bazı kısımlar Stephen King vâri bir şekilde anlatılmıştı o yüzden ayrı bir sevdim tabi. Her zaman bu tarzlarda polisiye kitaplar bulup okuyamazsınız. Çünkü içinde polisiyenin yanında edebiyat, tarih, gerilim gibi uç noktalar da bulunan konuları yazar öyle güzel harmanlayıp bize sunmuş ki, bulursanız mutlaka kaçırmamanızı ve alıp okumanızı tavsiye ediyorum.
.
.
Biraz kitabın içeriğinden bahsedeceğim. Yıl 1793'tür. İsveç kralı suikaste uğramıştır. İsveç kraliyeti ise Fransız İhtilalinin halka ve topluma yansımasından korkmaktadır. Ülke de bu kaos yaşanırken, bekçi Cardell bir gölde, iki kolu ve iki bacağı kesilmiş bir ceset bulur. Bekçi Cassell ve ince hastalığın son dönemlerinde ki Polis dedektifi Cecil Winge bu vahşi cinayeti çözmeye çalışırlar. Araştırmalar ilerledikçe toplumun her safhasında olan, karanlık sırlar ve sınırsız kötülükten oluşan bir ağın icin de bulurlar kendilerini. .
.
Yazar Niklas Natt och Dag, Umberto Eco'nun Gülün Adı isimli romanının açtığı yolda ilerleyen bir yazardır ve bu kitap yazarın ilk romanıdır. Ben de müthiş bir ilk roman olduğunu söyleyebilirim. .
.
Kitabın ödülü yok mu, tabi ki var; 2017 yılında İsveç Polisiye Yazarları Akademisi'nin en iyi ilk roman ödülüne ve 2018'te Yılın Kitabı Ödülü'ne layık görülmüş. Kitaptan bahsedeceklerim bu kadar. Kendinize iyi bakın. Sağlıcakla kalın...
Çocukken intikamımı kendini benden koruyamayacak kadar zayıf olanlardan aldım. Gölette oynayan kurbağadan, köpeklerden ve tavuklardan. Ben babamdan korkmayı nasıl öğrendiysem onlar da benim gazabımdan öyle korktular.
Sağlığın kötüye gitmeye başladığında beni, yalnızca beni mümkün olduğunca çabuk haberdar etmeni.istiyorum. Bürodaki beyefendiler senin öteki dünyaya gideceğin güne dair bahis yapıyor. Şu anki miktar benim yıllık maaşımın üç katı.
Niklas Natt Och Dag
Sayfa 104 - Doğan Kitap
Duygu! Hayat! Nereye gittiniz?
İçine düştüğüm bu cehennemde,
Gölgeler çoktan akıp giden zamanı
Hatırlamamı sağlıyor.
Kaderim olan bu karanlık yol,
Beni nihayet saran bu bulutlar,
Düşüncelerimi altüst eden bu perdeler,
Bütün damarlarımı dolduran bu soğuk,
Bu zayıflık; hepsi birden
Beni mezara hazırlıyor.

Johan Henric Kellgren, 1793
Kıyamet dünyanın son matem çanını çalacak,
Tanrı kararını verecek sevgilim;
Sadık arkadaşlar korkmasın,
Günahkârlar karanlıkta yaşayacak.

Carl Michael Bellman, 1793
Oluklardan kan akacak. Ne kadar az kişi hayatta kalırsa o kadar iyi. Bırakın Köprüler Arasındaki Şehir cesetle boğulsun. Mezarlıklar dolup taşsın. Bırakın geriye yalnızca kuzgunlar kalsın.
Yaşanmaya değer şeylerin hatırlatılmasının hastalıkların iyileşmesine yardımcı olduğunu söyleyebilirim.
Niklas Natt Och Dag
Sayfa 300 - Doğan Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
1793 Kurt ve Bekçi
Baskı tarihi:
3 Mart 2020
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050971194
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hainlik hainliği doğurur, şiddet şiddeti...

Yıl 1793. İsveç kralı kısa süre önce suikasta kurban gitmiştir. Kraliyet Fransız Devrimi'nin dalgalarının topluma ulaşmasından korkarken Stockholm dedikodu ve entrikalarla içten içe kaynar.

Bu kaos içinde, bekçi Jean-Michael Cardell çamurlu Fatburen Gölü’nde bir ceset bulur. İki kolu ve iki bacağı kesilmiş ceset tanınmaz haldedir. İnce hastalığın son safhalarındaki polis dedektifi Cecil Winge ile bekçi Cardell bu vahşi cinayeti çözmeye koyulurlar. Araştırmaları ilerledikçe toplumun her sınıfına yayılmış, karanlık sırlar ve sınırsız kötülükten oluşan bir ağın içinde bulurlar kendilerini.

Umberto Eco’nun Gülün Adı romanının açtığı yolda ilerleyen Niklas Natt och Dag, edebiyatla gerilimi buluşturan bir şaheser yaratıyor. Zengin tarihi detaylarla 18. yüzyıl Stockholm’ünün inandırıcı bir portresini çizen roman, müthiş bir okuma tecrübesi vaat ediyor.

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Sercan Gökalp
  • Yıldız Açıl
  • Kaan
  • Selma salgırboyu
  • Cem Erem
  • Gubresiz patadis
  • Çağrı KARA
  • Felicity Lemon
  • CemA
  • Mustafa altun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (2)
9
%16.7 (2)
8
%41.7 (5)
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0