"Tarihin bütün hareketleriyle meydana gelmiş bulunan kültürümüz, bizim gerçek ruhumuzdur. Nasıl ki bir insan, başkalarının ruhiyle yaşayamazsa, bir millet de başka tarihlerin hadiseleriyle yaşatılamaz. Hayatımızı hakimiyeti altına alan millî kültürümüz, bizim gerçek sahibimizdir."
"Din adamları, bugün ruhî hayat sahibi değildirler. Eğer olsalardı, dinin olduğu gibi, dinle birlikte sistem teşkil eden kültür hayatının, sanatın, ahlâkın, felsefenin sahipleri olurlardı."
"Bu vicdanın zaferi, kültürümüzü kurtarmakla kabildir. Kültürümüz nerede? Bin yıllık tarihimizin yarattığı kültür, vicdanlarımızda barınıyor; o şuurumuzda, şuurumuzun altında ve bütün hücrelerimizde gömülüdür. Onu dile getirmek, onu harekete getirmek, onu hayata kavuşturmamız lâzım geliyor."
"Teknik kendi kültürümüzden doğmuş olacaktır: Bu, tabiatın zaruretidir.
İkinci zaruret, kültürümüzün çocuğu olan tekniğin, kültürün ötesine geçmesi, onun hakimiyetini tanımış olmasıdır: Bu bizzat ilmin zaruretidir. Böyle olmazsa ilim, sanat ve din, hep iyi yaşamak, zengin olmak hasretine feda edilir."