• İnsanların buluşacağı ve konuşacağı, fikir alışverişi yapacağı yerlere ihtiyacı var, hem sadece para konusunda değil, tamam mı? Bize hayatı öğreten kitaplardır. Kitaplar insana empati duymayı öğretir. Ama kiranı zar zor öderken kitap satın alamazsın ki. Bu yüzünden o kütüphane çok önemli bir kaynak! Bir kütüphaneyi kapatırsan, Louisa, sadece bir binayı değil, umudu da kapatırsın.
  • Okumayı düşündüğüm kitap sayısı 10 olmuş, yakın zamanda kitap alışverişi şart oldu 😂😂
  • Kitap biraz elimde kaldı kendi sebeplerimden ötürü biraz da bazen sıkıcı gelmesinden ötürü.

    Kitap bir yerde şehvet kitabıdır, bir yerde felsefi, bir yerde sabır bir yerde de hipnoz kitabıdır.

    Fermina Daza ve Florentino Ariza'nın çılgınca mektup alışverişi yaptığı kıza 2 yıl boyunca sadece mektuplaştığı ve aşkıyla yanıp kül olduğu tutkulu bir kitap.

    Henüz küçük yaşta aşık olan Fermina Daza bana göre zamanla olgunlaşıp, olgunlaştıkça sorgulayan, sorguladıkça kabulenen insan protipidir.

    Yani kısacası terk edilmiş bir sevgilinin gençlik döneminden yaşlılık dönemine kadar süren saplantılı aşkını anlatıyor.


    Kitabın olay örgusu bana biraz karışık geldi o yüzden sakin bir kafayla ve sakin bir ortamda okunması daha akıcı anlaşılır olmasını sağlıyacaktır.

    Yazarın okuduğum ilk kitabı yani okumaya değer:))
  • Not:Tabii ki başlık şakaydı..


    Kısa bir diyalog
    Karakterler: Ben, mantıklı yanım, kitapkurdu yanım

    Ben: Aa oğuzhan uğur un kitabı çıkmış... Şarkılarını ve video kliplerini pek severim. Nasıl bir kitap acaba alsam mı?

    MY: Gamze kitaplığına sığmıyor kitapların okumadığın çok kitap var.. Üstelik bunlar evdekiler, işyerindeki küçük dolaba sıkıştırdıklarını saymıyorum bile.

    KKY: Ya hepsini okuyacak ki o, okumayacak olsa almaz değil mi ama?

    MY: Ben okumayacak demiyorum, önce onları oku bitir sonra al diyorum. Hem okuyacak daha tonlarca, kilotonlarca hatta megatonlarca kitap varken dikkatini dağıtma..

    Ben: ama bak tam da şu an ucuzken alayım. Dolar yükseliyor kitap fiyatları artacak diyorlar sonra hiç alamam. Stok yapayım, hem okuyom ben yaağ...

    MY: he al al.. Alış hızına okuma hızın yetişemiyince de panik atak krizlerine girip
    'acaba bibliyomanyak mı oluyorum ben' diye ağrıt başımızı..

    Ben: bibliyoman olacak o..
    MY: herneyse...
    Ben: 1k ya bir bakayım, ne yorumlar var konusu neymiş?
    ...
    Ben: edebi yönden zayıf, beklentisini karşılayamamış, çok beğenmiş, sürükleyici, yalın, sade, falan filan feşmekan...

    MY: edebi yöne bakacak olsam misal Sabahattin Ali okurum. Ne alaka yani?

    KKY: bu aralar üst üste üzerine çokça düşündüğün kitaplar okudun. Bu kitabı okuyabilirsin, beynin dinlenmiş olur hem de beğenirsin diye düşünüyorum..

    MY: Dur bakayım.. Bu kitap çok satanlar listesinde mi? Ne çok okuyan varmış.. Pek 'popüler' yani şu aralar, sen sevmiyordun ya hani popüler kitapları okumayı hatırlatayım dedim.

    Ben:??!!?!?!?!!!

    KKY: canım onla bu bir mi? Bir kitabı sırf popüler olduğu için, 'herkes okuyor ben de okuyayım' mantalitesi ile okumak yerine konusunu araştırıp ilgisini çekerse alıyor gamze. Hem yazarı da az çok biliyoruz şarkı sözlerini, kliplerini de beğeniyoruz. Al gitsin..

    Ben: attım sepeteee hihihihihi...

    MY: Hıh.. Şu kitaplar konusunda beni hiç dinleme sen zaten.. Bibliyomanyak olacan bu gidişle..

    MUTLU SON

    Kitapla ilgili ne yazsam spoiler verecekmişim gibi geliyor.. Genel olarak kitabı beğendim. Okunması kolay, tabii bunda kimilerinin eleştirdiği ama benim yayınevinin diğer kitaplarından aşina olduğum iri puntoların da katkısı yok değil. İçeriğinde politik göndermeler ne göndermesi bindirmeler var.. Sadece o da değil.. Aile ilişkileri, insanların birbirine yabancılaşması, çıkarları uğruna haksızlıklara göz yumanlar, kendini büyük görme hastalığı, tecavüz, ihanet, hayvanlara saldırı... Kısaca artık olağan gördüğümüz Türkiye'nin ve dünyanın gerçekleri birer birer önümüze serilmiş.

    Bir nevi iç hesaplaşma da var kitapta, buna istinaden yukarıda kendimle konuşmalarımı yazdım. Üç aşağı beş yukarı kitap alışverişi esnasında aklımdan geçenleri yazarak ben de kendi iç muhasebemi yaptım. Tabii ki bu mecburen düzenlenmiş versiyon, kafamın içindekini aynen yazıya döksem incelemenin başı randomlu olurdu ki site için bir ilk de sayılmazdı hani.

    Ben iç muhasebemi yaptım, rahatladım.. Yarın sepeti doldurmaya devam ederim artık;)
  • Bu kitabı alış sebebim Filistin direnişi ve canı pahasına Aksa'mızı savunan, derin saygı duyduğum kassam tugayları hakkında ilk ağızdan bilgi almaktı. Zira kitap Kassam tugaylarının komutanı, dahi mühendisi, İtrail mahkemelerinde ütopik bir ceza almış olan Abdullah Bergusi'yi anlatmaktadır.
    Şimdi gelelim başlığın sebebine.. Kitapta olmasını beklediğim İslamın direnişini bulamadım. Daha çok IŞİD gibi PKK gibi intikamcı, helal haram gözetmeyen, masum sivil ve hayvanları öldürmekten çekinmeyen, canlı bomba eylemleri düzenleyen bir kişiden bahsediliyor.
    Biz Hamas'ı, Kassam Tugaylarını, silaha karşı taş ile yapılan o kutlu mücadeleyi biliriz. Bu kutlu mücadelede böyle şeylere yer olmadığını da o güzide şehitlerin kanının gül kokusunu da biliriz.
    Şahsi fikrim, yazarın bu kitabı karanlık ve tek başına kaldığı bir hücrede yazdığı, ailesiyle bile görüştürülmedi göz önüne alınınca ortaya bir tutarsızlık çıktığı yönünde. Neden itrail kutlu direnişin anlatılmasına ve Filistin'in çığlıklarının daha duyulabilir olmasına izin versin? Neden böyle bir kitabın çıkmasına göz yumsun?
    Velhasıl ben bu kitabın kutlu direnişe leke sürmek isteyen, itraili yaptıklarında haklı çıkarmak isteyen birileri tarafından yazdırtıldığını düşünüyorum. Bu kitabı okuyup beğenenler lütfen bir de bu pencereden bakarak tekrar okusunlar. Edep çerçevesinde her türlü tartışma ve fikir alışverişi için sizleri mesaj kutuma beklerim.