III. Napolyon iktidarda otoritesini kaybediyordu. Napolyon süreci tersine çevirebilmek için, Prusya’yla (Bismarck Almanyası ) yapılacak bir savaşı fırsat olarak kulanmak istedi. Bu amaçla 1870’te Prusya’ya savaş ilan etti. Ne var ki Fransız birlikleri kısa zamanda Prusya ordusu tarafından ezildi. 28 Ocak 1871’de onur kırıcı bir ateşkes anlaşması imzalandı. Bu gelişmeler Fransız halkında öfke patlamasına neden oldu. Komün Fransa’nın Bismarck Almanyası’na yenilmesini içlerine sindirememiş Paris Halkının hükümete karşı yapmış olduğu devrimdir. Almanya yenilgisinden sonra, 18 mart 1871'de Hotel de Ville'de toplanan milli muhafizlarin havaya açtigi ateşlerle Paris Komünü ilan edildi. 2 ay süren iktidarları boyunca bazı reformlar yapıldı.
Tarihte ilk kez sermayeye karşı savaşın ilan edildiği bir durumdu. Burjuvazinin artık yönetemediği ama proletaryanın da yönetecek durumda olmadığı bir dönemdi, 18 Mart 1871’de Komün kurulmuştu. Komün bayrağı dünya cumhuriyetinin bayrağı olarak kabul ediliyordu. Komüncüler sadece Paris’te değil, tüm dünyada emeğin kurtuluşu için mücadele ettiklerine inanıyorlardı. Bundan dolayıdır ki, bir bütün olarak Avrupa burjuvazisi ve onun borazanlığını yapan basın, Komün’e büyük bir nefret ve kin kusuyordu. “Kızıl bayrağı”, 20. yüzyılın tüm devrimlerinin, kendilerini, öyle veya böyle, 1871 Paris ayaklanmasının vârisi olarak görmek istemişlerdir. Paris Komünü dünya tarihinin olağanüstü bir olayı idi. İnsanlık tarihinde ilk kez proleter bir devrim gerçekleşmiş, işçi sınıfı iktidarı ele geçirmiş ve 72 gün boyunca onu elinde tutmayı başarmıştı.
1871 Komününde Paris, bir toplumsal fizik deneyinin laboratuvarı olmuştur; Engels “Paris Komün’ü proletarya diktatörlüğüydü.” Derken Marx, Komünü, “imparatorluğun antitezidir” “Komün’ün temel eseri, onun bizatihi