4 Defter - Rumeli Rüzgarı

·
Okunma
·
Beğeni
·
212
Gösterim
Adı:
4 Defter - Rumeli Rüzgarı
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
334
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759968960
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Kitap
“Rumeli Rüzgârı, büyük ninelerimi İstanbul’a ve Anadolu’ya savurup getirmiş hicretin hikâyesi elbette...

Rüzgâr, sadece zorunlu göçün hatırası, nostalji notları olarak da geçmiyor bu defterlerde. Kuşaklar arasında yaşadığımız derin dönüşümler, şimdilerde yerleşik olduğumuz halde etrafımızdaki mekân üzerinden süren ve belki zorunlu göçlerden, hicretlerden çok daha kudretli akıl almaz değişimler, eşyanın hakikatine vakıf olmamıza engel müthiş hızlı süreçler de, Dört Defter’in hayretlerindendir...

Buna rağmen Rumeli Rüzgârı, nesilden nesile çok da bilinçli olmayarak aktarılan benzeşimleri, içerik değiştirse de bir türlü yatıştırılamayan tedirginliklerimizi, sebepli sebepsiz hasretlerimizi, bağlılıklarımızı, hiç kurtulamadığımız esaret hissiyatımızı, en önemlisi “tavır” olarak tüm sonraki kuşaklara da sirayet etmiş bir “ruh hali”ni işaret eder...”

Usta yazar Sibel Eraslan’dan türlerin arasında cesurca salınan, Balkanlar’dan Akdeniz’e, asırlar evvelinden bugüne gelerek kokulardan seslere, uzak hatıralardan yakın tanıklıklara, insanın ve hayatın derinliklerine temas eden zengin ve çok katmanlı bir metin.
Her defterin adeta sihirli bir kapı işlevi gördüğü kırk odalı, büyük ve bereketli bir konak Rumeli Rüzgârı.
334 syf.
·Puan vermedi
4 Defter Rumeli Rüzgârı
O kadar derin ve gerçekti ki yaşananlar yazarın yüreğine yansımıştı. Bir o kadar içli ve hüzünlü... Gözlerimden yavaş yavaş süzülen gözyaşlarıyla okudum kitabı
Neydi peki bu gözyaşlarına ilham veren?
Neydi kitapta anlatılan o kadınların hikayesi….
Yüreğime dokunan neydi acep o denli?

Toprak defterinde bende toprak oldum

Rüzgârda savruldum

Alev de ateşe mi düştüm ne dedim

Su defterinde sular serpildi gönlüme

Seher Hanım, Fatma Yaşar Hanım, Penbe Hanım, Zeynep Hanım, Metin Kaptan, Azime Hanım, Fikriye Hala, Refika Hanım, Seyit, Nina, Alma Hala, Yadigar, Yıldıray… Aklıma gelmeyen var ise affola

Onlar her daim yanımdaydı sanki yaşadım birlikte acılarını da sevinçlerini de

Seyit’in bacağıyla benimki de koptu sanki anlayın yani ne kadar yaşadım

“Tarih çocukların evidir.” demiş yazar eviymiş gerçekten ya nasıl olmasın tarih yoksa geçmiş yoksa bizi yetiştiren o koca değerler yoksa bizde yokuz

Küsuf nedir? Namazı nasıl kılınır?

Kuşluk vakti? Duha namazı?

“Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr” duası

Tel dolapta saklanan yiyecekler

O kocamannnn küplere kurulan ve tadına doyulmaz turşular

Kış gelmeden yapılacak tüm hazırlıklar tarhanası, nanesi, biberi ve dahası

“Ceviz ağacında gizli olan anne kokusu” gurbette yaşayanlara nasıl da hitap eder bilemezsiniz bile edemezsiniz. Gözyaşlarım yine sel tabi…

Rüzgâr bize doğrudan esmiş ne de olsa “Tohumu taşıyan rüzgârdır” değil mi? Ailelerimizden ne gördüysek bize nasıl rol model oldularsa öyle şekilleniyor hayatlarımız kitap dostları

Yazarımızın emeğine sağlık der sizlere de keyifli okumalar dilerim.
Hayat,zayıf teyeller üzerinden kendini yeniden dokuyor. Yavaş yavaş... Yavaş yavaş onaracak her şey kendini... Parçalarını bulduğunda ölümün,titreyerek devam edecek yapıştırmaya. Kırık bir vazodan değil,parçalarını arayıp bir araya getirmeye çalışan bir hayat hikayesinden söz açıyor Sarayevo sokakları!
Seksek oyununda kuraldır:Taşınız kırıldığında,herkesten önce “Parçası Benden!” diye yüksek sesle bağırmazsanız,oyundan atılırsınız.Hayat da böyle değil midir? Taşı kırıktır biraz... Ve parça parça bulurlar bizi,parça parça...
Herkes,hıyanet etmediği sürece kendi terkibince,diğerine ziyan vermeden yaşar giderdi... İnsan da,şehir de, toprak da emanetti Yüce Yaradan’dan...
Fransız romantiklerinden yazar Chateaubriand,
“... o zeytin dalının Neşet ettiği yerde kırılmamasını temin eden Türk’lerdir,zira bu millet oldukça müsamahacı bir yapıdadır,merhametin faziletine inanırlar. Kendi inançlarına uymayan insanların yanı başlarında yaşamalarına göz yummak onların adetindendir...”
Hicret, hicrandır ve sonsuzluğa kadar kapanmaayacak bir yaradır...
Toprağı ahh'tan karılmıştır...
Rumeli, ahh'tır bizim için, " Bizim Diyar"dır...
Varlığı yitikliğiyle sabit olan bir mekân...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
4 Defter - Rumeli Rüzgarı
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
334
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759968960
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Kitap
“Rumeli Rüzgârı, büyük ninelerimi İstanbul’a ve Anadolu’ya savurup getirmiş hicretin hikâyesi elbette...

Rüzgâr, sadece zorunlu göçün hatırası, nostalji notları olarak da geçmiyor bu defterlerde. Kuşaklar arasında yaşadığımız derin dönüşümler, şimdilerde yerleşik olduğumuz halde etrafımızdaki mekân üzerinden süren ve belki zorunlu göçlerden, hicretlerden çok daha kudretli akıl almaz değişimler, eşyanın hakikatine vakıf olmamıza engel müthiş hızlı süreçler de, Dört Defter’in hayretlerindendir...

Buna rağmen Rumeli Rüzgârı, nesilden nesile çok da bilinçli olmayarak aktarılan benzeşimleri, içerik değiştirse de bir türlü yatıştırılamayan tedirginliklerimizi, sebepli sebepsiz hasretlerimizi, bağlılıklarımızı, hiç kurtulamadığımız esaret hissiyatımızı, en önemlisi “tavır” olarak tüm sonraki kuşaklara da sirayet etmiş bir “ruh hali”ni işaret eder...”

Usta yazar Sibel Eraslan’dan türlerin arasında cesurca salınan, Balkanlar’dan Akdeniz’e, asırlar evvelinden bugüne gelerek kokulardan seslere, uzak hatıralardan yakın tanıklıklara, insanın ve hayatın derinliklerine temas eden zengin ve çok katmanlı bir metin.
Her defterin adeta sihirli bir kapı işlevi gördüğü kırk odalı, büyük ve bereketli bir konak Rumeli Rüzgârı.

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Ayşegül Özsoy
  • Fındık’ın insanı! Nihan
  • Merve
  • Albatros26
  • Didem Altun
  • Emre Ölmez
  • Simeria
  • Hatice ceyhan
  • Ayşegül Çelik
  • Şeyda Karabörk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%66.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0