Opera için gittiğiniz bir ülkede aniden kollarınızdan tutulup bir hapishaneye atıldığınızı hayal edin! Tüylerinizin diken diken olduğunu biliyorum ama konu tam da bu!
Opera için gittiği Ukraynada tam 40 gün hapis kalan Meryem’in hikayesi. Kırk günü siz de onunla beraber iliklerinize kadar hissedecekseniz. Çünkü ne Meryem neden orda olduğunu biliyor ne de okuyucu. Hissettiğiniz şeylerden en yoğun olanıysa çokça sinir krizi.
Koğuş arkadaşlarınız(!) Irına ve Jenya hiç anlamadığınız bir dilde 7/24 konuşcaklar,hiç anlamadığınız bir dilde televizyon 7/24 açık kalacak,7/24 odanızda sigara içilecek,cam kapanmayacak,soğuk içinize işleyecek,duş alamayacak,yemek yiyemeyecek bütün bunlara neden katlandığınızı öğrenemeyecek ve hepsine ek olarak kafayı yemeyeceksiniz. Kahkahanızı bıraktığınızı duyuyorum ama konu tam da bu!
Meryemle beraber sinirden koğuş parmaklıklarını saydım,aklıma gelen ihtimallerle kendimi boğdum,kitabın sonunu zor getirirken o bunları nasıl yaşadı dedikçe delirdim.
Fakat kitabın kapağını kapattığımda tekrar tekrar emin olduğum bir şey vardı ki hayatımıza aldığımız her insan,selam verecek kadar tanıdıklarımız bile bütün hayatımızı etkileyecek hale gelebiliyor. Hepsine tek tek,özenle bakmalı,hayatımızdan çıkarırken de aynı özenle tamamen silmeliymişiz. Sonsuz güvenmemeyi,kendi sınırlarımız olduğunu gözlerine sokmalıymışız.
Neyi neden yaşadığını öğrenmeye çalışırken aklını kaybetmemek için harika bir savaş veren Meryem’in hikayesi,sonunu öğrendiğinizde,Meryem’i tamamen tanıdığınızda yutkunmanıza engel olacak! Kitaplıklarınızda yer almazsa içimde ukte kalacak kitaplardan oldu. Mutlaka,şans verin