Ahu lise son sınıf öğrencisiyken ailesiyle bir trafik kazası geçiriyor. Kazada babası ölürken annesinin ise belden aşağısı felçli kalıyor. Kaza sonrası annesinin tedavi görmesi gerekiyor bu sebeple annesinin tedavi masraflarını karşılamak için bir kafede çalışıyor. Tek başına her şeye yetişmeye çalışırken bir de başına Alparslan belası çıkıyor. Çalıştığı kafeye sürekli gelip Ahu’yu onunla evlenmesi için zorluyor. Ahu için hayat yeterince zorken yeni edebiyat öğretmeninin de Ahu’ya kafayı takmasıyla onun için daha da zorlaşıyor. Zamanla edebiyat öğretmeniyle arasında bağ oluşuyor ve ögretmenine aşık oluyor. Gerisi spoiler olduğu için detay vermiyorum.
Ahu yazarın ilk kitabı bildiğim kadarıyla ve lisedeyken yazmış. Bence lise çağında olmasına rağmen anlatım konusunda gayet başarılı. Kitapta bolca şiirler var. Bazen Ahu’nun tavırları yaptıkları saçma gibi gelse de düşününce lise çağındaki bir kızın yapabileceği hareketlerdi. Fazlasıyla olgun bir kızdı. Bir de çok mutsuz. Ama buna rağmen annesine karşı hayat doluydu. Diğer lise konulu kitaplardan daha sade, argosuz, saçma salak muhabbetleri olmayan, gevşek tipler barındırmayan bi kitaptı. Odak ana karakterlerdi ve yan karakterler çok sahnede yoktu. Kitapta beni rahatsız eden bir konu Ahu’nun sürekli sigara içmesiydi. Evet zorlu bir hayatı vardı ama sürekli sigara içmesi beni rahatsız etti açıkçası. Ayrıca kitapta badboy güzellemesinin yapılmaması beni sevindirdi. Çünkü günümüz gençlik bu tarz kitaplarda sevdiğini söylediği kıza duygusal ve fiziki şiddet uygulayan, ya benimsin ya kara toprağın zihniyetine sahip dengesiz zorba tipleri okumaya bayılıyor. Ama burdaki bayboy karakter olan Alparslan’ın olumlu yanı yoktu ve ilk anlardan gıcık oldum. Bir de kitaptaki karakterler duyguları konusunda çok netti yani Ahu