“İnsanlar, yaşamlarının gayesi ve sonları hakkında bir sorgulama yapmalı; onu körleştiren, pasifleştiren, zavallı ve acınası bir kişiliğe dönüştüren bütün yapılardan arınmalıdır.”
"Bana, 'bunlar insan' diye gösterdiğiniz, ellerinde gürültü çıkaran demirler bulunan canlılar neyin nesi?"
"Onlar mı? En tehlikeli türdür. Bu türden sadece biz değil, bütün canlılar korkar. Sebebi de ne zaman ve ne yapacakları bilinmediği gibi, kestirilemez de! Bu dediğim kendileri için de geçerlidir. Genelde hayvanlar dövüşürken kendi türlerini öldürmeyi esirgerler, güçlerini sergilemesi onlara yeter. Fakat bu tür, hiç ihtiyaçları yokken, zevk için en küçük öțücü kuşları vurması bir tarafa, bizzat kendileri bahane yaratarak büyük küçük demeden, türünün yüzbinlercesini öldürebilir. Bu cinsi ormanlarda, çayırlar- da, dağlarda, çöllerde ve deniz kenarlarında görebi- lirsin ama, dünyanın her yerinde koloniler halinde topluca, oyalanarak yaşarlar..."
"İyi şeyler yürekle algılanır. Yürek, öncelikle korunmalıdır. Çünkü; her şey ondan kaynaklanır ve gözler açılır. Eğer açabilirsek... Ruh veya yürek, ilke ve kalıplara, programlara karşılık vermez. O, şekil değil tutku arar. Yüreği uyandıran; sanat, şiir, güzellik, gizem ve coşkudur. Ruhun dili budur. Akılları meşgul etmekle olmaz, ruhun ele geçirilmesi lazım..."
Ruh veya yürek, ilke ve kalıplara, programlara karşılık vermez.
O, şekil değil tutku arar.
Yüreği uyandıran; sanat, şiir, güzellik, gizem ve coşkudur. Ruhun dili budur.
Akılları meşgul etmekle olmaz, ruhun ele geçirilmesi lazım.