Biriyle tanışmak, hep onunla olmak ve bir rüyada yaşamak istiyordu. Bir işe sahip olmak, hiç çekinmeden tıklatabileceği kapılarının olması, kabul edilmek ve sevgiyle yoğrulmak istiyordu.
Herkes her şey yolunda gibi davranıyor ve buna gerçekten inanıyorlardı. Bense hep içimde kendimle kavga ediyordum. Hiçbir zaman sonuca ulaşmayacak ve sadece beni yoracak bir kavga olduğunu bilsem de, içimdeki sesi durduramıyordum.
Korktuğum şey tamamen belirli saatleri ve maaşı olan bir işte çalışmak ve hayatımın tek bir çizgi üzerinde sürüp gitmesi değildi. Asıl korktuğum, her yönüyle esnek bir işle meşgul olsam da beni kendimden uzaklaştıran, hayatımdaki kadim istek ve ihtiyacım olan arayışımdan beni alıkoyan bir noktada durmak zorunda kalmaktı.
...çünkü biz onunla bir gibiydik. Benim içimde ne varsa sanki kendisinde de o varmış gibi söylediklerimi bilir, anlardı. Söylemesem bile benden çoğu şeyi okurdu
"Kendimden uzaklaşıyor muyum acaba?" diye düşündüm. "Düşüncelerimle yaptıklarım o kadar ters ki, gittiğim her metrede kendimle aramdaki mesafe açılıyor."