Adı:
Asi
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059021890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müptela Yayınları
Mutlu sona giden yolda, kötü kalpli cadıların sadece aşılabilir küçük engeller olduğu, babaların kızlarının üzerine titrediği, annelerin sonsuza dek beraberlik sözü verdiği masallara alıştıysanız, bunları tek tek yıkmaya hazır olun.


Annemin gittiği ve geri dönmeyerek beni terk ettiği her gün, ruhuma sinmiş alkol kokusu ve hayatımın üzerinde söndürülmüş sigara izmaritleri bana bir masalda yaşamadığım gibi bir masalın hayalini de kuramayacağımı öğretmişti.


Onunla tanışana dek... İlk öpücüğümün siyahla bezenmiş yasak masumiyeti...


Birbirine girmiş saç tutamları, her an saldırmaya hazır tetikte bakışları, bedenini bir harita gibi çevrelemiş yara izleriyle bir beyaz atlı prensten çok uzak olduğunu biliyordum. Uykusunda bile insanın aklını başından alacak kadar tehlikeli görüntüsü ile yenilmez bir savaşçıyı anımsatıyordu ve bu masalsı savaşta onun kını benim tenim, benim kınımsa onun gözleriydi.


“Eğer benden gidersen; peşine düşerim ve seni bulurum.”
288 syf.
·2/10
Kitap Wattpad'ten çıkma biraz klişe diyeceğimiz bir konuya sahip. Açıkçası çok beğendiğimi söyleyemem. Çok kopuk ve anlamsızdı. Hele sonu o kadar saçma geldi ki. Çoğu şeyin manasını anlayamadım. Ama kitap boyunca kullanılan bazı betimlemeler cidden güzeldi. Benzetmelerine hayran kaldım. Ne yazık ki bu hayran kaldığım cümleler bile kitap için bir kurtuluş değeri taşıyamayıyor. Kısaca biraz vasat bir kurgu olmuş.
288 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Her ne kadar fazla klişe bir konusu olsa da yazarın kurduğu bazı cümleler ve olayın akışı bu klişeliği biraz arka plana itti, diyebilirim ama bu iki güzel ayrıntı bile kitabı kurtarmaya yetmedi. Romanın içindeki soru işaretlerinin cevaplanmaması bir yana sonu tamamen bomboştu. Sanki yazar koştu, koştu ve gideceği yere varmadan durdu. Böyle bir kurguya biraz daha kalın bir kitap gerekiyordu, diye düşünüyorum.
Sanki roman değilmiş de 'uzun hikayeden' ibaretmiş gibi geldi bana kitap. Eh, bu da romanın (?) içindeki güzelliklerin hepsinin havada asılı kalmasına neden oldu. Evet, kitabın sonunda bir şeylerin bittiğini gösteren bir "SON" ibaresi yoktu ama nedense "DEVAM EDECEK" hissi de vermedi. Yani bu da cevaplanmayan apayrı bir soru.
Kısaca iyiydi, güzeldi ama tatmin etmedi.
288 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kayla'nın babası Efgan Bey'in kumar ve alkol sorunu vardır. Bu yüzden eşi tarafından, Kayla sekiz yaşındayken terkedilmiştir. İki yıl olabildiğince normal bir baba-kız ilişkileri olsa da ondan sonraki yıllar genellikle alkollüyken ya da uyuşturucu kullandıktan sonra Kayla'yı dövüyordur. Kayla hep babasının arkasını topluyor. Ama bir türlü yaranamıyor babasına...
Hazar ise; ailesi ile arası iyi olmayan sevgisiz büyümüş her türlü pis işte parmağı olan kumarbaz bir çocuk.
Kayla'nın babası o kadar kumar düşkünü ki masada her şeyini kaybettikten sonra bir de kızını masaya koyuyor. Ve Hazar kumarı kazandı.
Kitap, acıyla ve kötülüğün içindeki masumiyetle, iki gencin kendilerini ve birbirlerini keşiflerinin hikayesi anlatılıyor.
Tek sevmediğim şey ise sonu bir garip bitiyor..... devam kitabı varsa okumak için sabırsızlanıyorum...
288 syf.
·Beğendi·10/10
Bazı eksikleri olmasına rağmen, severek okuduğum bir kitap oldu, zira serinin ikinci kitabını merakla beklemekteyim, yazarın iyi bir kalemi var, betimlemeleri ve karakterleri sevdim tam tadındalar...

Hazar ve Kayla'nın çok zorlu bir hayatı olmuş, Kayla'nın onu terk eden bir annesi ve alkolik bir babası var, içe kapanık, asosyal modunda bir kız, tek bir arkadaşı bile yok, bir yandan okuluna devam ederken diğer yandan babasına bakmaya çalışmış, ama keşke hiç bakmasaymış diyorum, zira adamın yıllarca, ne alkoli, ne kumarı ne de dayağı bitmemiş ve tüm bunlar Kayla'da derin yaralar açmış..

Hazar ise çocuklarından bir haber olan ilgisiz bir aileye sahip, babasıyla olan bir tartışması sonucu kendisini sokaklarda buluyor ve zamanla bilumum her pisliğe az çok bulaşıyor, en sonunda çember adında bir kulübün üyesi olarak buluyor kendisini, ve ne yazık ki, hayatında en başarılı olduğu konu ise kağıtlar, yani kumar...

Kayla ve Hazar'ın İlk karşılaşmaları bir sokak kavgasının ortasında oluyor, kızımız cüssesine bakmadan, Hazar'ı dövmeye niyetli bir grup çocuğa kafa tutuyor, aklınca Hazar'ı korumak niyetinde, ama gelin görün ki, onu kurtaran yine Hazar oluyor :) akabinde ikili aynı okulda yeniden karşılaştıklarında Kayla bu gencin bir anda hayatına dahil olmasının şaşkınlığını yaşıyor, ama bilmediği bir gerçek var ki, Hazar aslında Kayla'nın sahibi, üstelikte çok çirkin bir pazarlığın sonucu ....

Kitabın en büyük eksiği mekan tasviri , yani kurgu hangi ülkede, hangi şehirde geçiyor belli değil, neden orada bulundukları belli değil, Hazar ve Kayla türk, ama okuldaki diğer herkes yabancı isimlere sahip, o konuda ikinci kitapta bir tamamlanma bekliyorum, bu nedenle puan kırmadım :)
288 syf.
·4/10
Bu hikayeyi ilk kez Wattpad'e çıktığı haliyle hatırlıyorum. 2013 yıllarındaydı sanırım. O zamanlarda Hazar'ı bir kahramana, Kayla'yı sürekli mızmızlık eden bir genç kıza benzetirdim. Bu benzetmeleri yapmamın sebebi Kayla'yı o soğuk ve ıssız günlerinde aldığı ceket, eldiven ve atkılarıyla içimi ısıtmıştı.

Ne yani biri bana da alsa -_- diye sitem etmeme neden olmuştu, ne gerek vardı sanki.

Şu aralar bir daha pdf aracılığıyla okuduğumda ise bakış açım daha da değişti. Hazar'ı mızmızlık eden bir çocuğa, Kayla'yı ise bir kahramana benzetmeye başladım. Çünkü en zalim insanların yanında yine de güçlükle durabildiğini gördüğüm için Kayla'ya olan samimiyetim daha da arttı. Tabii kitaba birazcık.

Birazcık diyorum çünkü bu hikayeyi bir daha okuduğumda o beğendiğim tadı alamadım.

Kitapta gördüğüm bir takım hataları da vardı. Mesela Hazar Kayla'nın en kötü hallerini gördüğü halde, yine de kıza bok gibi davranmasına uyuz oluyorum. Bu kısımları görünce sanki gerçek bir aşk hikayesi gibi hissettirmediğini fark ediyorum.

Bu yüzdendir Buray'ın Aşk Bitsin şarkısını bu hikayeye ithaf ediyorum. Çünkü ikinci olarak çıkacak kitapta (Tabii ikinci kitap çıkar mı bilmiyorum ama) Hazar kendisini hiç düzeltmeyecekse, bu aşk bitsin arkadaş.

Bir de mekan konusunda bir bilgi verilmemesi bana isim şehir oyunu oynuyormuşuz gibi bir hava verdi. İsimler belli, mekan belli değil. Nereye gidiyoruz wtf? Gerçi tahminim Alaska olduğu yönündeydi ama yine de bu bilginin olmaması kitaptaki en büyük eksikliklerden biriydi.

Puan vermem gerekirse eğer: 4/10

- 2 puan betimleme eksikliğinden kırdım, zira karakterlerin hangi ülkede yaşadıkları belli bile değildi. (Hazar ile Kayla Türk, diğerleri yabancı ama neredeyiz oğlom biz, wtf?)

- 2 puan iki karakterin yaşadıkları aşkın fazla derin olmaması. Aslında aşk da değil, karakterler de yeterince derin değildi.

- 1 puan özgün bir konu olmayışından, 1 puan da konuyu yeterince detaylı işlenilememesinden kırdım.
288 syf.
·5/10
Konusu güzeldi ama çok fazla hızlı geçmiş vardı. Neyin, ne olduğunu; kızın ne zaman aşık olduğunu, ne zaman birbirlerine tutuldukları vesaire gibi şeyler çok hızlı anlatılmış.
288 syf.
·1/10
İlk söyleyeceğim şey, ey kitaba bayıldığını söyleyen bookstagramlar aynı kitabı okuduğumuza emin miyiz?!
Valla sevgili yazarımız Özge yazma azmini takdir ediyorum, güzel bir şey ama neden neden nedeeen? Konu klişe ötesi. Binlerce kez benzerini gördük. Karakterlerde derinlik sıfır. Kurguda derinlik sıfır. Dünyada başka isimler kalmamış gibi yine Kayra, Hazar gibi garip garip isimlerden yıldım. Farklı olma çabası altında wp'de milyon kişi aynı isimleri seçiyor. Ne diyeyim azminize hayranım. Tamam yazmayı sevebilirsiniz, çok iyi olmak zorunda da değilsiniz ama özgün olun. Sırf bitirmeden laf etmeyeyim diye sonuna kadar sabrettim. Tavsiye etmiyorum. Vakit kaybı.
Aşık olduğu güneş onu yavaş yavaş eritirken!
Yeniden buluşacağız dedi, küçük kar tanesi,
yok olup gitmeden yine sana döneceğim.
Birini sevdiğinizde gözlerinize sisten bir perde indiğini söylerler. Sevdiğiniz kişi dışında kimseyi görmez, kimseyi dinlemezsiniz. Nerede olduğunuz ya da ne yaptığınızın bir önemi yoktur. Önemli olan tek şey onunla birlikte olmanızdır.
Özge Meral
Sayfa 175 - Müptela
Yüzüm değil baba, içim acıyor. Beni parçaladığın ve parçalamaya devam ettiğin her seferde olduğu gibi. Çürüdüm artık. İçim çürüdü baba.
Özge Meral
Sayfa 74 - Müptela

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Asi
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059021890
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Müptela Yayınları
Mutlu sona giden yolda, kötü kalpli cadıların sadece aşılabilir küçük engeller olduğu, babaların kızlarının üzerine titrediği, annelerin sonsuza dek beraberlik sözü verdiği masallara alıştıysanız, bunları tek tek yıkmaya hazır olun.


Annemin gittiği ve geri dönmeyerek beni terk ettiği her gün, ruhuma sinmiş alkol kokusu ve hayatımın üzerinde söndürülmüş sigara izmaritleri bana bir masalda yaşamadığım gibi bir masalın hayalini de kuramayacağımı öğretmişti.


Onunla tanışana dek... İlk öpücüğümün siyahla bezenmiş yasak masumiyeti...


Birbirine girmiş saç tutamları, her an saldırmaya hazır tetikte bakışları, bedenini bir harita gibi çevrelemiş yara izleriyle bir beyaz atlı prensten çok uzak olduğunu biliyordum. Uykusunda bile insanın aklını başından alacak kadar tehlikeli görüntüsü ile yenilmez bir savaşçıyı anımsatıyordu ve bu masalsı savaşta onun kını benim tenim, benim kınımsa onun gözleriydi.


“Eğer benden gidersen; peşine düşerim ve seni bulurum.”

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Leyla
  • Lunabella Capulet
  • Tuğçe
  • Aleyna ÇİFTÇİ
  • Zeynep R. Ayyıldız
  • E. Ö.
  • Meryem Sude Kavraz
  • Melisa Poyraz
  • Melis
  • Selin Çakmak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (3)
9
%11.8 (2)
8
%11.8 (2)
7
%5.9 (1)
6
%5.9 (1)
5
%5.9 (1)
4
%5.9 (1)
3
%11.8 (2)
2
%11.8 (2)
1
%11.8 (2)