Sevme deyince tamam demiyor ki kalp. Unut deyince unutmuyor aklın. Bedenine gelen hiçbir hissi kontrol edemiyorsun ki. Tanrı misafiri gibi "Eyvallah" deyip mecbur açıyorsun kapılarını, buyur ediyorsun içeri. Evini terk edene kadar sabırla bekliyorsun. Kimisi iyi bir misafir olup yalnızlığına eşlik ediyor. Kimisi haşarı bir çocuk, gönül evinin her köşesini darmadağın ediyor. Ayrılık vakti geldiğinde de yolcu ediyorsun her birini. Bir tek aklında yediğin tokadın sesi kalıyor. Peki ya kendisi...
Başkalarını eleştirip yadırgayan insanların mükemmellikten uzak olduğunu fark ettiğimde, başkaları ne düşünür diye yaşamaktan vazgeçtim. Kendini bile anlamayan birinin bir başkasını anlayabilmesi imkansızdı nasılsa. Kendini bile sevmeyen birinden bir başkasını sevmesini beklemek budalalıktı. Herkesin kendince haklı olabileceğini keşfettiğimde de tartışmaktan vazgeçtim.
Artık galibi olmayan savaşlarda kılıç sallamıyorum.
ömrümüz aslında hiç sahip olmadığımız şeyleri
kaybetmekten korkarak geçiyor
gençlikti;
yaşlanmaktan korktuk
hayattı;
ölmekten korktuk
aşktı;
kaybetmekten korktuk
halbuki gerçekten sahip olduğumuz her şey
hiçbir adımda bizi terk etmedi
duvarlarımız vardı, duyamadık
perdelerimiz vardı, göremedik
hayallerimiz vardı;
vakit bulup adam gibi sevemedik
Bambaşka hayatlarda yaşayıp yol arkadaşı olduk birbirimize Yaralarımıza bastık, yaralarımızı kanattık, sonra tek tek sardık her birini, İyileştik, büyüdük, yol aldık. Ve bir yol ayrımında vedalaştık, Sevgiyle...