Teşekkür ve niyazla,pişmanlık ve gazapla, ilençle inkârla yaşanan her günü, zilli maşayı, çam pürtüğünü, Türkan Şoray'ın kirpiğini, sıçan dişini; paravan aşkları, paravan evlilikleri, yaşamı ve ölümü; etimizden et, canımızdan can kopartan bu ritmi; dilinin pasını, dişinin kirini, yatağını, terini, vurgunu olduğum et benini, bütün bunlara baka baka büyüttüğüm o bir sap acı karanfili; Neşideler Neşidesi'ni... yalnız ben biliyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Tek bir kadın bile yoktu üyelerimizin arasında. Dünyanın dilini dökerdik arkadaşlara, karılarınızı getirin diye. Hakçasını isterseniz bir bok bildiğimiz yoktu o zamanlar... Bakkal dükkânı açmakla sendikaya şube açmanın arasındaki farkı ayırt edemiyorduk. Gençler bizden daha çok biliyorlar, her şeyden önce okuyorlar, üstelik eylemciler... Bir şey bilmediğimizden olacak, içerdik biz, ne yapacaksın başka?"