Aşkın Son Sözü

·
Okunma
·
Beğeni
·
118
Gösterim
Adı:
Aşkın Son Sözü
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752205314
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Nöro Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Güleç, “aşka son sözünü” söylemeye hazırlananlar için “aşkın son sözü”nü yazdı. Çağdaş romantizm ve aşk efsaneleri Evlilik ve aşk ilişkilerinde sorunlar Evlilik krizlerinin kaynağında yer alan kontrol yanılsamaları Tutkulu aşklar neden uzun süreli olmuyor? Evlilik ve ruh sağlığı Aşkın metafiziği Sosyal psikolojide aşk ve cazibe… …Aşkı tatmak, yaşamak ve aşk acısı çekmek insan ruhunun olmazsa olmaz sihirli yaşantısıdır. Geçmişte düş kırıklığı yaşamış olsak da, yeni bir aşka düştüğümüzde (ya da yükseldiğimizde) aşkın süreceğine ve bu olağanüstü heyecan veren deneyimi bir hayat başarısı olarak yaşayacağımıza dair derin bir umut içine gömülürüz. Sevilen, değer verilen, özenle ilgilenilen olmak egomuzu besler. Çoğaldığımızı, benlik alanımızın genişlediğini hisseder, dünyaya iyimser bir gözle bakmaya başlarız. Bize olağanüstü duygular yaşatan sevgilimize minnet ve şükran duyarız. Rüya sonsuza kadar sürecekmiş gibi hisseder, korkularımızı gizleyerek iyimserliğe bürünürüz. Bu defa aşkın sonsuza kadar süreceğine “iman” ederiz. Ancak bu “bulutlarda gezme” hali çoğu zaman uzun sürmez ve büyü bozulur. Ayrılık çanları çalmaya başlar. İlişki, sıklıkla sadakatsizlik ve aldatma ile sonuçlanır ve acı çekmek kaçınılmaz hale gelir….
232 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Aşka ve kadın erkek ilişkilerine farklı bir bakış açısı sunuyor.
-spoiler-
Özellikle ego ideali ile kişinin kendi durumu arasında ne kadar fark varsa aşk acısının o kadar kuvvetli olduğu ifadesi beni etkilemişti.
Yazarın bu şekilde davrandığı için psikolojik sorunlar yaşayan hastalarının olduğunu söylemesine de şaşırmıştım. Bu şekilde davranan çok fazla insan varmış. Bu durumun kökeninde eleştirel ebeveynler var. Kişinin içgörü sahibi olmak için çabalaması gerekir.
-spoiler-
Eğer bu acıdan hareketle gerçekten kendimizle yüzleşmeyi başarabilirsek, bu bir benlik kazancı olmaz mı? Kendimizi daha ileri bir düzeyde tanımak için bu acının bize verilmiş bir armağan olduğunu düşünmek, sizce çok mu akıl dışı bir tutum olur?
Duygusal acı içindeyken ilk gerçekleşen şey, fiziksel acıda olduğu gibi, şoktur. Şokun henüz kaldıramayacağımız yoğun acının uyuşturulmasi gibi bir işlevi vardır.
Üstelik teknolojinin en geri olduğu, insanın doğa koşulları karşısında bugünkünden çok daha güçsüz olduğu dönemlerde, kadının toplumda bu saygın yere sahip oluşu gösteriyor ki, kadının ikincil konumda kalması bir doğa olayı değil, toplumsal-tarihsel bir vakadır.
Fromm, üretici sevginin bileşenlerini şöyle sıralar: İlgi duyma, sorumluluk, saygı ve bilme. Eğer seviyorsam ilgilenirim; yani öteki insanın gelişmesi ve mutluluğuyla ilgiliyim, seyirci değilim. Sorumluyum; yani onun belirttiği ve belirtmediği ihtiyaçlarına karşılık veririm. Ona saygı duyarım; yani onu olduğu gibi, tarafsız olarak, kendi korku ve arzularıma kapılmadan görürüm. Onu bilirim; yani onu, varlığının en derin köklerine kadar tanıdığım gibi kendi varlığımın içsel unsurlarını da bilirim.
Sevgi, genellikle hissedilen "pasif" bir duygu olarak anlaşılır. Oysa sevgi, yaşadığımız, katıldığımız "aktif" bir süreçtir. Sevgiyi bir durum değil, bir eylem olarak anlamak önemlidir.
Kişiler arası ilişkiler hiçbir zaman tek başına özsevgi, özsaygı ve değerlilik duygusu veremez. Ancak olgun bir sevgi ilişkisi kendimizde var olan olumlu özelliklerimizi keşfetmeye elverişli duygusal ortam sunar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Son Sözü
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752205314
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Nöro Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Güleç, “aşka son sözünü” söylemeye hazırlananlar için “aşkın son sözü”nü yazdı. Çağdaş romantizm ve aşk efsaneleri Evlilik ve aşk ilişkilerinde sorunlar Evlilik krizlerinin kaynağında yer alan kontrol yanılsamaları Tutkulu aşklar neden uzun süreli olmuyor? Evlilik ve ruh sağlığı Aşkın metafiziği Sosyal psikolojide aşk ve cazibe… …Aşkı tatmak, yaşamak ve aşk acısı çekmek insan ruhunun olmazsa olmaz sihirli yaşantısıdır. Geçmişte düş kırıklığı yaşamış olsak da, yeni bir aşka düştüğümüzde (ya da yükseldiğimizde) aşkın süreceğine ve bu olağanüstü heyecan veren deneyimi bir hayat başarısı olarak yaşayacağımıza dair derin bir umut içine gömülürüz. Sevilen, değer verilen, özenle ilgilenilen olmak egomuzu besler. Çoğaldığımızı, benlik alanımızın genişlediğini hisseder, dünyaya iyimser bir gözle bakmaya başlarız. Bize olağanüstü duygular yaşatan sevgilimize minnet ve şükran duyarız. Rüya sonsuza kadar sürecekmiş gibi hisseder, korkularımızı gizleyerek iyimserliğe bürünürüz. Bu defa aşkın sonsuza kadar süreceğine “iman” ederiz. Ancak bu “bulutlarda gezme” hali çoğu zaman uzun sürmez ve büyü bozulur. Ayrılık çanları çalmaya başlar. İlişki, sıklıkla sadakatsizlik ve aldatma ile sonuçlanır ve acı çekmek kaçınılmaz hale gelir….

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Merve Tuncer
  • Gamze Duman
  • Deli Kadın
  • Fatih Altıntop
  • Mahmut Sami Sengir
  • Ali B.
  • Gülcan Saygılı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0