Avrasya'nın Sekiz Asrı Çengizoğulları

·
Okunma
·
Beğeni
·
151
Gösterim
Adı:
Avrasya'nın Sekiz Asrı Çengizoğulları
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
720
Format:
Karton kapak
ISBN:
6051555041
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Çengiz Han kendisinden önce Hunlar, Gök-Türkler başta olmak üzere muhtelif Türk hanedanlar tarafından kullanılan yöntemleri benimseyerek devletini kurmuş ve sadece mensubu olduğu Moğolların değil Türklerin tarihinde de önemli bir rol oynamıştır. Çengiz Han ve kurduğu yapının Asya tarihinde çok uzun süre etkisini sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Prof. Dr. Hayrünnisa Alan ve Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu’nun yayına hazırladığı bu çalışma da, Çengiz Öncesi Türk Yurdu’ndaki Türk ve Moğol kabilelerinin tarihi ile başlamakta, Çengiz Han’ın imparatorluğu ve ona bağlı ulusların tarihini anlatmakta, daha sonra ise söz konusu ulusların topraklarında kurulan hanlıkların tarihini kapsamaktadır. Konunun uzmanı Türk ve yabancı akademisyenler tarafından kaleme alınan kitaptaki 17 makale Çengizoğullarının tarihini ortaya koymaktadır. Çalışmanın başlığı Avrasya’nın Sekiz Asrı Çengizoğulları olarak düşünülmüştür. Bu başlık, tematik modern tasnif ve yaklaşımlara alışık okuyucu için biraz demode ve hanedan merkezli bakış açısının uzantısı olarak görülebilir. Ancak bu çalışmanın konusu olan yapıları, verilebilecek tematik başlıkların hiçbiri hakkıyla ve tek başına yansıtmayacaktır. Yerleşik yaşam ile konar-göçer yaşamı bir arada tutan; Türk, Moğol, Çinli, Tacik vb. etnik unsurları barındıran; bunlara sistemi içinde meşru yer veren; Hristiyanlık, Budizm, İslamiyet, Gök Tengri inancı, Şamanizm vs. gibi bambaşka inanç yapılarını içeren; orta, yeni ve yakın çağlar boyunca varlığını sürdüren bir yapıyı tematik, etnik, coğrafî veya dinî bir terimle bütün olarak tanımlamak mümkün değildi. Bütün bu farklı yönlerin hepsini -bir diğerini yok saymadan- yansıtan adlandırma, onları bir arada tutan siyasî organizasyonların adı ile olabilmektedir. Bu yüzden din, etnisite, yaşam tarzı gibi bir unsuru öncelemeyen; benzer siyasî kültür ve teşkilat özellikleri taşıyan; benzer oluşum (kuruluş) biçimi sergileyen bu yapıları klasik tarih yazımında olduğu gibi hanedan kurucusunun yani Çengiz Han’ın adıyla isimlendirmenin en uygun yol olacağı düşünüldü.
720 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10 puan
ASYA'NIN SEKİZ ASRI ÇENGİZOĞULLARI
Prof. Dr. Hayrunnisa alan ile Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu tarafından yayına hazırlanan Avrasya'nın Sekiz Asrı Çengizoğulları adli kitap, 720 sayfa ve 13 akademisyen tarafından kaleme alınan 17 makaleden oluşmaktadır. Makalelerin içinde metinler ile birlikte verilmiş toplam 17 harita ve 5 tane resim bulunmaktadır. Makaleler, Asya'da Moğollar öncesinde var olan Türk ve Moğol kökenli boylardan başlayarak Moğollar Dönemi, Moğollara bağlı farklı Moğol kabileleri ile Moğol mirası üzerine devletini inşa eden Timur ve bunların sonrasında kurulan Kazan, Kasım, Astarhan, Sibir, Nogay, Kazak, Buhara, Hokand, Hive ve Yarkend hanlıklarının kuruluş, gelişim ve yıkılış süreçlerini anlatmaktadır. Kitap, Asya'nın, Moğollar ile başlayan 12 ve 18. yüzyıl arasındaki büyük tarihini anlatmaktadır.
Kitabı Medeniyet Üniversitesi Tarih Bölümü'nde hocam olan Prof. Dr. Hayrunnisa Alan ile onun öğrencisi olan Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu yayına hazırlamıştır. Derste ödev konusu olan kitap işe ilgili yazdıklarımı aynı zamanda hocama teslim edeceğinden bu şekilde yazdım. İyi okumalar.


ÇENGİZ ÖNCESİ TÜRKLER VE MOĞOLLAR
Kitabın ilk makalesi olan "Çengiz Öncesi Türkler ve Moğollar" adlı makale Prof. Dr. Ahmet Taşağıl tarafından kaleme alınmıştır. Makale kitabın, 11 ile 28. sayfaları arasında yer almaktadır. Makale, Moğollar öncesinden başlayarak Moğolların kuruluşuna giden süreçte Asya'nın siyasi yapısını ve bu yağı içindeki boyların durumunu ele almıştır. Türk ve Moğol kökenli boyları sıralayan Ahmet Taşağıl, bu boyların iç içe yaşadığını ve bunlar arasında çok boyutlu kültürel ve siyasi ilişkilerin geliştirildiğini, bu sebeple iç içe geçmiş kabile yapısında Türk- Moğol kabileleri arasında kesin bir ayrımın söz konusu olamayacağını ifade etmiştir. Yine Taşağıl, güçlü bir devlet kuran Türklerin, Moğol kabileleri, güçlü bir devlet kuran Moğolların ise Türk kabileleri egemenliği altına aldığını ifade etmiştir.


BÜYÜK MOĞOL İMPARATORLUĞU
Kitabın ikinci makalesi olan "Büyük Moğol İmparatorluğu" adlı makale Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 29 ile 67.sayfaları arasında yer almaktadır. Makalede, Tumiçin'in hayatı, yaptığı evlilik ve hayatta kalma sürecinde yaptığı savaşlar anlatılmaktadır. Bütün Moğol kabilelerini bir çatı altında toplayarak Cengiz Han adlını alan Timucin, tek çatı altında topladığı farklı Moğol kabilelerinin hepsini Moğol ismiyle anmaya başlamıştır. Kendisinden önce kurulan Türk devletlerinin devlet yapısı üzerine devletini inşa eden Cengiz Han, bu yapıdan ve tek bir çatı altında topladığı kabilelerden aldığı güçle kısa sürede büyük toprakları ele geçirerek büyük bir imparatorluk kurmuştur.


Cengiz Han, ölmeden önce topraklarını çocukları arasında paylaştırmış ve 1227 yılında ölmüştür. Cengiz Han'ın ölmeden önce yaptığı bu paylaşım Asya'nın siyasi tarihini 12 ve 18. yüzyıllar arsında etkilemiş hatta Asya tarihini şekillendirmiştir. Cengiz Han, sonrasında hanlık yapan Ögedey, Güyük, Mengü, Kubilay dönemleri oldukça anlaşılır şekilde anlatılmıştır. Kitapta, Ögedey'in ölümü sonrasında Töregene Hatun'un, Güyük Han'ın ölümü sonrasında Oğul Kaymış Hatun'un, devlete naiplik etmesi okuyucuya ilginç gelebilir. Kitapta önemli bir diğer nokta ise her han değişikliğinde Cengiz soyundan gelenler arasında yaşanan karışıklıklardır. Cengiz Han'ın farklı coğrafyaları yöneten çocukları her han değişikliğinde yeni hanın kendi soylarından olması için büyük mücadele sarf etmişlerdir. Bu durum ise karışıklıklara sebep olmuştur. Kuşkusuz Moğolların bu kadar büyük bir imparatorluk kurmalarında Cengiz Han'ın yasaları da etkili olmuştur. Makalenin sonunda Cengiz Han sonrasında tahta çıkan 14 hanın ve 3 naibin adı yer almıştır.


ÇAĞATAY HANLIĞI
Kitabın üçüncü makalesi olan "Çağatay Hanlığı" Prof. Dr. Hayrunnisa Alan tarafından kaleme alınmıştır. Makale kitabın 68 ile 97. sayfaları arasında yer almaktadır. Çağatay Hanlığı, Cengiz Han'ın oğullarından Çağatay'ın doğuda Beşbalık ile batıda Ceyhun (Amuderya) Nehri arasında kurmuş olduğu bir hanlıktır. Kitap, hanlığın kuruluş ve gelişim dönemleri ile yıkılış sürecine dair bilgiler verirken aynı zamanda büyük han değişikliklerine müdahil olması üzerinde durmaktadır. Çağatay Hanlığı sonrasında aynı topraklarda Timur Devleti kurulmuştur.


ALTIN ORDA DEVLETİ
Kitabın dördüncü makalesi olan "Altın Orda Devleti" Prof. Dr. Hayrunnisa Alan tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 98 ile 149. sayfaları arasında yer almaktadır. Altın Orda Devleti, Cengiz Han'ın çocuklarından Cuci'ye verilen topraklar üzerinde kurulmuştur. Altay Dağları'nın batısından başlayan Cuci toprakları Deşt-i Kıpçak ve Moğol atlarının ayaklarının bastığı yerleri fethettikleri yere kadar uzanmaktadır. Cuci, Cengiz Han'dam önce ölünce yerine oğlu Batu geçmiştir. İslamiyeti kabul eden Altın Orda Hanı olan Berke, kendinden önce kısa hanlıkları olan Sartek ve Ulakçi'nin kısa süreli hanlıkları sonrasında han olmuştur. Berke bir yandan, güneyde İran coğrafyasında Cengiz soyundan gelen Hülagü tarafından kurulan İlhanlılar ile mücadele ederken kuzeyde de Ruslarla mücadele etmiştir. Toktamış Han zamanında, Rus- altın Orda mücadelesi ve Çağatay Hanlığı topraklarında kurulan Timur Devleti- Altın Orda Mücadelesi, devletin sonunu getirmiştir.


İLHANLILAR
Kitabın beşinci makalesi olan "İlhanlılar" Prof. Dr. Hayrunnisa Alan tarafından kaleme alınmıştır. Makale kitabın, 150 ile 179. sayfaları arasında yer almaktadır. Makalenin ilk sayfalarında Moğol öncesi, Moğol dönemi ve Moğol - Harezmşahlar mücadelesi ile Moğolların Selçuklu bölgesine gelişi üzerinde durulmaktadır. Moğollar, Harezmşahları yenerek batıya giden yolda önlerindeki önemli bir engel kalkmış oldu. Ayrıca Moğollar önünden kaçan Türkmenlerin Anadolu'ya gelişi de Anadolu'da Türkiye Sekçuklularının düzeninin bozulmasına sebep oldu. Moğollar, 1243 yılında Kösedağ Savaşı'nda Türkiye Selçukluları Devleti'ni yenilgiye uğratarak Anadolu ve İran coğrafyasına hakim olmaya başlamışlardır.Bağdat'ı ele geçirerek Abbasi Halifesini öldüren Moğollar, şehirde katliam ve yağma yaparken tacir ve sanatkarlara dokunmamıştır. Moğolların, Bağdat'ta yaptıkları İslam Dünyası'nda kötü bir etki bırakmalarına neden olmuştur. Dışarıya karşı güçlü bir devlet olarak görünen İlhanlılar, bir çok defa iç karışıklıklarla baş başa kalmıştır. 1256'da kurulan İlhanlılar, 1335 yılında Ebu Said'in yerine veliaht bırakmadan ölmesi sonucunda ortadan kalmış ve hakim olduğu topraklarda yerel hanedanlar ortaya çıkmıştır.


TİMURLULAR
Kitabın altıncı makalesi olan "Timurlular" Prof. Dr. Hayrunnisa alan tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 180 ile 247. sayfaları arasında yer almaktadır. Çağatay Hanlığı toprakları üzerinde hanlığını inşa eden Timur, Cengiz soyundan gelmiyordu ve ailesinden kendisine bir miras kalmamıştı. Buna rağmen dönemin şartlarını iyi değerlendirerek Cengiz soyundan bir kukla han bulundurarak "Emir" unvanını kullanarak büyük bir devlet kurmuştur. 1360 ile 1405 yılları arasında kurduğu devleti yöneten Timur, Toktamış Hanı yenerek Altın Orda Devleti'ni çöküşünde bir etken olarak kuzeyde Rusların güçlenmesi ile Deşt-i Kıpçak coğrafyasında ve güneyde Osmanlı Devleti'ni yenerek Anadolu'da önemli etkiler yapmıştır. 1405 yılında öldüğünde geriye büyük bir imparatorluk bırakmıştır. Timur, kendisinin Cengiz soyundan olmaması nedeniyle sürekli Cengiz suyundan kukla bir han bulundurmak zorunda kalmıştır. Aynı şeyleri kendisinden sonrakilerin yaşamaması için yerine Cengiz soyundan yaptığı evlilikten doğan Pir Muhammed'i veliaht olarak bırakmıştır.


KAZAN HANLIĞI
Kitabın yedinci makalesi olan "Kazan Hanlığı" Doç. Dr. Serkan Acar tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 249 ile 284. sayfaları arasında yer almaktadır. Altın Orda Devleti'nin ortadan kalması sonrasında Kazan şehri merkez olarak kurulan Kazan Hanlığı, İdil Volga Bulgarlarının mirası Türk - Tatar toplulukları üzerine kurulmuştur. sınır komşusu olan Rus knezlikleri ile mücadele etmiştir. Kazan hanları, Rus tarihinde önemli yerleri olan III. İvan ve IV. İvan ile mücadele içinde olmuştur. Kazan Hanlığı'nın sonu olan Kazan şehrinin istilası ve yağmalanmasında IV İvan'ın kendi yanına çektiği Şah Ali'nin etkisi büyük olmuştur. Rus askerleri şehri ele geçirerek halkını öldürmüş ve şehri yağmalayarak yok etmiştir. Bu durun Kazan Hanlığı'nı yol etmiştir.


KASIM HANLIĞI
Kitabın sekizinci makalesi olan, "Kasım Hanlığı" makalesi, Doç. Dr. Bulat Rahimzyanov tarafından yazılan makalenin Abdrasul İsakov trafından Türkçe'ye çevrilmesinden oluşmaktadır. Makale, kitabın 285 ile 319. sayfaları arasında yer almaktadır. Kasım Hanlığı, Moskova ile Ryazan knezlikleri arasındaki bölgede yer almaktadır. Tarihi iki önemli dönemden oluşan Kasım Hanlığı'nın ilk dönemi, 1445'ten Kazan Hanlığı'nın yıkıldığı tarihe kadar olan dönemdir. Bu dönemde Ruslar, Kazan Hanlığı ile olan mücadelelerinde denge unsuru olarak Kasım Hanlığı'na büyük önem vermiştir. İkinci dönem ise Kazan Hanlığı'nın ortadan kalkmasında XVII. Yüzyılın ortalarına kadar olan dönemdir. Kazan Hanlığı'nın ortadan kaldırılması sonrasında Kasım Hanlığı artık Rusların güdümünde bir bölge haline gelmiştir.


KIRIM HANLIĞI
Kitabın dokuzuncu makalesi olan "Kırım Hanlığı" Doç. Dr. Giray Saynur Derman tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 320 ile 372. sayfaları arasında yer almaktadır. Kırım Yarımadası'nda Altın Orda Devleti'nin yıkılmasının ardından kurulan bir hanlık olan Kırım Hanlığı, Ruslar ve bölgedeki diğer devletlerle yaptıkları mücadeleler ile bölge siyasetinde önemli bir yer tutmuştur. Hacı Giray tarafından kurulan Kırım Hanlığı'nın hayatı Osmanlı Devleti'nin bölgeyle ilgilenmesiyle değişti. Önce Fatih Sultan Mehmet sonrasında II.Bayezıt tarafından bölgeye yapılan seferlerle Kırım hanları Osmanlı Devleti'nin onayı ile atanır hale geldi. Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti'nin Avrupa ve kuzeye yaptığı seferlerde Kırım Hanlığı'ndan oldukça yararlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin gerilemeye başladığı dönemlerde Rusya'nın da güçlenmesiyle bölgenin kaderi değişmiş, Kırım hanları ve asilzadelerini birbirine kırdıran Ruslar, bölgede önemli derecede halan hakimiyeti sağlarken 1792 tarihinde Rusya'nın Kırım'ı ele geçirmesiyle Kırım Hanlığı yıkılmış oldu. Makale, Rus siyasetinin bölge üzerindeki tesiri açısından önemli bir yer tutmuştur.


ASTARHAN HANLIĞI
Kitabın onuncu makalesi olan "Astarhan Hanlığı" Prof. Dr. İlya Zaytsev tarafından yazılan makalenin Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu tarafından Türkçeye çevrilmiş halinden oluşmaktadır. Makale kitabın, 373 ile 387. sayfaları arasında yer almaktadır. Astarhan Hanlığı, Altın Orda Devleti'nin parçalanması sonrasında kurulmuştur. Yaklaşık 50 yıllık bir hayat yaşayan hanlık Rusya'nın eline geçmiştir.


SİBİR HANLIĞI
Kitabın on birinci makalesi olan "Sibir Hanlığı" Doç. Dr. Serkan Acar tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 388 ile 406. sayfaları arasında bulunmaktadır. Ural Dağları ile Yenisey Irmağ arasındaki bölgede varlık gösteren Sibir Hanlığı, Rusya'nın Kazan ve Astarhan hanlıklarını kontrolü altına almasıyla Rusya ile komşu olmuştur.Sibir Hanlığı'nın kaderi de diğer hanlıklar gibi Rus işgaliyle son bulmuştur.


NOGAY ORDASI
Kitabın on ikinci makalesi olan "Nogay Ordası" Prof. Dr. Mehmet Alpargu tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 407 ile 439. sayfaları arasında yer almaktadır. Altın Orda Devleti'nin yıkılması sonrasında kurulan Nogay Ordası, Rus ve Türk topluluklarla mücadele ile hayatlarını sürdürmüşlerdir. Nogay Ordası'nın sonu Kalmukların yaptığı istila ve yağmalarla sona ermiştir.


KAZAKLAR VE KAZAK HANLIĞI
Kitaptaki on üçüncü makale olan "Kazak ve Kazak Hanlığı" makalesi Prof. Dr. Osman Yorulmaz tarafından kaleme alışmıştır. Makale, kitabın 440 ile 481. sayfaları arasında yer almaktadır. Kazak Hanlığı, Yedisu Bölgesi'nin batı kesimlerinde ortaya çıkmıştır. Kazak Hanlığı'nın hayatı bölgedeki diğer Türk toplulukları ve Ruslar arasında mücadele ile geçmiştir. Bir süre Ruslar, hanlık sistemine son vererek cüz adı verilen bir idari sistemle hanlığı yönetmiştir. Kazan Hanlığı'nın sonu, Hokand Hanlığı'nın Kaan Hanlığı bölgesine halim olmasıyla son bulurken Hokand Hanlığı'nın hakim olmadığı Kazak Hanlığı bölgelerine de Ruslar hakim olmuştur.


BUHARA HANLIĞI
Kitaptaki on dördüncü makale olan "Buhara Hanlığı" Yrd. Doç. Dr. Nurettin Hatunoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın, 482 ile 526. sayfalar arasında yer almaktadır. Buhara Hanlığı, Timur Devleti'nin dağılmaya başlamasıyla ortaya çıkan hanlıklardan biridir. Muhammed Şeybani Han'ın Özbekleri bir araya getirerek bağımsızlığını ilan etmesiyle kurulan hanlık, 3 dönemden oluşmaktadır. İlk dönemde Şeybaniler Sülalesi etkili olurken Astarhanlılar Sülalesi ve Mangıtlar Sülalesi hanlıkta etkili olmuştur. Abdülmümin'in han olmasından sonra kendisine rakip olur diye tahta geçmesi muhtemel erkekleri öldürünce Abdülmünmin'in ölümü sonrasında han seçimi ile ilgili başlayan tartışmalarda Astarhan Sülalesi hanlığın yönetimini ele geçirmiştir. Astarhanlılar(Canibekler), Şeybanilerden birinin kızıyla yapılan evlilik sonrasında akrabalık ilişkileri sonucu hanlığın yönetimini ele geçirmiştir. Astarhanlılardan Ubeydullah Han'ın hanlığı bir arada tutamaması sonucunda iç karışıklıklar başlamış kendisinden sonra gelen Ebul Feyz'in Mangıtlardan destek alarak güçlenmek istemesi Buhara Hanlığı'nda yönetimin Mangıtlara geçmesine neden olmuştur. Buhara Hanlığı, Rusya'da yaşanan ihtilal sonrasında tehlikeli bir süreç geçirmiş ve sürecin sonunda Sovyet Rusya hanlığa hakim olarak hanlık yerine Buhara Halk Cumhuriyeti'ni kurmuştur.


HOKAND HANLIĞI
Kitapta bulunan on beşinci makale olan "Hokand Hanlığı" Doç. Dr. Muhammed Bilal Çelik tarafından kaleme alınmıştır ve makale kitabın 527 ile 571. sayfaları arasında yer almaktadır. Fergana Vadisi'nde kurulmuş olan hanlığın kurucusu Şahruh Bey kabul edilmektedir. Hokand Hanlığı, son hanın Margilan Meydanı'nda Rsular tarafından idam edilmesiyle hanlık yıkılmış oldu.


HİVE (HAREZM) HANLIĞI
Kitaptaki onaltıncı makale olan "Hive Hanlığı" Doç. Dr. Dinçer Koç tarafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 572 ile 631. sayfaları arasında yer almaktadır. Harezm Bölgesinde kurulan hanlık, bölgedeki Türk soylu kabileler ve İran coğrafyasında kurulan Safevilerle ilişkileri ve mücadeleleri olmuştur. Hanlık, Rusya'nın yayılma siyasetinden büyük zarar görmüş ve Rusya'nın hakimiyetini altına girmiştir.


YARKEND HANLIĞI
Kitaptaki onyedinci makale olan "Yarkend Hanlığı" Doç. Dr. Muhammed Bilal Çelik trafından kaleme alınmıştır. Makale, kitabın 632 ile 673. sayfaları arasında yer almaktadır. Bugünki Doğu Türkistan ile Afganistan, İran ve Sibirya arasında bölgede kurulan Yarkend Hanlığı, bünyesinde bulunan topluluklardan kaynaklanan iç huzursuzluklar yaşamıştır. Sonrasında ise Cungarların hanlığa hakim olmasıyla Yarkend Hanlığı sona ermiştir. Hanlık, 182 yıl yaşamıştır.
Emir Timur, büyük bir hanedana mensup değildi ve soyundan kendisine miras olarak kalmış ne bir ordu ne de bir devlet vardı. Yetiştiği coğrafyada köklü bir yönetim geleneği vardı. Kurduğu devletini bu kültürel tabana ilaveten kendi karizması askeri ve idari başarısı ile tesis etti. Seferleri dolayısıyla zaten askeri yönü hemen kendisini belli etmekte ayrıca Timur'un iyi bir siyaset adamı olduğu da görülmektedir. Mesela Timur hiçbir zaman han, sultan, padişah gibi unvanlar kullanmadı. Bu unvanları kullanmaya kalksa zaten etrafında birleşen emirler bunu kabul etmezdi. O Türklerin Bey'i, Müslümanların Emiri, Moğolların Damadı Emir Timur Güregen ve Timur Bek idi.
Hayrunissa Alan
Sayfa 183 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Prof. Dr. Hayrünnisa Alan Makalesi Sayfa 183-184
1336 yılında Hoca Ilgar Köyü'nde doğan Timur, 1405 yılında Otrar'da ordugahda öldüğü zaman geride çok geniş bölgeleri içine alan bir devlet bıraktı. Bu devletin merkezi toprakları Batı Türkistandı. Ancak nüfuz alanı Moskova'dan Delhi'ye Doğu Türkistan'dan İstanbul'a kadar uzanıyordu. Bütün bu geniş alana defalarca seferler düzenledi. Söz konusu coğrafyayı bir idare altında toplamayı başaran ilk ve tek Müslüman Hükümdar Turan Sultanı Emir Timur oldu.
Hayrunissa Alan
Sayfa 190 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Prof. Dr. Hayrünnisa Alan Makalesi
Çengiz Han daha daha hayattayken fethettiği toprakları Moğol geleneklerine göre kendi oğulları arasında paylaştırdı. Mükemmel kumandanlığı ve tecrübeli devlet adamlığı ile kendisini ispatlayan oğlu Cuci'ye Altay Dağları ile Batı Sibirya'dan başlayarak İdil -Ural bölgesi ve ötesi verildi. Buna ilaveten Cuci Hana Moğol atlarının basabileceği her yeri fethetme hakkı tanındı.
Hayrunissa Alan
Sayfa 98 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Doç.Dr. İlyas Kemaloğlu Makalesi
Moğollar en fazla ata değer verirlerdi. At sürüleri,Moğolların başlıca servetleri idi. At, Moğolların nakil vasıtası, av ve savaşta en önemli dayanağı iaşe kaynağıydı.
İlyas Kamalov
Sayfa 58 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu Makalesi
Altın Orda'da Özbek Han, İlhanlılar'da Gazan Han, Çağatay Hanlığı'nda Tarmaşirin Han zamanında İslamiyet resmi din ilan edildi. Yuan Devleti ise Tibet Budizmi'ni resmi din ilan etti. Bununla birlikte Çengiz Han'ın yasası gereğince bütün dinlere eşit davranılmaya devam edildi. Böylece İslamiyet, Altın Orda, Çağatay ve İlhanlı coğrafyasında hakim konuma gelirken Yuan Devleti'nin yıkılışından sonra Moğolistan'daki Moğollar arasında Budizm'in yanı sıra Şamanizm yeniden canlandı. Günümüzde de Moğolların büyük bir kısmı Budist, küçük bir kısmı Şaman'dır.
İlyas Kamalov
Sayfa 61 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu Makalesi
Moğol erkekleri bir çok kadınla evlene biliyordu.Ancak ilki başkadın sayılıyordu. Diğer taraftan farklı eşlerden doğan çocuklar da başkadından doğan çocuklarla aynı haklara sahipti.
İlyas Kamalov
Sayfa 59 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu Makalesi
Çengiz Han'ın Moğolları aynen İslamiyet öncesi Türkler gibi Gök Tengri dinine mensuptular. Moğollar tek bir tanrıya inanırlardı.Onlara göre gökle yeryüzünü Tanrı yaratmıştı. Saadet ile felaketi Tanrı belirliyordu. Öldükten sonra diğer dünyada da bir hayat vardı. Yine bu düşünce bağlamında yeryüzündeki hakimiyet Moğollara Tanrı tarafından verilmişti. Hanlar da Tanrının bu iradesini gerçekleştirmekle mükellefti.
İlyas Kamalov
Sayfa 60 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu Makalesi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Avrasya'nın Sekiz Asrı Çengizoğulları
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
720
Format:
Karton kapak
ISBN:
6051555041
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Çengiz Han kendisinden önce Hunlar, Gök-Türkler başta olmak üzere muhtelif Türk hanedanlar tarafından kullanılan yöntemleri benimseyerek devletini kurmuş ve sadece mensubu olduğu Moğolların değil Türklerin tarihinde de önemli bir rol oynamıştır. Çengiz Han ve kurduğu yapının Asya tarihinde çok uzun süre etkisini sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Prof. Dr. Hayrünnisa Alan ve Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu’nun yayına hazırladığı bu çalışma da, Çengiz Öncesi Türk Yurdu’ndaki Türk ve Moğol kabilelerinin tarihi ile başlamakta, Çengiz Han’ın imparatorluğu ve ona bağlı ulusların tarihini anlatmakta, daha sonra ise söz konusu ulusların topraklarında kurulan hanlıkların tarihini kapsamaktadır. Konunun uzmanı Türk ve yabancı akademisyenler tarafından kaleme alınan kitaptaki 17 makale Çengizoğullarının tarihini ortaya koymaktadır. Çalışmanın başlığı Avrasya’nın Sekiz Asrı Çengizoğulları olarak düşünülmüştür. Bu başlık, tematik modern tasnif ve yaklaşımlara alışık okuyucu için biraz demode ve hanedan merkezli bakış açısının uzantısı olarak görülebilir. Ancak bu çalışmanın konusu olan yapıları, verilebilecek tematik başlıkların hiçbiri hakkıyla ve tek başına yansıtmayacaktır. Yerleşik yaşam ile konar-göçer yaşamı bir arada tutan; Türk, Moğol, Çinli, Tacik vb. etnik unsurları barındıran; bunlara sistemi içinde meşru yer veren; Hristiyanlık, Budizm, İslamiyet, Gök Tengri inancı, Şamanizm vs. gibi bambaşka inanç yapılarını içeren; orta, yeni ve yakın çağlar boyunca varlığını sürdüren bir yapıyı tematik, etnik, coğrafî veya dinî bir terimle bütün olarak tanımlamak mümkün değildi. Bütün bu farklı yönlerin hepsini -bir diğerini yok saymadan- yansıtan adlandırma, onları bir arada tutan siyasî organizasyonların adı ile olabilmektedir. Bu yüzden din, etnisite, yaşam tarzı gibi bir unsuru öncelemeyen; benzer siyasî kültür ve teşkilat özellikleri taşıyan; benzer oluşum (kuruluş) biçimi sergileyen bu yapıları klasik tarih yazımında olduğu gibi hanedan kurucusunun yani Çengiz Han’ın adıyla isimlendirmenin en uygun yol olacağı düşünüldü.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Bilgehan Bahçebaşı
  • Seray tan
  • Ajanovič
  • Mustafa BAKIRHAN
  • Betül Yalçın
  • Hasanov
  • Atakan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0