İnan Durak Taş şiirleri ile önce Facebook'ta saklı hisler durağı sayfasında tanışmıştım. Sonra Facebook kullanmayı bıraktım ve İnstagram'da kendi adıyla açtığı yeni hesabından takip ettim o güzel şiirlerini, öylesine bizden biriydi ki İnan hanım, o kadar doğal, o kadar içten daha ilk tanıştığım anda hayran kaldığım bir kadındı. Kendisini ve şiirlerini sosyal medya sayesinde tanıttı herkese, eminim çoğu insanda benim gibi aşinadır onun şiirlerine. Kitabının çıktığını duyduğum gün ise belki kendisinden bile fazla ben sevinmişimdir. İnan hanımın başarısını takdir ettim, onun gibi kendi halinde şiirler karalayan bir diğer kadın olarak kendisiyle gurur duydum. Hemen kütüphaneci arkadaşlardan birine rica edip, buraya eklettim, çünkü mutlaka okuyacağımı biliyordum, es geçeceğim bir kitap değildi. Ve kitabı eklettikten kısa bir süre hemen sipariş verip, aldım. Burada kitabı okuyan ikinci kişi olmaksa ayrı bir sevinç elbette :)) Fakat sayfa sayısı yanlış eklenmiş, kitap 222 sayfa ama 150 olarak eklenmiş. Kütüphaneci arkadaşlar bir düzenleme yaparsa çok iyi olur. Umarım bir gün onunla tanışma imkanı bulup, kitabımı kendisine imzalattırabilirim.
Geçelim şiirlere, önce anneye yazılmış şiirler karşılıyor bizi, "anne benim kızın, cansızın, cılızın, büyümeyenin" diye başlıyor satırlar. Ben bir anne sıcaklığı ile büyümediğim için anne şiirlerine çok uzak hissettim kendimi neyse beni boşverelim ama sizlerin çok beğeneceğinden eminim.
Sonra aşk düşüyor satırlara "insan nasıl da çiçekleniyor ait olduğu toprağa düşünce değil mi?" diyor. Öyle değil midir gerçekten ait olmadığı yerde çiçekleri açar mı aşkın.. Bu bölümü işe giderken otobüste okumuştum. Ah neredeyse otobüsün içinde hüngür hüngür ağlayacaktım, baktım olmayacak, gözlerim dolu dolu kitabı kapatıp çantama geri attım. Bazı