Görmekle bakmak arasındaki farkı hiç düşündünüz mü? Size bu soruyla karşılamak istedim, çünkü bu eserde sorunun cevabını da alacaksınız…
Kitap da bu farkın izini süren ve modern çağın dikkat yoksunluğuna cesurca meydan okuyan bir kitap. Christian Madsbjerg, her şeyin ölçülüp biçildiği, sayılarla açıklanmaya çalışıldığı bir dünyada; sezgiye, bağlama, insanın anlam arayışına ve gözlem gücüne tekrar kulak vermemizi istiyor.
Kitapta sık sık karşılaştığımız mesaj şu: “Dünya sadece veriyle anlaşılmaz.”
Evet, elimizde milyonlarca veri olabilir ama bir insanı, bir toplumu ya da bir davranışı gerçekten anlamak için sayılardan çok daha fazlasına ihtiyacımız var.
İşte bu noktada, yazar bizleri fenomenolojiye, yani insan deneyiminin özüne yönlendiriyor. Sosyal bilimlerden, felsefeden ve sanatın gözlem gücünden ilham alıyor.
Kitabın bana en çok kazandırdığı şey ise çok güzeldi. Yüzeyde kalan gözlemlerle yetinmemeyi, derinlemesine bakmayı, bağlamı fark etmeyi ve sezgilerime güvenmeyi yeniden hatırlattı. Özellikle içerik üretirken, okurken, hatta bir insanla sohbet ederken bile “gerçekten bakıyor muyum, yoksa sadece gözüm mü değiyor?” diye sormaya başladım.
Kapaktaki meşhur ördek-tavşan illüzyonu aslında kitabın tüm ruhunu yansıtıyor: Ne gördüğün değil, nasıl baktığın önemli. Ve çoğu zaman, neyi göreceğin tamamen bakış açına bağlı.
Eğer sen de dikkatini toplamakta zorlanıyorsan, dünyayı daha derinlikli bir şekilde algılamak istiyorsan ve görmekten fazlasını arıyorsan, bu kitapla tanışmalısın. Çünkü bazen sadece durup bakmak, sandığımızdan çok daha dönüştürücü olabilir