Baumgartner

Paul Auster

Puan

7.410 üzerinden
219 kişi
Fırsat varken tadını çıkaralım Molly. Yarın ne olacağı hiç bilinmez...
8/10
·168 syf.·
2024 73. kitabı
~~~Neredeyiz? Nerede miyiz? Buradayız ya işte, her zaman olduğu muz yerde -her birimiz doğduğumuz andan ölünceye kadar- kendi "burada"mızın içindeyiz~~~ Paul Auster'ın son romanı "Baumgartner" yazar ve yakında emekli olacak felsefe profesörü Baumgartner'ın hayatını ve eşi Anna'ya duyduğu derin ve sonsuz sevgiyi anlattığı, 1968'den günümüze kadar uzanan bölümlerle tasvir edilen roman, dolambaçlı bir şekilde hafıza ve anı sarmallarına dönüşürken, Anna'nın yokluğunda yaşamak için mücadele etmeye devam eder. New York'ta yazdıkları, sonraki kırk yıldaki tutkulu ilişkileri ve Baumgartner'ın Newark'taki gençliğine ve Polonya doğumlu babasının bir giyim mağazası sahibi ve başarısız bir devrimci olarak yaşadığı hayata, şefkatle, zekayla ve Auster'ın keskin bakış açısıyla bir kesit sunar. Baumgartner, sıradan yaşamın en küçük, en geçici anlarındaki güzelliğin ne olduğunu sorar: Neden bazı anları hatırlıyoruz ve diğerlerini unutuyoruz? Bir anı, bir iç döküş, bir yasam olan kitap kendi adıma boğaz düğümlemesi olarak okunan bir son kitaptı benim için... ~~~Bir olayın gerçek olarak kabul edilmesi için gerçek olması mı gerekir, yoksa varsayılan olayın gerçekliğine duyulan inanç mı onu gerçek yapar?~~~ ~~~Yaşamak acı çekmektir, ... ve acıdan korkarak yaşamak da yaşamayı reddetmektir~~~ Baumgartner'ın hayatı, eşi Anna'ya olan derin ve kalıcı sevgisiyle tanımlansa da şimdi Anna yok ve Baumgartner yetmişli yaşlarında ve bir yandan da Anna'nın yokluğuyla yaşamaya çalışır. Şefkat, zeka ve Auster'ın sıradan hayatın en küçük, en geçici bölümlerindeki güzelliğe olan keskin bakış açısıyla zengin olan Baumgartner, hafızanın ağrısı gibi bı bakış açısı da bırakır. Paul Auster'in yaşam öyküsü zaten kendi içinde ayrı bı roman konusu olmalı bence yazılsa yok satar kitap kesin, bunları da öğrenince
Külliyat Okumalarım
BaumgartnerPaul Auster · Can Yayınları · 2023572 okunma
Yaş 70, iş bitmiş (mi acaba?) :)
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2024 07:11
71 yaşındaki kahramanımız Seymour Tecumseh Baumgartner (buradan sonra kendisinden "STB" olarak bahsedeceğim) inceleme başlığının tersini kanıtlayan bir hayat yaşamaya başlıyor; ki o da aslında hayatının aşkı eşi Anna'nın ölümünden sonra geçen yılların ardından yaşla beraber gelen emeklilikle, tam da dünyevi koşuşturmaları bırakmaya hazırlanırken... Baumgartner , aslında Paul Auster in otobiyografik bir eseri. Dikkatli okurlar, yazarın ana karakterle aynı doğum günününe sahip olması gibi birçok sevimli detayla karşılaşacaklar. Yazar bu incelemeyi yazdığım sıralarda kanserle savaşıyordu, kısa süre evvel oğlu ve 10 aylık torununu sansasyonel bir şekilde kaybetti ve kendi sağlık durumunun kritikliğinin bilincinde, Baumgartner ı "muhtemelen okurlarıma veda eserim" diyerek basıma yolladı. Bu nedenle baştan aşağı metaforik bir hikaye ile karşılaşacaksınız; kapağın "pembe günbatımı rengi"yle ömrünün son demlerini, "çalkantılı okyanus" resmiyle roman kahramanının eşinin okyanusta boğulmasını temsil ettiğini düşünürseniz, tüm taşlar yerli yerinde. Bu bilgiler sonrasında, başlayayım kitabı sizlere anlatmaya...Kitap 5 bölümden oluşuyor. İlk bölümde STB nin gündelik hayatından bir kesite şahit oluyoruz; sabah kalkışından gece uykuya dalışına kadar, olaylara verdiği tepkileri, görüştüğü kimseleri, aklından geçenleri öğrendiğimiz tipik 1 gününe...Ölümünün üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen, hala Anna'yı bir tencere tavasına ya da yudumladığı kahvenin kupasına bakarak yad etmesinden, eşine olan aşkını da bu bölümde anlıyoruz. Bunu yaparken okuyucuyu geçmişe flashbacklerle götürüp, çalan bir kapı ziliyle günümüze geri getiriyor STB. Zaman geçişleri son derece doğal ve okuru yormadan roman boyunca gündelik uyaranlarla devam ediyor. Bu tarzla çağdaş yazarları okumanın verdiği yakınlık
Edebiyat & Roman
BaumgartnerPaul Auster · Can Yayınları · 2023572 okunma
Reklam
8/10
·168 syf.··
2024 81. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2024 13:38
Neden bazı anıları hatırlar, bazılarını unuturuz? Yazarın birkaç kitabını okumuştum. Yine bu kitap da keyifli ancak sonlara doğru sadece bitsin diye okuduğum bir kitap oldu. Kısaca kitap, eşinin ölümü sonrasında büyük üzüntü yaşayan 72 yaşındaki felsefe profesörünün, emekliliğe ve dünyadan elini eteğini çekmeye hazırlanışını konu alıyor. İnsanlığa dair insana dair başarılı çözümlemeleri olsa da malesef biraz sıkıcıydı veya ben yanlış zamanda okudum. Keyifli okumalar..
1000 Kitap
BaumgartnerPaul Auster · Can Yayınları · 2023572 okunma
* bu bir inceleme değildir.
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 85. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2024 03:20
Baumgartner; Paul Auster'ın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son değil! Okumak için çok nedenim varken bu kadar ertelemiş olmamı evrenin bana "daha zamanı değil" demesine bağlıyorum, 30 yaşında fark ettiğim kırılmalar ve bir yılı dava devirmeye yakın oluşumuz sayesinde kitaptan aldığım okumanın hazzı majör seviyeye ulaştı. Hikaye yetmiş yaşındaki profesörün eşini kaybettikten on sene sonraki sıradan bir günü ile başlıyor ve sonrasındaki rutinlerinden Proustvari bir şekilde kahramanımızın eşi ile anılarına ve tuttuğu yasa tanıklık ediyoruz, Yas teması kendi başına ağır bir konu olduğu için okumakta zorlansam da "Judith ve Sonrası"nda hikâyedeki akıcılığa ve kendi anılarımın akıntısına kaptırdım kendimi, karakterle birlikte belleğimi canlandırıp kendi yaşamımın içine düşerek sonra silkelenip tekrar kurguya döndüğüm bir okuma oldu... Bana kitap tavsiyesi verdirip büyük bir heyecanla geri dönüş yapan Cansel'e, ortak okuma heyecanımıza sadece dahil olmakla kalmayıp birlikte okumak için bu kitabı öneren Cansu'ya sonsuz sevgi ile (Gece yarısından sonraki bir saatte kitabı bitirme sebebim de onlar, iyi ki varlar)
BaumgartnerPaul Auster · Can Yayınları · 2023572 okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Baumgartner", yetmiş bir yaşına basmış ve eşi Anna'nın vefatının ardından derin bir üzüntü içindeki bir felsefe profesörünün yolculuğunu ele alıyor. Roman, bu profesörün emekliliğe geçişini ve hayatın karmaşasından uzaklaşma sürecini detaylı bir şekilde işliyor. Eser, Baumgartner ve Anna'nın 1968 yılında New York'ta geçirdikleri zorlu öğrencilik zamanlarına odaklanarak başlıyor. Çalışarak ve yazarak geçen bu günler, ikilinin uzun ve mutlu evliliğinin temellerini atıyor. Ayrıca, roman Baumgartner'ın gençlik yıllarına ve Newark'taki kökenlerine yaptığı geri dönüşlerle hafıza ve anılar üzerine yoğunlaşıyor. Felsefe profesörü Baumgartner'in öyküsü aracılığıyla ortaya çıkan, acı ve hafızaya dair derin bir araştırma var. Karmaşık ve dokunaklı olay örgüsü, karısının kaybı, yaşlanmanın getirdiği zorluklar ve geçmişin damgasını vurduğu bir hayatta anlam arayışı arasında gelişiyor. Auster ironiyi ortadan kaldırarak ölüm ve hafıza temasına değiniyor. Baumgartner'ın hikayesi, dışsal yaşama arzusu ile yaralı bir ruhun dokunaklı iç dünyası arasında bölünmüş olan kahramanın ikili varoluşu arasında gelişiyor. Profesör, yaşının getirdiği rahatsızlıklara rağmen kendisini, yoğun yaşanmış bir yaşam boyunca biriktirilen bilgelikle dolu, nazik ve cömert bir figür olarak sunuyor. Kişiliğinin temel unsurları olan sakarlığı ve yabancılığı, biz okurlarla aramızda empatik bir bağ yaratıyor. Baumgartner'ın ölen eşi Anna ile bir rüya ya da rüya vizyonu aracılığıyla tanışması olay örgüsüne bir gizem ve dokunaklı nostalji katmanı katıyor. Kocasının çaresiz nostaljisi yüzünden yaşam dünyası ile ahiret dünyası arasında sıkışıp kalan Anna'nın ortaya çıkışı, sayfaların arasına kusursuz bir mantık yerleştiriyor. Baumgartner'ın Anna'yı kurtarmak için hayatına devam etme kararı derin bir insanlık
BaumgartnerPaul Auster · Can Yayınları · 2023572 okunma
Reklam
Reklam