Bid'at ve Ümmet Üzerindeki Olumsuz Etkileri

·
Okunma
·
Beğeni
·
9
Gösterim
Adı:
Bid'at ve Ümmet Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Baskı tarihi:
26 Kasım 2015
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758810642
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet İhsan Dündar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Guraba Yayınları
İlim ehli İslamın ilk günlerinden itibaren bidat tehlikesine dikkatleri çekmiştir. Bu konuya ilişkin ilim, inanç ve metot bakımından kadri yüce telif eserler meydana getirmişlerdir. Bu eserlerin kıymetini ancak bu konuyla haşır-neşir olup tadını alan ve yararlananlar anlayabilirler. Elinizdeki eserde bidat konusu genişçe ele alınmıştır. İlim talebesi, konusu içinde bu bilgileri özlü, babında bir konu başlığı olarak ve kolayca karşılaşılabilecek inci taneleri gibi serpiştirilmiş olarak bulabilecek. Sırf Allah ve Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellam için hicret edip onların önüne geçmeyen ihlas ve samimiyetle amelde bulunan kimselerin üzerinde birleştiği ittifak noktalarını da görebilecekler. Böylelikle aralarındaki sevgi bağları güçlenir; davetlerindeki ilişki güven kazanır. Bidatlerin kınanıp yasaklanmasına ve bidat ehlinin uyarılmasına ilişkin varid olan Kurân naslarını, sahih nebevi hadisleri ve selef eserlerini herkesin daha iyi anlayabilmesi, konuyla ilgili geniş hacimli kaynaklara bir giriş ve bidatler usulü ilmine ilk adım olması amacıyla hazırlanmıştır.
İbn Mesud radıyAllahu anh diyor ki;
“Tâbî olunuz, bidat çıkarmayınız. Bu size yeter. Her bidat sapıklıktır.” |Lalkaî, es-Sunne (1/96)
bidattan sakınmak gerekir. Bazı bidatçiler, bidati hasene diye uydurdukları, İslam'dan olmayan bir söz etmişlerdir. Rasulullah aleyhisselatu vesselam'ın "HER BİDAT SAPIKLIKTIR" sözü, genel bir ifadedir ve güneş gibi apaçıktır. Her bidatin sapıklık olduğu noktada, "bidati hasene yani güzel bidat" diye bir bidat çıkarmak da sapıklıktır. çok güzel bir eser. tavsiye ederim
Dini anlamda hassasiyeti yüksek olanlar için harika bir eser. Ayrıca kaynaklar, iktibaslar ile kalitesini belli eden nadir eserlerden biridir diyebilirim.
Bid’at’ın Luğati Tanımı*
Bid’at kelimesi “b d a” kökünden gelmiş olup “eşi ve benzeri olmayan bir şeyi yapmak, icat etmek” manasına gelir. Kelime, kök manasında ve türemiş şekillerinde “yenilik, icat etmek, sonradan meydana gelmek, benzeri olmamak” gibi birbirlerine çok yakın müterâdif manalar taşımakla beraber, farklı kelime guruplarıyla değişik anlamlar kazanmıştır.[1] Bu konuda bir fikir vermek amacıyla bu türemiş şekiller ve ifade ettikleri manalardan bir kaçını hatırlatmak istiyoruz:

(بَدْعاً الشَّيْئٍ بَدَعَ -َ ): Bir şeyi benzersiz yapmak, icad etmek

( بَدَعَ الْبِئْرَ): Kuyu kazmak ve açmak

( بَدُعَ –َ بَدَاعَةٌ وَ بَدُوعاً(:Benzeri olmamak

(أَبْدَعَ فِي...( İşini güzel yapmak

( أَ بْدِعَتْ اَلْأَبْلُ ): Hastalık, yorgunluk, zayıflık gibi arızalardan dolayı deve yolda kalmak

( أُبْدِعَتْ حُجَّةُ فُلَانٍ ): Fulanın delili hükümsüz kaldı

( أَبْدَعَ الشَّاعِرُ): Şair benzersiz şiir yazdı

( إِبْتَدَعَ... ): Yeniden bir şey peyda etmek, bid’at çıkarmak

( إِسْتَبْدَعَ –َ إِسْتِبْدَاعً ): Bir şeyi eşsiz bulmak

( اَلْبِدْعُ ج أَبْدَاعٌ وَ بَدْعٌ): Yeni iş, olay, şecaat ve şerefte üstün

kişi, Moda

( اَلْبَدِيعُ ج بَدَائِعُ ): Sonradan ihdas olunan bid’at

Bir şeyin benzeri yokken ihdas eden, yaratan, Allah’ın el-esmâu’l-hüsnâsından biri. Mükemmel, olgun, yeni tulum, semiz kişi

Ezherî temel anlam olarak “yeni olmak” manasını: el-Kisâî “Hayırda ve şerde sahip olunan en son nokta” olarak ifade eder. Kelimenin ( أُبْدِعَتْ الْأَبْلُ ): Deve zayıflıktan, hastalıktan veya yorgunluktan dolayı yolda kalmak” şeklindeki kullanılışında, temel mana olarak “engellemek, alıkoymak” manası da bulunmaktadır. Nitekim hadisi tarifte bu anlam aynen kullanılmıştır:

(إِنَّ رَجُلًا أَتَـَي النَّبِىَ (ص) فَقَال يَا رَسُولَ الله إَنِّي أُبْدِعَ بِى فَاحْمَلْـنِى...“Rasûlüllah’a bir adam gelmiş ve Yâ Rasûlüllah binitimin zayıf ve bitkin düşmesi beni yoldan alıkoydu, bana bir binit temin et” demiştir.[2]

(el-Efvah), ( تَبْدَعُ ) kelimesini kullanarak şu şiiri nakleder:

لِكُلِّ سَاعٍ سُنَّةٌ مِمَّنْ مَضَى/تَنْمِى بِهِ فِى سَعْيـِهِ أَوْ تُبْدِعُ

Her çalışan için kendinden önceki kimselerden bir yol vardır (Sünnet vardır). O çalışmasında ya gelişir büyür veya geri kalır.

Ebu Said, (أُبْدِعُ ) kalıbında “batıl olmak” manasının bulunduğunu ve kullanımdaأُبْدِعَتْ حُجَّةُ فُلَانٍ) :Falanın hücceti batıl oldu) denildiğini belirtir.

El-Asmai ise, kök kelimede “doymuş olmak, semiz olmak” manasının bulunduğunu söyler.[3]

Görüldüğü gibi (b d a) kelimesi ve türemiş şekillerinde anlatılan manaların hepsi şu ortak manada birleşmektedir: "Mevcut durumun dışında olmak". Yeni bir şey yapmak da, bir şeyi güzel yapmak ta, şaşırtıcı bulmak da, yolcu devesinin her hangi bir arızî sebepten dolayı yolda kalması da, delilin bâtıl olması da ve bir şeyin fazla olup doymuşluk derecesine ulaşması da hep mevcut durumun dışındaki hal­lere, davranışlara ve durumlara işaret etmektedir.

Kelimenin Kur'an-ı Kerim'de kullanılışı ise: Hadîd suresi 27. ayette "ihdas etmek, uydurmak" manasına, Ahkâf suresi 9. ayette "ilk defa olmak, benzeri olmamak" anlamında, Bakara suresi 117. ayette ve En'am suresi 101. ayette "yaratmak" manasına olmak üzere dört yerde geçmektedir. Bunlardan son ikisinde Allah'ın yaratmasından söz edilmekte, Hadîd süresindeki ayette, Ehli Kitab'ın ruhbanlık ihdas etmeleri, Ahkaf suresinde ise, Hz. Peygamber’in nübüvvetiyle ilgili olarak O'nun ilk gönderilmiş peygamber olmadığı, Allah tarafından O'ndan önce de peygamber gönderildiği anlatılmaktadır.

Hadislerde ise kelimenin kök ve türemiş şekillerinin kullanıldığı görülmekle birlikte, daha çok menfî manası ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Ayrıca kelime, Muhdes (sonradan meydana gelmiş) kelimesinin müterâdifi olarak kullanılmıştır.

Bid’at kelimesiyle çok kere eş anlamlı (müteradif) olarak kullanılan muhdes kelimesi hakkında da bilgi vermek yerinde olacaktır. Çünkü bir kısım hadislerde "Hades" ve "muhdes", "muhdesât" kelimeleriyle, bid’atlar anlatılmıştır.

Muhdes ( محدث ) kelimesi, h-d-s ( حدث )kalıbından türemiştir. Kelimenin kök manası "Araz olsun, cevher olsun, bir şeyin sonradan ortaya çıkması, daha önce olmayan bir şeyin îcâd olması" demektir.[4] Kelimenin türemiş şekilleri dikkate alınınca, "eskinin zıddı yani yeni, yaşın genç olmasından kinaye olarak ifade edilmesi, icad etmek, ortaya koymak, vakıa, haber, hadis, yeni bir durum, konuşmak, bilgi vermek”.[5] gibi birbirine çok yakın manaları olduğu görülmektedir. Ortak mânâ ise, "önceden olmayan bir şeyin ortaya çıkması, yani yeni olarak zuhur etmesidir." insan olsun hayvan olsun yaşı genç olanlar için kinaye olarak kullanılması, ömür çizgisinde daha ilk zamana, yenilik haline işaret ettiği gibi, eskinin zıddı olmak, hatta Ezherî'nin ifade ettiği şekliyle احداث الدهر felaketler ve musibet manası da, mevcut duruma göre yeni bir duruma işaret etmektedir. Daha sonra terim olarak, "sünnette bilinmeyen ve mu'tad olmayan münker bir işin ortaya çıkması" olarak anlaşılmıştır. "Muhdesâtu'l-Umur" terkibiyle: "Selefi salihinin yapmadığı şeylerden ehli hevânın (kendilerince) icad ettikleridir" şeklinde tarif edilmiştir.

Görülüyor ki hadislerde çokça geçen "muhdes-hades" kelimeleri de ifade ettikleri mânâ itibariyle, bid’at kelimesiyle müterâdif olarak menfî manada kullanılmıştır.



--------------------------------------------------------------------------------



[1] İbn Manzûr, Lisânu’l Arab, 1, 229-231; İbn Düreyd, Cemhere, 245, Tehânevî, Keşşâfu Istılâhâtı’ıl-Fünûn, 1,133; Zebîdî, Tâcu’l-Arûs, xx, 309; İbn Fâris, Mekâyisu’l-Lüğa, 1,209-210, Atıyye, Izzet Ali, el-Bid’a, s.157.

[2] Trimizi, 4 c. sy: 413 no: 2809 Ahmet, Müsnet, 4/120, 5/272

[3] Ibn Manzur, a.g.e., göst. yeri.

[4] Râgıb, el-Müfredât, s.222; Ibn Manzur, Lisân, 1/796-797; ez-Zebîdî, Tâcu'l-Arûs, 5/206-212

[5] Göst. yerler.
"Hakkı söylemeyip susan dilsiz şeytandır. Batıl sözler söyleyen ise konuşan şeytandır."

Ebu Ali ed-Dekkak

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bid'at ve Ümmet Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Baskı tarihi:
26 Kasım 2015
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758810642
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet İhsan Dündar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Guraba Yayınları
İlim ehli İslamın ilk günlerinden itibaren bidat tehlikesine dikkatleri çekmiştir. Bu konuya ilişkin ilim, inanç ve metot bakımından kadri yüce telif eserler meydana getirmişlerdir. Bu eserlerin kıymetini ancak bu konuyla haşır-neşir olup tadını alan ve yararlananlar anlayabilirler. Elinizdeki eserde bidat konusu genişçe ele alınmıştır. İlim talebesi, konusu içinde bu bilgileri özlü, babında bir konu başlığı olarak ve kolayca karşılaşılabilecek inci taneleri gibi serpiştirilmiş olarak bulabilecek. Sırf Allah ve Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellam için hicret edip onların önüne geçmeyen ihlas ve samimiyetle amelde bulunan kimselerin üzerinde birleştiği ittifak noktalarını da görebilecekler. Böylelikle aralarındaki sevgi bağları güçlenir; davetlerindeki ilişki güven kazanır. Bidatlerin kınanıp yasaklanmasına ve bidat ehlinin uyarılmasına ilişkin varid olan Kurân naslarını, sahih nebevi hadisleri ve selef eserlerini herkesin daha iyi anlayabilmesi, konuyla ilgili geniş hacimli kaynaklara bir giriş ve bidatler usulü ilmine ilk adım olması amacıyla hazırlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Sercan Akbayrak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0