Bir yerde, bizi olgunlaştıran şeyin yaş değil, hayatımızdaki acılar olduğunu okumuştum.
Eğer bu doğruysa, duygusal açıdan emekli olmuş bile sayılabilirdim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Artık bir seçeneğim varmış gibi bile hissetmiyorum, “ diye itiraf ettim. “Lanet olası aklımı kaybediyorum, Gibs.”
“Hayır, aklın hâlâ yerinde,” dedi kıkırdayarak. Sonra omzumu sıvazladı. “Kaybettiğin şey kalbin, dostum.”
Görmezden gelinmenin bana iyi geldiğini söyleyemezdim.
Benim için alışılmadık bir durumdu ve bundan hiç hoşlanmadığımı hızla öğreniyordum.
Özellikle de beni görmezden gelen kişi, uyanık olduğum zamanlar da her düşüncemde -hatta rüyalarımda bile- bana işkence eden o kız olduğu içindi.
“Sanırım o kıza aşığım.”
“Peki, kimmiş bu kız?”
“O bir nehir. Onu bırakmayacağım, baba.”
“Tamam, oğlum. Bırakma o kızı."
“Kalbimi yerinden öyle bir oynatıyor ki yani böyle...”
“Gerçekten mi?"
“Çok fena, baba. Güm, güm. Lanet olası güm diye atıyor kalbim. Sürekli böyle.”