Bir Hayat Tarzı Olarak Şehir, Mekan, Meydan

·
Okunma
·
Beğeni
·
179
Gösterim
Adı:
Bir Hayat Tarzı Olarak Şehir, Mekan, Meydan
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752564244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Medeniyetlerin kendi yaşam biçimleri ile uygarlık seviyelerini yansıtan en karmaşık ve kapsamlı yapı olan şehrin mekânlarını, sosyal, kültürel arka planlar olmadan anlayıp algılayabilmek mümkün değildir. "Mekânın doğasını" anlama çabası olarak adlandırabilecek çalışmalar sayesinde mekânla insan, mekânla toplum, mekânla mekân ve mekânla kentin ruhu arasındaki ilişkiler bütünü kavranabilmiş olunacaktır. Kaldı ki mekânla toplumun ve insanın ilişkisi, bu ikisi üzerinden mekânla mekânın ilişkisi anlamına gelmektedir. İnsanın ve toplumun mekânla ilişkisi ise mekân üzerinden kendileriyle ilişkilerini ifade etmektedir. Bu yönüyle "şehircilik sosyal bir faaliyettir." "Bir nesne olduğu kadar, bir özne de olan kentin organik ve sembolik yapısı bir cetvel ve bir pergelle anlaşılamaz. Bir bilim olarak şehircilik 'kentin şiiri ve metafiziğini' anlayamaz, ayrıca anlamak da istemez." Söz konusu metafiziği anlamak için ihtiyaç duyulan şey, teknikten daha çok mekânın felsefesi ve teknik donanımlardan daha çok amaçların belirlenerek mekâna dair yapım programının oluşturulmasıdır. Hatta varlığını uzun süre devam ettiren bir kentsel mekân, hızla değişen mimari tarzlara rağmen biçimsel olarak değişmiyorsa burada mimariden daha fazla sosyal ve kültürel yapıdan bahsetmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Böyle durumlarda mekân veya yapı güncel işlevlerinden ziyade meydana geldiği zaman sürecine göre değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Grafik üzerinden izah etmeye kalkışırsak, yatay ekseninde coğrafyanın, dikey ekseninde ise tarihin olduğu bir şekilde karşı karşıya kalırız. İkisinin kesiştiği noktada ise şehrin ruhunun ya da kültürünün oluştuğunu söyleyebiliriz.
İlk şehirler, İbn Haldun'un "yedi iklim" diye tanımladığı enlemsel bölünmenin, üç ve dördüncü iklim kuşağında kalan Güney Batı Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da ortaya çıkmış olmasına rağmen konuyla ilgilenen batılı bilim adamları konuyu tarih, sosyolojik, ekonomik ve diğer yönleriyle ele alırlarken Sanayi İhtilâli ile irtibatlandırarak"şehir" kavramının ve uygulamasının Batı düşüncesinin bir ürünü ve uygulaması olduğunu öne sürmüşlerdir. Hatta öyle bazı kriterler koyarak tanımlamalar yapılmıştır ki, bu kriterlerden Avrupa'dan önce yukarıda sayılan bölgelerde kurulmuş olan şehirlerin şehir özelliği taşımadıkları sonucu çıkartılabilmektedir.
Hasan Taşçı
Sayfa 26 - Kaknüs (Şehir ve Mimarlık)
"Ne iktisadi anlamda "şehir" ne de sakinlerinin özel politik idarî yapılarla donandığı garnizon, mutlaka bir topluluk oluşturmaz. Kelimenin tam anlamıyla kentsel "topluluk" bir olgu olarak yalnızca Avrupa'da ortaya çıkmıştır. İstisnalara zaman zaman Yakın Doğu (Suriye, Fenike ve Mezopotamya'da) rastlanabiliyordu ama bunlar da çok azdı ve sadece ilkel biçimleriyle vardı. Tam bir kentsel topluluk oluşturabilmek için kentsel topluluk, alışveriş ve ticaret ilişkilerinin görece hâkimiyetine sahip olmalı, not bütün olarak yerleşim alanı da şu özellikleri sergileyebilmelidir: 1- kale; 2- bir Pazar; 3- kendine ait bir mahkeme ve hiç değilse özerk bir hukuk; 4- ilgili bir birlik biçimi; ve 5- en azından kısmı bir özerklik ve kendi kendini yönetebilme ve sonuçta seçilmelerinde şehir sakinlerinin katılımının gerçekleştiği yetkililerce yönetilme."
Hasan Taşçı
Sayfa 27 - Kaknüs - (Şehir ve Mimarlık)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Hayat Tarzı Olarak Şehir, Mekan, Meydan
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752564244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Medeniyetlerin kendi yaşam biçimleri ile uygarlık seviyelerini yansıtan en karmaşık ve kapsamlı yapı olan şehrin mekânlarını, sosyal, kültürel arka planlar olmadan anlayıp algılayabilmek mümkün değildir. "Mekânın doğasını" anlama çabası olarak adlandırabilecek çalışmalar sayesinde mekânla insan, mekânla toplum, mekânla mekân ve mekânla kentin ruhu arasındaki ilişkiler bütünü kavranabilmiş olunacaktır. Kaldı ki mekânla toplumun ve insanın ilişkisi, bu ikisi üzerinden mekânla mekânın ilişkisi anlamına gelmektedir. İnsanın ve toplumun mekânla ilişkisi ise mekân üzerinden kendileriyle ilişkilerini ifade etmektedir. Bu yönüyle "şehircilik sosyal bir faaliyettir." "Bir nesne olduğu kadar, bir özne de olan kentin organik ve sembolik yapısı bir cetvel ve bir pergelle anlaşılamaz. Bir bilim olarak şehircilik 'kentin şiiri ve metafiziğini' anlayamaz, ayrıca anlamak da istemez." Söz konusu metafiziği anlamak için ihtiyaç duyulan şey, teknikten daha çok mekânın felsefesi ve teknik donanımlardan daha çok amaçların belirlenerek mekâna dair yapım programının oluşturulmasıdır. Hatta varlığını uzun süre devam ettiren bir kentsel mekân, hızla değişen mimari tarzlara rağmen biçimsel olarak değişmiyorsa burada mimariden daha fazla sosyal ve kültürel yapıdan bahsetmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Böyle durumlarda mekân veya yapı güncel işlevlerinden ziyade meydana geldiği zaman sürecine göre değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Volkan
  • Nurcann
  • alper akdağ
  • Hüseyin HAKAN
  • Aysenur GÜL
  • Deniz Çobaner

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0