Normalde inceleme yazmayı düşünmüyordum, alıntı yapmayı da ama birden yapmak istediğimi fark ettim.
Öncelikle şunu belirtmem lazım: Cinsiyet kimliği meselesinde çok hassas biriyim. "Bir kadın kadın gibi olmak zorunda, bir erkek erkek gibi davranmak zorunda" gibi yargılardan nefret ediyorum.
Bir kadın isterse ‘kadın gibi’ davranır, bir erkek isterse makyaj yapar, elbise giyer, kupe takar. Bu kadar basit. Diyelim ki bir erkek çocuğu küçükken kız gibi yetiştirildi ama sonra kendi kararıyla erkek gibi görünmek istiyor—bu konuda da susulmamalı. Aynı şekilde reşit bir bireyin, kendinden büyük biriyle, kendi iradesi ve rızasıyla bir ilişki yaşamasına da kimse karışamaz.
Erkeklere ve kadınlara dayatılan kalıplar beni boğmaya başladı. "Erkek küpe takamaz, kız kısa saç kestiremez. Kız oversize giyemez, vücut hatlarını belli etmeli. Erkek trip atamaz, duygularını gösteremez." Bu ne ya?
Ve bu yargıların çoğunu, ironik şekilde, kadın haklarını savunduğunu iddia eden kızlar koyuyor. İşte bu daha da sinir bozucu.
Neyse, şimdi asıl konumuza geçelim, çünkü ben bu konuda susamıyorum.
-Spoiler-
Peyo tarafından yazılan ve çizilen tek ciltlik, cinsiyet kimliği, aşk ve ergenliğin karmaşık duygularını cesurca ele alan bir yaoi/shounen-ai mangasıdır. Hikâye, romantizmin ve kişisel keşfin sınırlarında gezinen iki gencin içten ve bazen de acı dolu ilişkisini anlatır.
Ana karakterimiz Taiga, küçüklüğünden beri aktör olmak isteyen, daha belirgin tabiriyle kahraman olmak isteyen bir genç. Tabii bu yüzden okulunda drama kulübüne katılıyor. O gün de bir dans gösterisi var ve elbette o da gidiyor.
Taiga, okulun ilk gününde tiyatro kulübünden Maria’yla tanışıyor. Maria sahnede o kadar etkileyici ki, Taiga ilk görüşte ona aşık oluyor. Hatta ona okulun bahçesinden topladığı çiçeği veriyor ve