Böyle Yaşandı

·
Okunma
·
Beğeni
·
9
Gösterim
Adı:
Böyle Yaşandı
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059142939
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Favori Yayınları
“Haziranda ölmek zor” demişti Hasan Hüseyin ama her mevsim zordu ölmek. Bir o kadar da kolaydı öldürülmek… Asi birer dağ yeline benzeyen fidanlar, sürme gözlü ceylanlar, yani bizim çocuklar, yeşil parkalılar… Sadabâd’ı doldururdu seslerindeki umut. Sadabâd dediğin bir küçük çayhane. Duvarda kara bedenli sazı, ufak masa ve tabureleri olan bir çayhane, Ali Ağabey’in yeri. Orada başlardı sıkılmaya yumruk, dişler gıcırdar, gözlerdeki çıngı harlanır ve orada yanmaya başlardı çağın ateşi…

Haydar Doğan dört mevsim aç kalanların, dört mevsim vurulup düşenlerin, dört mevsim umudu besleyenlerin, dört mevsim kavgadan yılmayan, tüm bunların arasına şiir ve aşkı da sığdıranların gerçekliğiyle aramızda şimdi… Bu roman hüznün ve umudun sarmalında; dünün, bugünün ve yarının ta kendisi… Yazmak eylemi tarihe tanıklık etmekse, ikinci tanık da siz olacaksınız kitabın sayfaları arasına girdiğinizde ve hiç yabancılık çekmeyeceksiniz bugünü gözünüzün önüne getirdiğinizde…

“Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! “ Adnan Yücel



-Nevin Koçoğlu - 6 Ocak 2018- Ankara-



Düşenlere…

Tanıklığını yaptığım kısacık yaşanmış bir hayatı kâğıda sığdırabilir misin deselerdi hiç kuşku yok ki kafamı iki elimin arasına alır, çay ocağının buharında ısındığımız, gözlerimizin dolu dolu güldüğü ve satranç oynadığım o ana dönerdim… Bildirileri yazıp beğenmediğimiz ve buruşturup bir kenara attığımız o kâğıtlardan bir roman çıkar mı diye sormayın! Sormayın ölü dizelere can verir misin diye?

Soruyorum size ağlayan dizelere kim bir mendil verir? Bir mendilin içine kaç damla gözyaşı sığar? O mendile kim gözlerinden düşenlerle bir yıldız işler? Yüksekten atılırken zemine yaklaştığında her katta hangi düşü kaldı o yıldızın?

“Ben kurtarıcı değilim. Kurtarıcı diye bir şey yoktur. İnsanlar kendilerini kurtarırlar” der özgürlük savaşçısı Che. Biz de öyle yaptık! Önce kendimiz kurtarıp, öz’ümüze sonra da halka vardık…

Bir İnsan(lar), bir genç(ler), bir kız çocuğu(çocukları), bir öğrenci(ler) Devlete ne yapmış olabilir? Nasıl bir kindarlıkla karşı karşıya kalmış olabilir? Devlet kendi çocuklarına neden kin besler… Devlet kin ile besleniyor olabilir mi?

İşte bembeyaz kâğıdın ortasına düşmüş yıldıza tanıklığımdır! Dostluğun rengi, umudun sesi, özgürlüğün düşü ve kinin kan tadıdır bu roman.

Sanmayın ki romanda yaşananlar bir sondu. Siz bu romanı okurken devlet tüm kini ile İnsanlarımızı katletmeye devam ediyor.

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Böyle Yaşandı
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059142939
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Favori Yayınları
“Haziranda ölmek zor” demişti Hasan Hüseyin ama her mevsim zordu ölmek. Bir o kadar da kolaydı öldürülmek… Asi birer dağ yeline benzeyen fidanlar, sürme gözlü ceylanlar, yani bizim çocuklar, yeşil parkalılar… Sadabâd’ı doldururdu seslerindeki umut. Sadabâd dediğin bir küçük çayhane. Duvarda kara bedenli sazı, ufak masa ve tabureleri olan bir çayhane, Ali Ağabey’in yeri. Orada başlardı sıkılmaya yumruk, dişler gıcırdar, gözlerdeki çıngı harlanır ve orada yanmaya başlardı çağın ateşi…

Haydar Doğan dört mevsim aç kalanların, dört mevsim vurulup düşenlerin, dört mevsim umudu besleyenlerin, dört mevsim kavgadan yılmayan, tüm bunların arasına şiir ve aşkı da sığdıranların gerçekliğiyle aramızda şimdi… Bu roman hüznün ve umudun sarmalında; dünün, bugünün ve yarının ta kendisi… Yazmak eylemi tarihe tanıklık etmekse, ikinci tanık da siz olacaksınız kitabın sayfaları arasına girdiğinizde ve hiç yabancılık çekmeyeceksiniz bugünü gözünüzün önüne getirdiğinizde…

“Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! “ Adnan Yücel



-Nevin Koçoğlu - 6 Ocak 2018- Ankara-



Düşenlere…

Tanıklığını yaptığım kısacık yaşanmış bir hayatı kâğıda sığdırabilir misin deselerdi hiç kuşku yok ki kafamı iki elimin arasına alır, çay ocağının buharında ısındığımız, gözlerimizin dolu dolu güldüğü ve satranç oynadığım o ana dönerdim… Bildirileri yazıp beğenmediğimiz ve buruşturup bir kenara attığımız o kâğıtlardan bir roman çıkar mı diye sormayın! Sormayın ölü dizelere can verir misin diye?

Soruyorum size ağlayan dizelere kim bir mendil verir? Bir mendilin içine kaç damla gözyaşı sığar? O mendile kim gözlerinden düşenlerle bir yıldız işler? Yüksekten atılırken zemine yaklaştığında her katta hangi düşü kaldı o yıldızın?

“Ben kurtarıcı değilim. Kurtarıcı diye bir şey yoktur. İnsanlar kendilerini kurtarırlar” der özgürlük savaşçısı Che. Biz de öyle yaptık! Önce kendimiz kurtarıp, öz’ümüze sonra da halka vardık…

Bir İnsan(lar), bir genç(ler), bir kız çocuğu(çocukları), bir öğrenci(ler) Devlete ne yapmış olabilir? Nasıl bir kindarlıkla karşı karşıya kalmış olabilir? Devlet kendi çocuklarına neden kin besler… Devlet kin ile besleniyor olabilir mi?

İşte bembeyaz kâğıdın ortasına düşmüş yıldıza tanıklığımdır! Dostluğun rengi, umudun sesi, özgürlüğün düşü ve kinin kan tadıdır bu roman.

Sanmayın ki romanda yaşananlar bir sondu. Siz bu romanı okurken devlet tüm kini ile İnsanlarımızı katletmeye devam ediyor.

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • MU@ZZ@M TÆBUT

Kitap istatistikleri