"Bazen en büyük sessizlik, duyulmayan çığlıklardan oluşur."
Ve o çığlıklar büyüdüğünde, artık hiçbir şey onları durduramaz.
Hepimizin kitaplığında vardır; alınıp bir köşeye bırakılan, okunmayı bekleyen kitaplar… Kitap okumayı sevenler için bu çok tanıdık bir durumdur. Okunacak onlarca kitap varken yine de almaya, biriktirmeye devam ederiz. Bir yandan okurken, diğer yandan yenileri gelir.
İşte Marieke Nijkamp ’ın kaleme aldığı Bu İş Burada Biter de benim için yıllarca sırasını bekleyen kitaplardan biriydi.
Yoğun okumalar arasında okunabilecek bir eser demek isterdim ama bıraktığı duygu pek rahatlatıcı değil. Aksine, fazlasıyla düşündüren, vicdanı sızlatan bir kitap. Eli silahlı bir çocuğun bir okulda öğrencileri ve öğretmenleri rehin almasıyla başlayan hikâye, bir “katliam öyküsü” gibi görünse de okudukça yalnızca öfke duyamıyorsunuz. Evet, kaybedilenler için üzülüyorsunuz. Ama ardından şu soru zihninize yerleşiyor:
Bu noktaya gelinmesine ne sebep oldu?
Genç bir çocuğun içinde biriken hangi görünmezlik, hangi duyulmayan çığlık onu buraya sürükledi?
Kitap boyunca yalnızca olayları değil, olayların etrafındaki sessizliği de okuyoruz. Karakterler, tıpkı biz okurlar gibi, kendi suçluluklarını, görmezden geldikleri anları ve ihmal ettikleri insani duyguları sorguluyor.
Marieke Nijkamp , acıyı bağırarak değil; sessizce, satır aralarına sindirerek hissettiriyor. Aslında bize tek bir soru soruyor:
Bir felaketin sorumluluğu yalnızca tetiği çekene mi aittir, yoksa görmezden gelen herkese mi?
Zorbalık, yalnızlık, dışlanmışlık… Bunlar ne yazık ki geçmişte de vardı, bugün de var olmaya devam ediyor.
Bu İş Burada Biter , basit bir konuya sahip gibi görünse de okunması duygusal cesaret istiyor.
Toplumsal yaralara dokunan, okuru uzun süre düşünmeye iten, acıyla yüzleştiren ve empati kurmaya çağıran bu eser;
Bitirmek için okuduğum bir kitap oldu .Arka kapak yazıları dikkatimi çekmişti ve beklentim yüksekti. Bir hayalkırıklığı oldu .Öfkeli bir lise öğrencisinin okuldakileri rehin alışı anlatılıyor.Konu bakımından çok ilgi çekici bir konu olmasına rağmen okurken hissettirdiği duygu doyum vermedi.
Beklediğimden çok çok daha etkileyici bir kitaptı. Annesinin ölümüyle kaybolmuş bir çocuğun, yardım çığlıklarını duymayanlardan zalimce intikam alışını okudum adım adım. Etrafımızdaki insanlara biraz dikkatli bakabilsek, neleri önleyebiliriz, ne felaketlere engel olabiliriz, bunu gördüm Tyler'ın yarattığı dehşeti okurken. Aşk, dostluk, fedakarlık, cesaret, en önemlisi aile... Vurgu yapılan kavramlar çok güzeldi. Ayrıca kitabın farklı kişilerin bakış açılarından anlatılıyor olması da okumayı daha lezzetli bir hale getirdi. Sadece ufak bir eleştirim olacak, olayları gözlerinden gördüğümüz karakterlerin arasında Tyler'ın da olmasını isterdim. Her şeyin merkezinde o olduğu için, onun duygu ve düşüncelerini de okumak güzel olurdu. Bunun dışında çok beğendim kitabı.
Uzun zamandır bu kadar iyi bir kitap okumamıştım. Gerçekten başarılı bir kitap. Her sayfada gerilim bir kat daha artıyor. Kesinlikle okunması gerekenlerden.
Hikaye, Abd'de Opportunity Lisesi isimli bir okulda geçiyor. Annesini kaybettikten sonra çeşitli sebeplerle okuldan ve çevresinden dışlanan bir öğrencinin okulun konferans salonunda toplandığı bir sırada okulu silahıyla basması ve yaptığı silahlı saldırı anlatılıyor. Romanda olaylar okuldaki bazı öğrencilerin kendi ağzından otobiyografik olarak anlatılmış. Ayrıca silahlı saldırı sırasında eş zamanlı olarak okulla ilgili kişilerin Twitter üzerinden paylaştığı anlık tweet ve mesajlar da bütün heyecanıyla okuyucuyla paylaşılıyor. Akıcı üslubuyla sıkmayan bir kitap. İyi okumalar..
Bitirmek için okuduğum bir kitap oldu.Arka kapak yazısını okuyup merak etmiştim ama resmen hayalkırıklığı oldu hiç beğenmedim.304 sayfalık olay sadece bir saatlik bir durumu anlatıyor.Normalde bu şekilde kısa zamanı uzun satırlara yayan kitaplar okumuşumdur ya da tek bir mekanda geçen bir film izlemişimdir orada önemli olan zaman değil olayın aktarılış biçimidir, duygu yoğunluğudur, karakterlerin derinliğidir, olayların nedenleri ve sonuçlarıdır.Kısacası dolu dolu bir kurgu vardır.Ama bu kitapta maalesef bu eksikti.Kitap 4 anlatıcı tarafından anlatılıyor.Okulu bırakmış bir öğrencinin tam olarak sebeplerini bilmediğimiz bir nedenle okulu basıp, konferans salonunda bulunan insanları rehin almasıyla başlıyor.Sonra da canının istediğini ki aslında kendince sebeplerle olsa gerek okul arkadaşlarını ve öğretmenlerinin üzerine kurşun yağdırmaya başlıyor.Ama biz bu sebepleri okuyamıyoruz tabi.Sonuna kadar belki bir şey vardır diyerek okudum ama maalesef sonu da hüsran.Boşa zaman kaybı oldu benim için.Tavsiye etmiyorum.
Kitabın arka sayfasında bulunan bir kaç cümleden aksiyon filmlerini aratmayacak bir hikaye çıkacağını sanıyorsunuz. Pek öyle gelmedi bana. Şunu söylemeliyim ki konu oldukça özgün. Ama yazarın anlatımının çiğliği bu harika konuyu biraz olumsuz etkilemiş. Bu bir kitap yerine aynı karakterler ve senaryo ile bir aksiyon sineması olsa, kitaptan daha çok ilgi görürdü.
-KISMEN SPOİLER-
Bir sürü ölüm yaşandı ama neredeyse hiçbiri için üzülemedik. Çünkü yazar duyguyu geçiremedi. Sanırım en etkilendiğim sahne Tomas'ın ölümü idi. Ama dediğim gibi daha içe işleyen bir anlatım bu ölüm sonucunda beni ağlatabilirdi bile. Kitabın son yüz sayfası en aksiyonlu kısım diyebiliriz. İki yüz sayfa sabrederseniz son yüz sayfayı tek seferde bitirebilirsiniz. Saldırganın neyi neden yaptığını daha iyi anlamak için onun ağzından da bölümler okuyabilirdik. Ve bu olaydan belki de yıllar sonrasında ' geride kalanların' hayatlarının nasıl devam ettiğini okuduğumuz bir başka bölüm okumak da iyi olabilirdi.
Bir kitap sitesinden aldığım sipariş kitaplarımın yanında hediye olarak gelmişti bu kitap. Beklentiyi ortalamanın altında tutarak okursanız eh işte. Ama kitabın adı ve kapağına aldanıp da beklenti içinde okursanız bomboş bir kitap olduğunu göreceksiniz. 302 sayfa kitap baştan sona bir saatlik sürede gerçekleşen, psikopat bir öğrenci tarafından tüm öğrenci ve öğretmenlerin rehin tutulmasını, #spoiler ..... Ve nihayetinde yaptığı katliamı anlatıyor. Bunu yaparken de bir kaç öğrencinin gözünden ayrı ayrı anlatıyor o kadar. Ve kitap bitti. Bu....
Kitabın konusu oldukça ilgi çekici ama ne yazık ki yazım şekli için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kitapta olayları birçok karakterin bakış açısıyla okuma fırsatımız oluyor. Düşünüldüğünde güzel bir fikir ama tam heyecanlı bir olay yaşanırken anlatım başka bir karaktere geçiyor. Bir karakter kandan vahşetten bahsederken başka karakter tüm olaylardan uzak etrafta dolanıyor mesela. Ve kitabın bu kadar uzatılmasına hiç gerek yoktu. 300 sayfada yalnızca 1 saatlik olay anlatılıyor. Uzatılmasa ve olaylar sürekli bölünmese fena değil bir kitap
Uzun zamandır klasikler okuduğum için genç kurgu okumayalı çok olmuştu. Kitabı genel olarak sevdim elbette ki, bu tarzda okumayı sevdiğim için..
Lise öğrencilerinin duygu ve değişimlerini anlatan, ailesel sorunların ne derece etkili olduğunu dile getiren çabucak okunup bitirilecek bi roman.
Annesinin ölümünden sonra okulu bırakmış bir lise öğrencisinin intikam adı altında bıraktığı okulu silahla basmasını, okuldaki öğrenci ve öğretmenlerin hepsini rehin almasını, rehin alınan çocukların duygularını, o anlarda yaşanan vahşeti, öldürülen insanları, öğrencilerin yaşadığı yalnızlığı, içe kapanıklığı ve bu gibi daha bi çok duyguyu her öğrencinin kendi ağzından, düşüncelerinden okuyoruz.
Kitabın konusu çok fazla abartılacak türden değil ama yazar belli düzeyde güzelce işlemiş konuyu bana göre.. Ayrıca okudukça karakterlerin değişimini, birbirine karşı bağlanmalarını, yaşanılanlar karşısında bir olmaya çabalamalarını çok sevdim.
Uzun soluklu derin anlamlı kitaplarınızın ardında çerezlik niyetine okuyabilirsiniz, nefes almak adına..