·
Okunma
·
Beğeni
·
422
Gösterim
Adı:
Büyü
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
69
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054200191
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgeoğuz Yayınları
Milattan önce 91 yılında Hun Hakanı Hulugu zamanında, üç ordu ile Türk Ülkesine giren Çinlilerin iki ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmiş, birisi de ricat halinde iken arkadan hücum edilmek suretiyle önceden kazılmış büyük bir hendeğe doldurularak yok edilmişti. Harp tarihinde eşi görülmemiş bu tak­tik, Türk'ün savaş zekâsının çarpıcı örneklerinden biridir. Oyunumuz o günün teknik ve medeniyetinde zirveye ulaşmış olan Hunlularla batıl inançlara saplanmış olan Çinliler arasında geçen bu olayı konu edinmektedir.
Bu mütevazı eseri, Türk'ün ilim, teknik ve medeniyette ön sırayı alması için savaşan ateş kanlı, kor yürekli Türk Gençliğine adıyorum.
-Dilâver Cebeci-
(Arka Kapak)
69 syf.
Mütevazi ve oldukça manidar bir oyun. Türkler'in zaferlerinin altında yatan başarıyı öğrenmeye çalışanlar, onları büyücülükle suçluyorlar. Aslında sadece ''belde kılıç, içte çelikten yürek'' taşıdıklarını anlamaları geç olmuyor. ^^
Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun? Biz Kâlubelâ'da beraber değil miydik? Ben o günü hatırlayamıyorum. Sen de hatırlayamazsın. Ama mutlaka yanyana idik. Tanrı buyruğuna beraber baş eğmedik mi? Evet demedik mi? Çünkü sensiz eksik oluyorum. Yarım oluyorum. Biz birbirimize Kâlubelâ'da vurulduk.

Peteng Kalası önünde Hakan'ın buyruğunu hatırlıyor musun? Atlarımızı dört renge ayırıp yağıyı dört yönden kuşatmıştık. Biz al atların bulunduğu safta yanyana idik. Hiç unutmadım, doğudan esen bir hafif yel, san saçlarını ve börkünün yumuşak tüylerini dalgalandırıyordu. Saçlarını o günden beri seviyorum.

Ağladığın zaman hep Ergenekon'u hatırlarım. Ergenekon'u unutmak istemiyorum. Hatırlamak için de seni ağlatmak mı gerek? O günün aşkına beni bağışla, su gibi akan kan aşkına, alınan doğranan erler aşkına, geçit vermez dağlar ve bereketli soyumuz aşkına beni bağışla.

İlteriş Kutlu Kağan'ın buyruğuna ilk uyanlar biz değil miydik? Kurt başlı tuğlar altında yüce dağlardan geçitleri seyrediyorduk. Kartalca hür olmanın tadını birlikte tatmadık mı? Çoğalıp acuna yayılmaya gök kılıçlar üzerine andımız var. Nisbetsiz cenkler içre gösterdiğimiz erlik ile kavuştuğumuz dileğe hamdolsun.

Bugün gülüşlerini özledim. Güldüğün zaman, bembeyaz dişlerin görünür, güzel yüzünden her tarafa dolunay ışıkları yayılır. O zaman bir eşsiz toy olur ki; Dedem Korkut gelir, boy boylar, soy soylar, bize kutlu adlar koyar, alkış verir. Geçmişteki cümle toylarda beraberlik, geleceğin büyük toylarında da beraberliğimiz için gel Tanrıya yakaralım.

Neydi o cuma sabahı? Üstümüzde beyaz dua bulutları dolaşıyor, Çağrı beğin oğlu, bu dua bulutlarından örülü bir kaftana bürünüyordu. Alınlarımız yağız yere değdiğinde Tanrıdan gayrısına kulluk etmemenin sevincini sen de duymuyor muydun? Bin yıl önce secde ettiğimiz bu toprakta beraber ölelim.

Sen İstanbul gecelerini iyi bilirsin. İstanbul'da gece oldu mu, yıldızlar, Boğaz'ın sularına düşer, Ay, güzelse, yıkanmış, saçlarını taramışsa, gönlünde yedikat bir mehterin bestesi varsa öyle doğar.Değilse hiç görünmez. Biz bu ay'ın, bu yıldızların altında gümüş tekneli gemileri dağlardan çekmedik mi? O gece omuzlarımızda açılan halat yaraları çoktan geçti. Ama o yaraların doyumsuz sızısını şimdi yüreklerimizde saklıyoruz.

Arada bir ağlamaya muhtaç mıyız ne? Bilir misin ki? biz yerin ve göğün paylaşamadığı kutlu kişileriz.Bizi, acunda toprak, gökte uçmak çağırır. Ey toprak!. Ey uçmak! Can istedin vermedik mi? Kan istedik vermedin mi ki, ellerimizi arkamızdan bağlayıp, gözlerinin feri sönmüş, şu insancıkların önünde boynumuzu ipe veriyorsun. Biz erce ölmeyi herkesten iyi biliriz.

Birazdan ışıklar yanacak sevdiğim. Varsın karanlık olsun. Aynı göğün altındayız ya... Nabızlarımız birlikte vuruyor ya... Güzelliğini, doyumsuzluğunu, ebediliğini biliyorum. Bu karanlığın ortasında karıncaların kıskanacağı bir gayret içindeyim.Biliyorum ki, ışıkların yandığı zaman, bir daha çözülmemek üzere ellerimiz birbirine kenetlenecek ve acunda bizim töremiz işleyecek. Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun?
‘’Dilim nasıl susar; Nasıl yerimde durabilirim? Deli rüzgarlara tutulmuş bir tuğ gibiyim.’’
‘’Türkler çuhadan rahat ve sağlam elbiseler giyiyorlar. Bunu hepimiz biliyoruz. Bu elbise onlara hareketlilik sağlıyor. Oysa bizler ipek elbiseler içinde kibarlığımız bozulur diye hiçbir zahmete katlanamayız. Düşünün efendimiz, yediğimiz pirincin bize vereceği kuvvet ne olabilir ki? Oysa onlar, kuvvetli bir besleyici olan etlerini eğerlerinin altında saklayabilmekte ve içtikleri kımız sayesinde en şiddetli soğuklarda bile üşümeden yol alabilmektedirler.’’
‘’Büyük Çin ordusu Seddi geçip Türk topraklarında ilerlerken Türklerin hücumuna uğrayıp, önceden hazırlanan muazzam bir hendeğe dökülerek yok edilmiştir.’’
‘’Yalnız, zaferlerin büyücülerin çürük dişleri arasından çıkan birkaç uydurma sözle gerçekleşmez. Zaferleri ve altın taçları getiren cesur yiğitler, ateşli atlar, kan, ter, bilek, akıl ve sür’attir.’’
‘’Yurdunun bayrağını şerefle yükseklerde tut. Saygı değer bir hakim ol. Ateşli atlar, cesur yiğitler sana şan getirecek. Büyüdüğünde kendi mutluluğunu kendi ellerinle kur. Sağ ol.’’
Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun? Biz Kâlubelâ'da beraber değil miydik? Ben o günü hatırlayamıyorum. Sen de hatırlayamazsın. Ama mutlaka yanyana idik. Tanrı buyruğuna beraber baş eğmedik mi? Evet demedik mi? Çünkü sensiz eksik oluyorum. Yarım oluyorum. Biz birbirimize Kâlubelâ'da vurulduk..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyü
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
69
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054200191
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgeoğuz Yayınları
Milattan önce 91 yılında Hun Hakanı Hulugu zamanında, üç ordu ile Türk Ülkesine giren Çinlilerin iki ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmiş, birisi de ricat halinde iken arkadan hücum edilmek suretiyle önceden kazılmış büyük bir hendeğe doldurularak yok edilmişti. Harp tarihinde eşi görülmemiş bu tak­tik, Türk'ün savaş zekâsının çarpıcı örneklerinden biridir. Oyunumuz o günün teknik ve medeniyetinde zirveye ulaşmış olan Hunlularla batıl inançlara saplanmış olan Çinliler arasında geçen bu olayı konu edinmektedir.
Bu mütevazı eseri, Türk'ün ilim, teknik ve medeniyette ön sırayı alması için savaşan ateş kanlı, kor yürekli Türk Gençliğine adıyorum.
-Dilâver Cebeci-
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Aydolu
  • Sinem
  • Mehmet AKDOĞAN
  • Şükran
  • Aybüke
  • Tanrı Dağı
  • Güneş Yilmaz
  • Hacer Uğur
  • Glsn
  • Fatih Koç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.1 (4)
9
%14.3 (1)
8
%0
7
%28.6 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0