Adı:
Canavar
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054263981
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Odjuret
Çeviri:
Levent Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Bir İntikamın Anatomisi
Bazı suçlar intikam almayı gerektirir mi?

İki küçük kızı korkunç bir şekilde öldüren bir pedofil, olaydan dört yıl sonra hapishaneden kaçar. Bu kez hedef aldığı küçük kızın babasıysa, katilin başka kurbanlar peşinde koşmasına engel olmaya kararlıdır.
Canavar korkunç bir suç ve ona biçilen ceza hakkında tüyler ürpertici ve bir o kadar da düşündürücü bir roman.

"Roslund ve Hellström kemiklerinize işleyen ve sizi iliklerinize kadar sarsan ham bir yazım ve kan dondurucu sahneler sunuyorlar."
-La Sicilia-, İtalya

"Gerçek anlamda sürükleyici bir trajedi ve intikam öyküsü. Böylesi olayların her yerde yaşanabileceğini bilmek, romanı daha da dehşet verici hâle getiriyor."
-The Guardian-, İngiltere

"Kitabı elinizden bırakmanızı imkânsız kılacak kadar iyi bir roman."
-Fyens Stiftstidene-, Danimarka

"Korkunç bir suç ve bunun sonuçları hakkında çok güçlü bir roman. Hayatın değerini tartış- ma isteği uyandırıyor: Bir insanın hayatı, diğerininkinden daha kıymetli olabilir mi? Bir cinayet mazur görülebilir mi? Tartışmalar sadece teoride kalmıyor; çünkü Canavar, okuyucuları kurgudan uzağa, doğruca gerçekliğin içine itiyor. Roslund ve Hellström çok sayıda insanın sesini duyulur hâle getiriyorlar. Hiç şüphesiz, bu çok konuşulacak ve tartışılacak bir kitap ve her okuyucu üzerinde kalıcı bir etki bırakacağı ortada."
-Skånska Dagbladet-, İsveç

"Canavar, okuyucuları zekice oluşturulmuş bir kurgu ve kusursuz bir yazımla büyüleyen, acımasız bir gerilim romanı."
-Milano Franza-, İtalya
(Tanıtım Bülteninden)
İsveç denince aklınıza ilk ne gelir?
- Soğuk, karlı bi kuzey ülkesi mi?
-İbrahimoviç mi?
-Ahalisinin üst düzey refah hali mi?
Bende üçüncüsü.
Evet. İsveç, ahalisi dünyanın sosyal refah hali en üst düzeyde olan ülkeleri arasında geliyor. Düşünsenize ahalisi en çok vergi ödeyen ikinci devlet.
Sağlık, sosyal güvenlik, eğitim, sağlık hizmetleri, kısacası herşey üst düzeyde. Ama malesef orda da psikopatlar, tacizci, tecavüzcü sapıklar, manyaklar, yok değil.
Kitabın ana konusu Lund isimli bir manyağın küçük çocuklara tecavüzü ve öldürmesi ile sonlanan iğrençliğini ve toplumun buna tepkisini ele alıyor. İstisnasız her bireğin yasalara tabi tutulmasını, özellikle idam cezasının ortadan kalkması ile, hiçkimsenin, hatta mahkemenin bile, hiçbir suçun ölümle cezalandırılamayacağını anlatmak istemiş İsveçli iki yazar. Bireğsel karar ve eylemin toplum için uygun görülen yasalarla çelişebildiğini, hukuki müstevide bırakılan küçük bir boşluğun felaketlere neden ola bileceğini şiddet dolu hikayeleri ile anlatmayı denemişler. İyi güzel de, OLMAMIŞ.
Heyecan yok, gerilim yok, senaryo bi gerilim romanı için çok basit. Beklentilerimin çok altında kaldı kitap. Ve malesef zaman kaybı oldu.
Şimdiden söylüyorum mideniz kaldıramıyorsa okumanızı tavsiye etmem tamamen iskandinavlı bi yazardan beklenilebilecek bir dille yazılmış konusu pedofili bir adamı anlatmaktadır küçük çocuklara yapılanları anlatır ve kitabın kahramanı olan arkadaşımızın kızı da bu pedofili elemanın kurbanı olur ve kahramanımız bu adamın peşine düşüp bunu öldürür fakat saçma bir hukuki sürecin içinde bumur kendini fazla anlatmak istemiyorum ama sonu hiç hakedilemeyecek bir biçimde bitiyor okumanızı tavsiye ederim bilhassa okurken empati kurmaya çalışın biraz acı da olsa :\
Bu iğrenç günlerde hatırlanması gerek belki de değil ....
Bu kitap sarsıcı ve ülkemizde de güncel...Sizlere incelemeyi özet sunmak isterdim fakat sistematik kurumsal çocuk tecavüzleri hakkında aklınıza gelebilecek bir gazeteci abimizle mailleşmiştik. Onu atmak isterim. Başı ve sonu sorularımdan ibaretti kestim. Aldığım cevap ise maaleaef TR de bunları takip edecek bir vicdan olmadığıydı...okuyan unutmaz. Buyrun bu da incelememdir;
........ Ama o kadar büyük bir girdabın içindeyim ki şu sıralar. Bu girdap olamayacak kadar büyük bir adiliğin varoluşunun girdabı ve sadece acı var içinde.
Size fikirlerimi; bu kadar haber yapılıp sosyal medya üzerinden tam tamına söyleyemedikleri düşünceleri olan insanların ortak fikrileri üzerine sunmak isterim. Karaman’daki çocuk tacizi. Düzenli, tek taraflı ve sürekli, bilindiği halde sımsıkı gizlenen… Küçücük; ki düşünün korumasız, ölümden yaşamdan bi haber, yürekleri de bedenleri kadar tecavüze uğramış yavrularımız…Daha dünyada bundan başka neyi tolere edebilirsiniz? Neye karşı direnir de burada gözyaşlarınızın en azından gözlerinizin kıyısına vurmasına engel olabilirsiniz ? Karşıdaki zihnin hastalık sürecini düşünmeyi bırakın. Empati asla kurmanız mümkün değil aynı savunmasının da asla yapılamayacağı veya bunun bir hastalık olduğu teorisine dayandırılamayacağı gibi. Bunu yapanın genetiğinde sorun olsun olmasın ortaya çıkan eylemin yükü Kabili’in Habil’i acımasızca katledişinden çok daha fazla. İlahi ve ilahi olmayan hiçbir dinde, totaliterden gerçek komunisit rejim yelpazesinde farklı farklı yönetilen hiçbir devlette, baskı altında veya hürce yazılmış hiçbir hukuk sisteminin kuralları içinde, ölüm sonrası yeniden varoluştan önce kısa süreli format atılıp değerlendirilmeye tabi tutulmada veya sırat köprüsünden bir adım önce bu eylemin oluşum şekli, tezahürü ve uygulanması varoluşumuzun iyi/kötü dengesinde hiçbir ahenge uymaz. Şeytanın veya en kötünün bile kendi içindeki dengesine uymaz. Sadizimde dahi, ölü seviciliğinde dahi, yazılmış veya filmi yapılmış en rahatsız edici eserlerde dahi bu denli rahatsız edici, bu denli “keşke insan hiç varolmasaydı” dedirtebilecek bir varoluş olamaz. Bu tecavüz o kadar sıradışıdır ki eylem kainatın dönüşünü durdurmuş ve lineer bir çizgide sonsuz varsayımına ilerlemektedir. Bu ilerleyiş, bu bir kerecik dahi yapılmış kötülük ötesi eylemin gerçekliği bulantı ile sürekli devam etmektedir. Asla geri çevrilemez. Rahatsız ediciliği varlığımızdan tiksinmemiz için bir sebeptir. Bu denli rahatsız edici canilikleri bu ülkede yakın zamanda yaşamamıza rağmen, derinden sarsılıp sendeleme halindeyken hatta, bu şeytan filizinin çoktan çıkıp mutlak eğrisinde yoluna başlamış olması da faciadır. Sistematik olarak her dünya çocuğuna yapılan tarihsel, din güzelliği altındaki gölge oyunları hep vardı zaten. Hep sarsıcıydı. Bu uzayda doğrusal hareket edebilen tek gerçeklik kısa ömrümde maalesef bu şahitliğe beni zorunlu kıldı. Bu kadar sarsılmam duyduğum nefretin çok ötesinde. O kadar yok olmak istiyorum ki, bu et ve kemik o kadar büyük bir yük ki şu an. Bu sınav ise hiç olmaması gerekiyordu. Ta en başta Kabil taşı vurduğu anda insanlığın alnına kapanmalıydı bu insanlık defteri…Şimdi; suçlu bir kişi. Fikri paylaştığı bin kişi? Cezası ne ola ki? .....
Kitaptaki anlatıma, benzer duygular, aynı keder, aynı nefret.....
başlıktan da anlaşılacağı üzere kitabın ismi, CANAVAR.
adını hak ediyor mu? kesinlikle evet.
Canavar, benim için başlarda okunması zor bir kitaptı çünkü karakterlerin isimlerini sürekli birbirleriyle karıştırdım. bunun sebebi isimlerin benzemesiydi bana göre ama kitaba biraz daha kafamı verince aslında isimlerin benzemediğini gördüm. sonradan anladım ki bu tamamen benimle ilgili bir sorun. kitabı kafamı vermeden okumamın sonucu oluşan bir sorun. neyse son 200 sayfayı adamakıllı okudum ve şuan yorumunu yapmak için buradayım.

konusundan bahsedelim biraz,

Bernt Lund, kendisi iki küçük kızın ölümünden sorumlu, iğrenç, uslanmaz bir pedofil.
olay bu ya başka bir yere nakledilirken, personel hatalarından dolayı firar ediyor. 4-5 yıllık hapis hayatından sonra açlıkla hissettiği pedofil duyguları onu ele geçiriyor ve yeni kurbanlarını aramaya başlıyor, buluyor da.
lund'un sembolü ise, tecavüz ettiği küçük kızların ayaklarını tertemiz bırakması, yani ayaklara karşı bir zaafı var. onları öpüyor, yalıyor, üzerlerine iğrenç tükürüklerinden bırakıyor. ama hiçbir şekilde kan yok.

peşine düştüğü küçük kızın başına maalesef trajik olaylar geliyor. ve o küçük kızın babası, intikamın yanında başka çocukları kurtarma içgüdüsüyle Bernt Lund'un peşine düşünüyor.
tabii olay örgüsü bunlarla sınırlı değil, hapishanedeki mahkumlar, soruşturmayı yürüten polisler, savcılar , hakimler; hepsinin duygu ve düşüncelerini okuyoruz kitapta.

çok gereksiz bölümler vardı kitapta maalesef. ama bu büyük bir olumsuzluk değil kesinlikle.

eğer bu konularla ilgili psikolojik bir roman okumak istiyorsanız, canavar tam olarak size göre. hem de "2005 iskandinavya en iyi suç-gerilim romanı" ödülü kazanmış bir kitap.
Ondan çok hoşlanıyordu. Aşık mıydı? Bunu çözmek için uğraşacak hali yoktu. Kızın burada yanında olması, saatlerini onunla paylaşmayı kabul etmesi hoşuna gidiyordu, çünkü yalnız olmaktan nefret ediyordu, yalnızlık anlamsızdı, bunaltıcıydı, kesinlikle bir tür ölüm gibiydi.
Andres Roslund
Sayfa 45 - Pegasus
"Biri neden bir çocuğu, büyüyüp kendisini döven insanı anlayıp yargılamayı öğrenecek birisini döver? En azından o dövülen çocuğun doğru ve yanlışlarını yargılacak birisini."
Hapishane kapısı insanın arkasından kapanınca, kişinin payına hayatta kalmak ve zaman geçirmek düşer.
Andres Roslund
Sayfa 76 - Pegasus
Aklı düşüncelerle doluyken bedeni sonunda dinlenmeden geçen saatler yüzünden tükenip pes ediyordu.
Boşlukta asılı kalarak sabahın geç vakitlerine kadar hayal kurdu.
Andres Roslund
Sayfa 103 - Pegasus
Bazen bir insanı diğerinden korumak imkânsızdır. Oradadırlar. İnsanoğlu, memeliler içinde kendi soyunu tüketmeye kadar varacak bu tür soğukkanlı cinayetleri işleyen tek tür. Biz hayvanlardan daha beteriz, iblislere daha çok benziyoruz, özellikle kendimizi yok etmek için hazırlanıyoruz. Akıl almaz bir şey bu ama gerçek.
Andres Roslund
Sayfa 91 - Pegasus

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canavar
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054263981
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Odjuret
Çeviri:
Levent Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Bir İntikamın Anatomisi
Bazı suçlar intikam almayı gerektirir mi?

İki küçük kızı korkunç bir şekilde öldüren bir pedofil, olaydan dört yıl sonra hapishaneden kaçar. Bu kez hedef aldığı küçük kızın babasıysa, katilin başka kurbanlar peşinde koşmasına engel olmaya kararlıdır.
Canavar korkunç bir suç ve ona biçilen ceza hakkında tüyler ürpertici ve bir o kadar da düşündürücü bir roman.

"Roslund ve Hellström kemiklerinize işleyen ve sizi iliklerinize kadar sarsan ham bir yazım ve kan dondurucu sahneler sunuyorlar."
-La Sicilia-, İtalya

"Gerçek anlamda sürükleyici bir trajedi ve intikam öyküsü. Böylesi olayların her yerde yaşanabileceğini bilmek, romanı daha da dehşet verici hâle getiriyor."
-The Guardian-, İngiltere

"Kitabı elinizden bırakmanızı imkânsız kılacak kadar iyi bir roman."
-Fyens Stiftstidene-, Danimarka

"Korkunç bir suç ve bunun sonuçları hakkında çok güçlü bir roman. Hayatın değerini tartış- ma isteği uyandırıyor: Bir insanın hayatı, diğerininkinden daha kıymetli olabilir mi? Bir cinayet mazur görülebilir mi? Tartışmalar sadece teoride kalmıyor; çünkü Canavar, okuyucuları kurgudan uzağa, doğruca gerçekliğin içine itiyor. Roslund ve Hellström çok sayıda insanın sesini duyulur hâle getiriyorlar. Hiç şüphesiz, bu çok konuşulacak ve tartışılacak bir kitap ve her okuyucu üzerinde kalıcı bir etki bırakacağı ortada."
-Skånska Dagbladet-, İsveç

"Canavar, okuyucuları zekice oluşturulmuş bir kurgu ve kusursuz bir yazımla büyüleyen, acımasız bir gerilim romanı."
-Milano Franza-, İtalya
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • bakimengene
  • FUAT TAŞ
  • Beyza Aslan
  • siyah kağıtta siyah mürekkep
  • Srs Blck
  • Cüneyt Karaağaç
  • kemo sabe
  • Elmas
  • Metin Dellal
  • Hicret Kırtay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%12.5 (1)
8
%25 (2)
7
%25 (2)
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0