Kısaca konusundan bahsedecek olursam; Kitapta bir pedofil anlatılıyor. İki küçük kızı iğrenç bir şekilde öldürüp hapse atılan Bernt Lund bir kaç sene sonra hapisten kaçıyor ve tekrar küçük bir kızı öldürüyor. Aslında bununla beraber olaylar başlıyor. .
Öncelikle kitabın kesinlikle aldığı ödülü hak ettiğini düşünüyorum. İsveç polisiyesiydi ve ciddi anlamda sert bir kitaptı. Argo kelimeler çok fazlaydı ama bu sizi rahatsız etmiyor, çünkü yazar hapishane jargonunu, sokak jargonunu çok iyi kullanmış. Konusu itibari ile de anlayacağınız üzere bazı bölümleri rahatsız ediciydi.
Herkesin okuyabileceğini düşünmüyorum. Kesinlikle belli yaş üstünün okuması daha uygun olacaktır.
Sadece seri bir katilin yaptıklarını değil aynı zamanda dava süreci ve bazı karakterlerin hapishane hayatı da iç içe anlatılmakta.
Kitap hakkında söylenecek çok fazla şey var, aslında bir o kadar da yok. Kelimeler kifayetsiz.
Bu iğrenç günlerde hatırlanması gerek belki de değil ....
Bu kitap sarsıcı ve ülkemizde de güncel...Sizlere incelemeyi özet sunmak isterdim fakat sistematik kurumsal çocuk tecavüzleri hakkında aklınıza gelebilecek bir gazeteci abimizle mailleşmiştik. Onu atmak isterim. Başı ve sonu sorularımdan ibaretti kestim. Aldığım cevap ise maaleaef TR de bunları takip edecek bir vicdan olmadığıydı...okuyan unutmaz. Buyrun bu da incelememdir;
........ Ama o kadar büyük bir girdabın içindeyim ki şu sıralar. Bu girdap olamayacak kadar büyük bir adiliğin varoluşunun girdabı ve sadece acı var içinde.
Size fikirlerimi; bu kadar haber yapılıp sosyal medya üzerinden tam tamına söyleyemedikleri düşünceleri olan insanların ortak fikrileri üzerine sunmak isterim. Karaman’daki çocuk tacizi. Düzenli, tek taraflı ve sürekli, bilindiği halde sımsıkı gizlenen… Küçücük; ki düşünün korumasız, ölümden yaşamdan bi haber, yürekleri de bedenleri kadar tecavüze uğramış yavrularımız…Daha dünyada bundan başka neyi tolere edebilirsiniz? Neye karşı direnir de burada gözyaşlarınızın en azından gözlerinizin kıyısına vurmasına engel olabilirsiniz ? Karşıdaki zihnin hastalık sürecini düşünmeyi bırakın. Empati asla kurmanız mümkün değil aynı savunmasının da asla yapılamayacağı veya bunun bir hastalık olduğu teorisine dayandırılamayacağı gibi. Bunu yapanın genetiğinde sorun olsun olmasın ortaya çıkan eylemin yükü Kabili’in Habil’i acımasızca katledişinden çok daha fazla. İlahi ve ilahi olmayan hiçbir dinde, totaliterden gerçek komunisit rejim yelpazesinde farklı farklı yönetilen hiçbir devlette, baskı altında veya hürce yazılmış hiçbir hukuk sisteminin kuralları içinde, ölüm sonrası yeniden varoluştan önce kısa süreli format atılıp değerlendirilmeye tabi tutulmada veya sırat köprüsünden bir adım önce bu
Suç, gerilim ve şiddetin zirveye çıktığı oldukça rahatsız edici bir roman okumak ister misiniz? Ülkemizde de son zamanlarda ne yazık ki sıkça karşılaştığımız pedofili bir suç mudur yoksa tedavi edilmesi gereken bir ruh hastalığı mı? Yoksa her ikisi mi? Her satırında vicdanınızın derinden derine kanadığını hissedeceğiniz ve bütünüyle gerçekçi bir örgüyle yazılmış, tam anlamıyla "dehşet" içeren bir kitap. Özellikle toplu infial sahneleri ve hapishanede geçen bölümler ciddi ciddi içinizi acıtacak. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi diyebilirim "Canavar" için. Okuyacak gücünüz ve kaldırabilecek vicdanınız varsa kesinlikle tavsiyemdir.
başlıktan da anlaşılacağı üzere kitabın ismi, CANAVAR.
adını hak ediyor mu? kesinlikle evet.
Canavar, benim için başlarda okunması zor bir kitaptı çünkü karakterlerin isimlerini sürekli birbirleriyle karıştırdım. bunun sebebi isimlerin benzemesiydi bana göre ama kitaba biraz daha kafamı verince aslında isimlerin benzemediğini gördüm. sonradan anladım ki bu tamamen benimle ilgili bir sorun. kitabı kafamı vermeden okumamın sonucu oluşan bir sorun. neyse son 200 sayfayı adamakıllı okudum ve şuan yorumunu yapmak için buradayım.
konusundan bahsedelim biraz,
Bernt Lund, kendisi iki küçük kızın ölümünden sorumlu, iğrenç, uslanmaz bir pedofil.
olay bu ya başka bir yere nakledilirken, personel hatalarından dolayı firar ediyor. 4-5 yıllık hapis hayatından sonra açlıkla hissettiği pedofil duyguları onu ele geçiriyor ve yeni kurbanlarını aramaya başlıyor, buluyor da.
lund'un sembolü ise, tecavüz ettiği küçük kızların ayaklarını tertemiz bırakması, yani ayaklara karşı bir zaafı var. onları öpüyor, yalıyor, üzerlerine iğrenç tükürüklerinden bırakıyor. ama hiçbir şekilde kan yok.
peşine düştüğü küçük kızın başına maalesef trajik olaylar geliyor. ve o küçük kızın babası, intikamın yanında başka çocukları kurtarma içgüdüsüyle Bernt Lund'un peşine düşünüyor.
tabii olay örgüsü bunlarla sınırlı değil, hapishanedeki mahkumlar, soruşturmayı yürüten polisler, savcılar , hakimler; hepsinin duygu ve düşüncelerini okuyoruz kitapta.
çok gereksiz bölümler vardı kitapta maalesef. ama bu büyük bir olumsuzluk değil kesinlikle.
eğer bu konularla ilgili psikolojik bir roman okumak istiyorsanız, canavar tam olarak size göre. hem de "2005 iskandinavya en iyi suç-gerilim romanı" ödülü kazanmış bir kitap.
beklediğimden çok daha gerilim dolu bir kitaptı adı pek duyulmamış ama okuyan pişman olmaz... Polisiye sevenler için muhakkak kütüphanede olmalı ve okunmalı diye düşünüyorum...
Anders Roslund İsveçli bir yazar ve gazetecidir. İsveç'in ulusal televizyon kanalı SVT'de Kulturnyheterna'nın (Kültür Haberleri) kurucusu ve eski başkanıdır. Uzun yıllar boyunca haber muhabiri olarak - suç ve sosyal konularda uzmanlaşarak - ve SVT'nin iki büyük haber programı olan Rapport ve Aktuellt'te Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı.