Kitabın çoğunluğu boyunca 7 puan vermekte kararlıydım
gerçekten. Çünkü çok sinirim bozuldu. Geçen de düşüncelerimden bahsetmiştim zaten şimdi tekrar girmeyeyim. 2025 yılının sonlarında Avatar Camın Ötesi isimli bir kitap okumuştum. Öne çıkanlarımdan hakkında ne düşündüğümü okuyabilirsiniz. Em ufak bir harekette bir edebilik bir betimleme vardı. Bu kitap onun kadar abartılı olmasa da yine samimiyeti kaçıracak türden bir edebi olma, marjinalliği yakalama çabası vardı. Yine bu o kitaba göre bin kat daha güzeldi ama bunun bu wattpadvari klişeleri ve farklı olma çabası çok da samimi gelmedi. Karşılıklı diyaloglar bizim günlük hayatta o olay karşısında kurmayacağımız kadar uzun, gereksiz edebi ve gereksiz samimiyet içeren diyaloglardı. Şimdi en başa dönelim. Kitabın genelinden beklenmeyecek bir son 50 sayfa olduğu için 7 değil 8 puan vermeye karar verdim. Çünkü son gelişen olaylarıyla 7 puan verdiğim kitaplara haksızlık olurdu. Bunu onlarla bir tutamazdım. 8 puan verip de çok sevdiğim kitaplar da var evet ama 7 vermektense 8 vermek zorunda kaldım gibi bir durum oldu. Konusuna hiç değinmedim farkındayım. Çünkü yorumunu gireceğim orada detaylı bahsedeceğim. Bana sorarsanız okusanız da olur okumasanız da olur.
Harika bir kitap okudum.
Yazarın okuduğum ikinci eseri ve çok çok sevdim.
Ah Kübra!
Nasıl güzel bir anne, evlat ve kadınsın sen.
O kadar acıya rağmen kendinden, hayatından, evladından vazgeçmedin.
Yıkılan her anı, her duyguyu yeniden inşaa ettin.
Hayran kaldım, sana azmine.
Ömür! Gerçekten ömür törpüsü !
Baba olmayı, eş olmayı, insan olmayı becerememiş biri.
Şiddet sadece fiziksel olmuyor bunun en büyük örneği sanırım Ömür, verilen sevgiyi kullanmak, görmezden gelmek de karşındakine uyguşabileceğin bir şiddet.
Ömür bunları fazlaysa yaptı ne yazık ki.!
Kübra gibi güçlü kadınlar hep olmalı.
Kitabımızın konusuna gelecek olursak; Kübra ilk aşkı ile evlenir, hissettiği belkide karşılıksız duygular onu bir süre mutlu etsede yaşadıkları, öğrendikleri, hayatın ona yeni bir kapı açması ile yön değiştiriyor.
Ömür ise gözünü hırs bürümüş, zavallının teki. Söz konusu evladı olduğunda bile önemseyen bir zavallı.
Canından çok sevdiği kuzusu, Maya, annesi Türkan hn, amcası Emin bey ve en yakın dostu Sevgi ile her zorluğu aşan bir kadının hayatını okuyorsunuz.
Kesinlikle kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bu kitabı tavsiye ediyorum
bazen arkana bakmadan gitmen gereken insanlar vardir hiç tereddud etmeden uzaklaşmasini bilmeli insan ve kadinlar gercekten gucludur tek basinada kadindir
Yazarın bu kitabını çok beğendim. Yazar bu kitapta bir çiftin çoçukluklarından beri olan aşkını anlatıyor. Ama bu aşk gerçek bir aşk değil.Kadının aşkına sahip çıktığı erkeğin ise ilkbaşlarda çok sevip evlendikten sonra kendini sadece işe adadığı ve piyasada kendi adının ön planda olmasını isteyen gözünü hırs bürümüş bir karakter. Kısacası zengin kız fakir oğlan hikayesi, kitabın sonlarında ise Maya adlı bir kız çoçukları oluyor ve bu aşk çok fazla sürmeden bitiyor. Boşanıyorlar erkek bütün istediği hayata kavuşmuşken kadın ise hayatını kızına adayarak geçiriyor.
Buse Ünal, 23 Nisan 1984 yılında Antalya’da dünyaya geldi. İlköğretim ve lise tahsilini Antalya Kolejinde, üniversite tahsilini, baba memleketi olan Ankara’da, Çankaya Üniversitesi-Uluslararası Ticaret bölümünü başarı ile bitirerek tamamladı. Yazma tutkusunun ağır basması sebebiyle eğitimini aldığı dala değil, yazarlığa kanalize olarak 2012 yılında ilk eseri “Can Veren Aşk” adlı dönem romanını yayımladı. İkinci bebeğim diye adlandırdığı ikinci kitabı “Koyu Renk Sevdalar” ise gerçek anlamda annelik sıfatıyla taçlandırıldığı yıl olan 2013’te yayımlanmıştır. Sabah Gazetesi’nde konuk yazarlık yapan Ünal’ın birçok dergide köşe yazıları yayımlanmıştır. Yazarlığının yanı sıra TEGV’de (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı) on beş yılı aşkın süredir gönüllü olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Sporu yaşam biçimi haline getirmiş olan Buse Ünal Pilates Eğitmeni unvanını almıştır. Dört yaşında bir kız çocuk annesidir.