Casuslar (Derin Savaşın Sıradışı Neferleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
221
Gösterim
Adı:
Casuslar
Alt başlık:
Derin Savaşın Sıradışı Neferleri
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799752631594
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Özellikle Soğuk Savaş yıllarında üretilen casusluk romanları ve filmleri, belirli bir "casus" imajı oluşturmuştur zihinlerimizde. Bu casus imajını ise tümüyle dönemin şartları belirlemiştir.

Soğuk Savaş yılları esnasında-Amerikan jargonuna göre "Şeytan İmparatorluğu"na karşı; yani SSCB ve tüm sosyalist sisteme karşı cansiperane savaş veren ve sonuçta girdiği mücadelede mutlaka "kötülere" galebe çalan yarı-mitolojik, efsanevî bir varlığa dönüşmüştür casusluk. 0007 James Bond ise bu imajın zirve noktası olmuştur.

Ancak casusluk ne Soğuk Savaş ile birlikte ortaya çıkmış, ne onunla birlikte son bulmuş bir meslektir. Tersine, çok eski çağlardan beri varlığını koruyan ve giderek de kurumsallaşıp uzmanlaşan, son derece teknik ve kendine özgü şartları olan bir meslektir casusluk. Onu diğer mesleklerden ayıran ise kartvizinde "casus" yazmamasıdır!
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Casusluk, masum insanların oynayabileceği bir oyun değildir.” -CIA Eski Başkanı Allen Dulles
Atilla Akar
Sayfa 11 - TİMAŞ Yayınları; 1. Baskı: Nisan 2005, İstanbul
“İnanın bana, savaşların sonuçları incelendiğinde topçunun, süvarinin, piyadenin kahramanlıkları; casusların şu göze görünmez, lanetli ordusu yanında hiç kalır.” -Napolyon Bonaparte-
Atilla Akar
Sayfa 13 - TİMAŞ Yayınları; 1. Baskı: Nisan 2005, İstanbul
Ayrıca faal bir casus, kendi kimliği dışında hemen her tür kimlikle dolaşır. O kadar ki etkin bir casus, “Kendi gerçek kimliğini bile unutan, unutmak zorunda olan, hatırlamayan kişidir.” diyebiliriz.
Atilla Akar
Sayfa 17 - TİMAŞ Yayınları; 1. Baskı: Nisan 2005, İstanbul
“Önceden bilgi edinme dediğimiz şey ne ruhlar aracılığı ile, ne geçmiş olaylara bakarak, ne hesapla, ne de ihtimallerle sağlanır. Bilgi, düşmanın durumunu bilenlerden edinilmelidir.” -Sun Tzu / Savaş Sanatı-
Atilla Akar
Sayfa 21 - TİMAŞ Yayınları; 1. Baskı: Nisan 2005, İstanbul
Casusluk, bir bilgi ya da hedefe ulaşmak için yapılan gizli haberalma faaliyeti, organizasyon ve metotlarının tümüne verilen addır. Casus ise bu faaliyeti, belirli sıkı ve gizli prensiplere göre yürüten kişidir.
Atilla Akar
Sayfa 22 - TİMAŞ Yayınları; 1. Baskı: Nisan 2005, İstanbul
(...)
Durum zamanla Sünni ve Şii ulema ile modernist subayların başını çektiği İngilizlere karşı genel bir ayaklanmaya dönüştü. Sünni ve Şiiler birlikte hareket ediyorlardı. İngilizler aslında fiilen Iraklıları birleştirmişlerdir. Ama kendilerine karşı! Her yerden “cihad” çağrıları yükseliyordu. İngilizler buna çok sert tepki verdiler. Köyler yakıldı, uçaklardan açılan makineli tüfek ateşleriyle insanlar tarandı ve bombalandı. Tam bir katliam yaşandı. (183: Bu katliamın Felluce‘deki katliamdan aşağı kalır yanı yoktu. İngilizler ilk defa kimyasal savaş metotlarını Irak’ta kullandılar.) Sonunda Londra’dakiler Gertrude Bell’in çözümüne yanaştılar. Ardından Churchill, Kahire Konferansı’nda Haşimi sülalesinden Mekke Şerifi Hüseyin İbn Ali’nin (184: Mekke Şerifi Hüseyin, İngilizlerle işbirliği içinde Osmanlı’yı arkadan vuran adamdır. “Hazreti Muhammed’in soyundan geldiğini” iddia eden bu adam İngilizlerden her türlü garanti ve yardımı almıştı.) oğlu Faysal’ın kral yapılmasına onay verdi. (185: Faysal’ın kardeşi Kral Abdullah da Ürdün Krallığı’nın başına getirildi.) Fransızlar kendini “Suriye Kralı” ilan eden Faysal’ı ülkeden kovmuşlardı. İngilizler ona yeni bir krallık buldular. Hatta bunun mümkün olduğunca demokratik yollardan yapılmasına bile çalışıldı. Düzmece bir seçim düzenlendi ve Faysal oyların yüzde 96’sını alarak İngilizlerin desteğinde “Irak Kralı” seçildi. (186: Emperyalistler şimdi de düzmece seçimlerle Irak’a Başbakan seçtiriyorlar!) Tarihler 23 Ağustos 1921’i gösteriyordu. (187: Ancak Faysal İngilizlerin umduğu kadar “uysal” bir kral olmadı. 1932’de Irak’ı Milletler Cemiyeti vasıtasıyla bağımsız bir ülke yaptı. Faysal sülalesi 1958’de Nuri Said Paşa’nın devrildiği ana kadar Irak’ı yönetti.)
Atilla Akar
Sayfa 214 - TİMAŞ Yayınları; 1. Baskı: Nisan 2005, İstanbul
"İnanın bana, savaşların sonuçları incelendiğinde topçunun, süvarinin, piyadenin kahramanlıkları;casusların şu göze görünmez, lanetli ordusu yanında hiç kalır."
-Napoleon Bonaparte-
Casusluğun "namkör" bir meslek olduğu söylenegelmiştir. Bu alanda ne kadar başarılı olursanız olun şöhret olamazsınız. (Siz bakmayın filmlerdeki kahraman casus imajına!) Onlar, devletlerin "gayri meşru çocukları"dırlar. Yakalanmaları, ele geçmeleri durumunda en başta kendi devletleri onları reddeder. Bir casusun yakalanması durumunda önce kendi devleti tanımayacaktır onu. Devletler asla sahiplenmezler casuslarını. Onlar da zaten bile bile kalkışırlar bu işe. Ayrıca faal bir casus, kendi kimliği dışında hemen her tür kimlikle dolaşır. O kadar ki etkin bir casus, "Kendi gerçek kimliğini bile unutan, unutmak zorunda olan, hatırlamayan kişidir" diyebiliriz.
"Önceden bilgi edinme dediğimiz şey ne ruhlar aracılığı ile, ne geçmiş olaylara bakarak, ne hesapla, ne de ihtimallerle sağlanır. Bilgi, düşmanın durumunu bilenlerden edinilmelidir."
-Sun Tzu/Savaş Sanatı-
Casusluk, bir bilgi ya da hedefe ulaşmak için yapılan gizli haberalma faaliyeti, organizasyon ve metotlarının tümüne verilen addır. Casus ise bu faaliyeti, belirli sıkı ve gizli prensiplerine göre yürüten kişidir.
Yanılmaktan korkmayacaksın. Yanılma korkusu oldukça orijinal fikir üretemezsin. Ve zaten yanılma korkunu yendiğinde giderek daha az yanıldığını göreceksin!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Casuslar
Alt başlık:
Derin Savaşın Sıradışı Neferleri
Baskı tarihi:
Nisan 2005
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799752631594
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Özellikle Soğuk Savaş yıllarında üretilen casusluk romanları ve filmleri, belirli bir "casus" imajı oluşturmuştur zihinlerimizde. Bu casus imajını ise tümüyle dönemin şartları belirlemiştir.

Soğuk Savaş yılları esnasında-Amerikan jargonuna göre "Şeytan İmparatorluğu"na karşı; yani SSCB ve tüm sosyalist sisteme karşı cansiperane savaş veren ve sonuçta girdiği mücadelede mutlaka "kötülere" galebe çalan yarı-mitolojik, efsanevî bir varlığa dönüşmüştür casusluk. 0007 James Bond ise bu imajın zirve noktası olmuştur.

Ancak casusluk ne Soğuk Savaş ile birlikte ortaya çıkmış, ne onunla birlikte son bulmuş bir meslektir. Tersine, çok eski çağlardan beri varlığını koruyan ve giderek de kurumsallaşıp uzmanlaşan, son derece teknik ve kendine özgü şartları olan bir meslektir casusluk. Onu diğer mesleklerden ayıran ise kartvizinde "casus" yazmamasıdır!

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • mehmet günaydın
  • kırık Anahtar
  • Ahmet TAŞÇI
  • Utku Turhan
  • Ali Özhan
  • Mutlu insanlar fotografhanesi.
  • Human
  • Kut kur
  • kayaa1p
  • Ömer Murat ERYAŞAR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%0
8
%40 (2)
7
%40 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0