Ters köşe olacağınız bir kitap.Tavsiye eder miyim, hayır... Kitap beni yordu biraz ana karakterin kafası çok karışmış, bu da kitaba yansımış. İyi okumalar 1k ailesi :)
Herkese merhaba.
Cellatın Nefesi yazarın ilk kitabı. 2017'de de bu kitapla Edgar Ödülü'nü almış.
Şimdi gelelim konusuna:
Nora, taşrada yaşayan kız kardeşi Rachel'ı ziyaret etmek için Londra'dan trene biner. İstasyonda onu karşılayacağını düşünür. Ama istasyonda indiğinde kardeşi yoktur. Yine kötü bir şey düşünmez. Evde yemek yapıyordur der.
Nora, Rachel'ın evine geldiğinde beklenmedik bir manzara ile karşılaşır. Rachel vahşice katledilmiştir.
Geçmişteki bir olaydan ötürü polise güvenmeyen Nora, Rachel'ın katilini bulmaya çalışır. Ayrıca her araştırmasının altında kardeşinin sırlarını öğrenir.
Açıkçası nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Konusu ilgimi çekmiş, yazar bu kitapla ödül de almış ee daha ne isteyeyim, keyifli bir okuma beni bekliyor dedim. Bu düşüncelerim pek olmadı maalesef. Yazarın ilk kitabı. O yüzden yazarı yerden yere vurmamaya çalışacağım.
Kitapta zaman kavramı belirsizdi. Geçmiş ve günümüz şeklinde ilerliyor. Ama paragrafın başında günümüz mü geçmiş mi anlaşılmıyor. Sonradan bu duruma alışıyorsunuz. Mesela Rachel bahsi geçiyorsa geçmiş zaman.
Nora'nın cinayetten sonraki hezeyanları anlatılması güzel ama yazar biraz fazla abartmış. Sonuçta biz cinayet çözüyoruz. Katili merak ediyoruz. Katil demişken o şaşırtıcıydı açıkçası. Tahmin edemedim.
Bunlarım dışında akıcı bir anlatımı var yayınevi katletmeseydi.
Epsilon Yayınevinde telef olan bir kitap daha
Kitabın konusu çok güzel. Olaylar bir gerilim romanında olması gibi ancak o kadar kötü bir çeviri yapılmış ki eksik bir şeyler kalıyor. Aslında beğendiğim hatta hala ara ara okuduğum birçok kitabın çevirisini Epsilon Yayınevi yapmasına rağmen bu aralar çıkardığı kitaplarda çeviri sıkıntıları var.
Okuyun diye tavsiye etmek çok isterdim ama zaman kaybı olacak çünkü bir şeylerin eksik olduğu bariz bir şekilde hissediliyor...
Flynn Berry | Cellatın Nefesi
Merhabaa,
Öncelikle belirtmeliyim ki, kitap beklentimi karşılamadı. Okurken beklediğim heyecanı ve gerilimi hissedemedim. Konuya girmekte , adapte olmakta çok zorlandım. Yine de bir kitabı yarım bırakmak huyum olmadığı için, bitirdim bir şekilde. Ama tam anlamıyla kitap elimde süründü diyebilirim.
Nora’nın kardeşinin ölümüyle başlıyor kitabımız. Nora kırsalda yaşayan kardeşini ziyaret etmek için Londra’dan yola çıkarken, kardeşinin onu beklediğini umuyor. Ancak Rachel’ın evine geldiğinde hiç tahmin etmediği bir manzarayla karşılaşıyor: Kız kardeşi, vahşice öldürülmüş…
Nora , yaşadığı şoku nasıl atlatacağını bilemiyor. Ne yapması , ne tepki vermesi gerektiğini kestiremiyor. Tek bildiği , bir daha asla eski hayatına dönemeyeceğidir.
Geçmişte yaşanan , çözülmemiş bir olaydan dolayı polise olan güveni sarsılmıştır ve kardeşinin katilini de bulabileceklerine inanmaz. Hem kardeşinin ölümü hem de etrafını saran sırlar yüzünden kendini kapana kısılmış hisseder. Korkmaya başlar. Nora’nın korkusu saplantıya dönüşürken, polis soruşturması da kız kardeşini sandığı kadar tanımadığını fark etmesini sağlar…
Yazarın ilk kitabıymış bu eser. Belki ben yanlış zamanda okuduğum için zorlandım okurken bilemiyorum. Yine de sevenler var tabi. Sevmediğim kitapları paylaşmak huyum değildir ama hep övecek değilim biraz da eleştireyim dedim
Okuyanlar varsa benimle aynı düşüncede olup olmadığını belirtsin lütfen , merak ettim
“İyi olacağımı biliyorum. Onu özlemekten hiç vazgeçmeyeceğimi de.”
Nora, kardeşi Rachel'i ziyaret etmeye gider. Gittiğinde kardeşinin ve köpeğinin vahşice öldürüldüğünü görür. Polislerin katili bulamayacaklarını düşündüğü ve geçmişte yaşanan bir olay yüzünden polislere olan güvenini kaybettiği için, kardeşinin katilini kendi yöntemleriyle aramaya başlar. Araştırma ilerledikçe hiç bilmediği şeyler öğrenir.
Kitapta zaman kavramı yok öncelikle. Bir günümüzü okuyoruz bir geçmişi. Yazar zaman kavramı hakkında hiçbir bilgi vermemiş. Bölümün içinde Rachel’in adı geçtiği zaman geçmişi okuduğunuzu anlıyorsunuz. Kitabın başında Rachel öldüğü için günümüz olamaz sonuçta. Kitaptaki anılar birbirine karıştı, bir sürü detay vardı, olaya bağlanamadım, kitap akıcı değildi.. Ayrıca çeviri hatası da çok fazlaydı. Maalesef beğenmedim.
Flynn Berry’nin Cellatın Nefesi romanı, trajik bir keşifle başlıyor: Ana karakter Nora, kardeşi Rachel’ın cesedini bulmasıyla, olayların zincirleme bir şekilde başlamasına neden oluyor. Bu çarpıcı başlangıç, karakterin iç dünyasında derin yaralar açarken, okuru da karanlık ve karmaşık bir suç dünyasına adım atmaya davet ediyor.
Roman, Nora’nın kişisel acısı üzerinden şekillenen bir hikayeyi anlatıyor. Berry, gereksiz detaylardan kaçınarak olay örgüsünü ustalıkla örerken, gerilimi sürekli yüksek tutuyor.
Flynn Berry’nin Cellatın Nefesi, okuyucuyu karmaşık bir suç ve gizem ağına davet ediyor. Hikaye, cinayet vakalarının ve karanlık sırların iç içe geçtiği bir atmosferde ilerliyor; karakterlerin kişisel çatışmaları ve derin psikolojik yapıları, olayların ardındaki gizemi daha da yoğunlaştırıyor.
Berry, eserin kurgusunu öyle ustalıkla örüyor ki, tüm ipuçları ve şaşırtıcı detaylar, son sayfaya kadar gerçek suçlunun kimliğini ortaya çıkarmaya yetmiyor. Okuyucu, her yeni sayfada artan merakla ilerlerken, nihai açıklamanın ne olacağına dair ipuçlarını sadece kısıtlı ölçüde alıyor. Son sayfalarda ise, beklenmedik bir ters köşeyle karşılaşan okur, tüm bulmacanın ustaca çözüldüğünü fark ediyor. Bu final, sadece bir suç hikayesinin kapanışı değil, aynı zamanda Berry’nin kurgusundaki incelik ve zekanın da bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, Cellatın Nefesi, polisiye severler için sadece heyecan dolu bir okuma deneyimi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda finalindeki sürprizle de hafızalarda yer ediyor.
Nora beni o kadar boğdu ki bir ara "yeter be ablacım sus artık" diyecektim. Yazar karakterleri gerçekçi yapayım diye ayrıntı yazmışta yazmış ama konu çoğu yerde gerçekçilikten, kafa ütülemeye kaymış. Zaten kitabın %60'ında olayı değil Nora'nın hezeyanlarını okuyoruz eğer heyecanlı, yüksek tempolu bir kitap arıyorsanız bundan kesinlikle uzak durun. Ama bu kitapta hiç mi iyi bir şey yoktu derseniz şimdi yiğidi öldürelim ama hakkını yemeyelim vardı tabi. İlk olarak plot twist fena değildi olayı öğrendiğinizde okuduğunuz her şey birden kafanızda oturuyor aydınlanma yaşıyorsunuz kitabın bu etkisini beğendim bunu yapmak kolay değil yazarı tebrik ediyorum. İkincisi evet Nora çok kafa ütülüyor ama bir yandan da bazı yerlerde kız kardeşini kaybetmiş bir kadının acısı, yaşadıkları güzel yansıtılmış empati yapabiliyorsunuz. Psikoloji ağırlıklı bir şey arıyorsanız okuyun onun dışında önermiyorum.
Rachel bacıma Allah'tan rahmet, katiline de lanet diliyorum "be ş*refsiz her şeyi geçtim köpekten ne istedin?" diyerek yorumumu bitiriyorum.
Yeni bir kitap daha biterken bazı zamanlarda olduğu gibi yine bir polisiye romanı okurken aşırı sıkıldım.
Nora bizi cidden o kadar yordu ki ne yapacağı belli olmayan, biraz narsist, biraz egoist, ne anlattığı belli olmayan bir karakter.
Romanda Nora ve ablası Rachel ile birlikte o kadar karakter var ki zaten cinayet üzerine olan bir roman. Karakterlerin karakteristik özellikleri ve betimlemeleri ile bizlere tanıtıcı yanlarını sunulması ve akılda kalması gerekirdi. Flynn Berry romanı yoldan geçerken yazmış olmasın.
Kitapta merak edilecek ya da ağır anlatımdan dolayı saracak bir konu yok. Kesinlikle tavsiye etmiyorum. 10 üzerinden 1 puan. 2017 Edgar Ödülünü neye göre verdiler yolları açık olsun.
Merhaba canlar...
Bu gün Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybiryayinevi etkinliğinde Epsilon Yayinevi olması sebebiyle ilk seçtiğim kitabım Cellatın Nefesi ile geldim...
Yazarı Flynn Berry'in ilk kitabı ve En Iyi Ilk Roman Kategorisinde ödül kazanmış. Fakat biz pek anlaşamadık kendisiyle. Kullandığı zaman dilimi yordu. Önce rüya görürmüşcesine bir anlatım olduğunu düşündüm. Sonra sis bulutu, ya da perde arkasından yaşanılanlar hatırlanıyor, şok içinde şimdiki zaman kullanılarak ilerliyor diye düşündüm ama biraz daha ilerleyince zaman diliminin kitabın geneline yayıldığını istemeden de olsa kabul ettim. Polisiye, gizem, gerilim, korku gibi türlerde kullanılan 'zaman' okuyucuyu bağlaması açısından çok önemli. En azından benim için öyle. Kurguya giremiyor, haliyle duygu bütünlüğünü yakalayamıyorum. Olay örgüsünün iyi işlenmesine rağmen, tarihler arasında gidip gelirken kaçak olmamasına rağmen ben o celladın nefesini hissedemedim...
Kurguya değinmek istiyorum. Nora kırsalda yaşayan kız kardeşi Rachel'i ziyarete gidiyor ve onun vahşice öldürüldüğünü görüyor. Soruşturmaya dahil olan polisler sayesinde, kardeşi hakkında kendisinin de ilk kez duyduğu gerçeklerden haberdar oluyor. Tek başına katil avına çıkan Nora'nın bu süreci nasıl geçirdiğini ve öğrendiklerini okuyoruz. Türü sevenler değerlendirebilir...
Sağlıkla, huzurla ve kitapla kalın... Keyifli okumalarınız daim olsun...
Nora kırsalda yaşayan kız kardeşi Rachel’ı her hafta sonu yaptığı gibi ziyaret etmeye gider.Ancak bu ziyaretinde onu kardeşi değil kardeşinin cesedi karşılar, üstelik cinayet vahşice bir şekilde işlenmiştir.
Nora bu olay çözülene kadar kırsalda kalmaya ve kendi yöntemleriyle katili aramaya başlar çünkü polislere olan güvenini on beş yıl önce, yine kardeşinin başına gelen bir olay yüzünden kaybetmiştir.Ancak soruşturma ilerledikçe Rachel ile ilgili hiç bilmediği şeyler ortaya çıkar ve kardeşini gerçekten tanıyıp tanımadığını düşünmesine sebep olur.
Yazarın ilk kitabı ve önceden okuduğum bir kitap, tekrar okuyayım dedim.İlk 190 sayfa durağandı ancak sonraki sayfalarda olaylar hızlandı ve tahmin edemediğim bir sonla bitti.Çerezlik bir polisiye okumak isteyenler için iyi bir seçim olabilir.Sıkılmayacağınızı garanti edemem şahsen ben sıkıldım ve karakterin olayları anlatış biçimi yorabiliyor ama hiç olmazsa sonu biraz tatmin edici.Keşke yazar son sayfalarda yaptığı atraksiyonları kitabın ilk yarısında da yapabilseymiş.