Mavi Marmara şehidi Cevdet Kılıçlar’ın hikâyesini eşinin kaleminden okuyoruz bu kitapta.
Çocukluğundan gazetecilik dönemine kadar çekmiş olduğu binlerce fotoğraftan seçilmiş kareleri, eşi Derya Kılıçlar duygulu ve edebi bir dille yorumluyor. Çocuklarına, torunlarına ve gelecek kuşaklara.
Yazar bizim atölyemize tanışma ve kitabı tanıtma amacıyla geldiğinde, eşiyle tanıştığı günlerden şehit oluşuna ve kitabın hazırlanma sürecine kadar bir çok detayı öğrenme imkânımız oldu. Evin her tarafına yayılmış binlerce fotoğrafı 7 yıl boyunca inceleyerek, büyük bir emek ve duygu yoğunluğu içinde ve gözyaşlarıyla yazılmış bir eserle tanışmış olduk.
Cevdet Kılıçlar gazeteci ve aktivist kimliğiyle dünyanın neresinde bir zulüm varsa yüreğinde hissetmiş, gönüllü olarak gidip, objektifiyle kaydetmiş bir gönül adamı. Bosna katliamında yine gönüllü gitmekten yanayken, eşi de gönlüne girince ikisi arasında bir tercih yapmak zorunda kalmış. “Bir şehitliği bir de seni sevdim, ben seni seçtim. Allah affetsin” demiş. O Bosna’da ailesini seçip gidememiş ama sıra Gazze’ye geldiğinde bu kez şehadeti seçmiş. Biz hala rahat koltuklarımızı seçmeye devam ediyoruz. Allah affetsin.
Oysa zulüm Kabil’den beri hep var. Irak’ta, Suriye’de, Doğu Türkistan’da. Dünyanın neresinde bir Kabil varsa, orada mazlumlar var. Ve bu ardı arkası gelmeyen bu zulümler konusunda “Biz sadece üzgünüz”
2010 yılında Gazze’ye Özgürlük Hareketi, ambargoyu dünyaya duyurmak ve deniz ablukasını kırmak amacıyla bir filoyla yola çıkmıştı. Filoda aralarında Avrupalı milletvekili ve yazarlarında bulunduğu 32 farklı ülkeden 700’e yakın yolcu bulunuyordu. Farklı din ve milletlerden oluşan gönüllüler dünyanın kararan vicdanı için umut verici bir tablo oluşturmuşlardı.
Yolculuk hazırlıkları sürerken eşi ve çocuklarına güven vermek