Bir şeylerin değişmesini isteyen bir sürü insan susarak, aslında hiçbir şeyin değişmemesi için ayak sürüdüklerinin farkında bile değiller. Ve edepsizlere karşı kurban edilen bu yaşamlar, katledilen hayatlar anadan kıza, babadan oğula garip bir uyuşukluk içinde devam ettiriliyor... Sayelerinde, hayat insanı değil, insan insanı yoruyor, dizlerine çöktürüyor ve yok ediyor.
Koşuyorum. Kara bata çıka, yüreğim atmaktan çatlamak üzere, koşuyorum evde annem kanlar içinde, koşuyorum. Emin divanın üzerinde, koşuyorum anamın bilekleri babamın pençelerinin içinde... Korkuyorum! Öylesine korkuyorum ki sanki ciğerlerimin içinde bir kedi çıkmak için bedenimi tırmalıyor ve cırmıkları damarlarımdan her yerime pompalanıyor.
Benim acımı, benden başka herkesin, bana sormadan tartması, ne yapacağıma ben karar vermeden benim adıma konuşulması; sanki bu utançta tek suçlu "ben" ve "ormanmış" gibi karlara düşünülmesi zihnimi acıtıyor.