Çit, insanların arasına çekilen duvarların hikâyesidir. O duvarlar bazen gelenek olur, bazen korku, bazen de suskunluk. Kitabı okurken insan şunu fark ediyor: Bazı acılar, onları yaşayanlardan çok seyredenlerin sessizliğiyle büyüyor.
Romanın en çarpıcı tarafı, kötülüğü olağanüstü bir şey gibi değil, gündelik hayatın içine sinmiş bir gerçeklik olarak göstermesi. Bu yüzden okurken yalnızca karakterlere üzülmüyor; insanın, insanı nasıl yalnız bırakabildiğini de sorguluyorsunuz.
Bu nedenle Çit, sadece bir dram romanı değil; vicdan, merhamet ve toplumsal körlük üzerine yazılmış hüzünlü bir insan hikâyesidir.
Eleştirim:
Acıyı güçlü anlatıyor, ancak acının insan ruhunda bıraktığı izleri her zaman aynı derinlikle işleyemiyor.