Misbah Hicri'nin kaleme aldığı "Coğrafya kaderdir " kitabı Daha önceki yazmış olduğu gazete yazılarının bir araya getirilmesi ve yazılara yeni eklemler yapılmasıyla oluşturulmuştur. Kürt sorununu ve Kürtlerin yaşamış olduğu sıkıntıları kaynakları ile ortaya koyuyor. Incelemeyi kitap hakkında yazılmış güzel bir yazı ile bitireyim . Size de tavsiye ederim hoş bir Kitap olmuş.
Mezopotamya ve Coğrafya Kaderdir Kitabı
Mezopotamya, tarih boyunca saldırıya maruz kalan, işgal edilen ve savaşların eksik olmadığı; sürekli kanın aktığı, zenginliklerin talan edildiği bir coğrafya olmuştur. Yaralıdır. Yarası tarihten gelen ve çok derin bir yaradır. İç kanaması durmadı, devam ediyor hâlâ.
Tanım olarak Mezopotamya iki nehir, yani Dicle ve Fırat arasındaki bölgenin adıdır ve Kitabı Mukaddes’te, yani Eski Ahit’te Cennet’in Dicle ve Fırat arasında olduğu yazılıdır. İki nehir arası cennet olunca; Persler/Partlar, Büyük İskender’le Makedonlar, Romalılar, Bizanslar, İslamiyet’le birlikte Araplar, Selçuklu Türkleri, Tatarlar, Moğollar, Osmanlılar, Ruslar, İngilizler, Almanlar, Fransızlar, Amerikalılar bu cennet toprakları istila etmeyi kendilerine iş edindiler. Yakma, yıkma ve kan dökmekle kalmayıp tüm zenginlikleri talan ettiler ve bazıları şu anda da bu saldırı ve talanı sürdürüyorlar.
Bölgemizin on bin yıllık tarihine baktığımızda; aynı coğrafyada, birbirinden farklı, hatta birbirlerine karşı duran pek çok kültürel, etnik ve dinî oluşumun değişerek, birleşerek, dağılarak ve sonra yeniden ve yeniden bütünleşerek geçmişten geleceğe yaptıkları kanlı ve coşkulu yolculuğuna tanık oluruz. Kaderin cilvesi olsa gerek bu coğrafya savaşların, istilaların, dinlerin bereketli dölyatağı ve aynı zamanda birçok inanış ve etnik topluluğunda mezarı olagelmiştir. Tarihin döngüsü, Mezopotamya’nın