Ben sab'rı Eyüp'ün mağarasında,
Yanmayı İbrahim'in ateşinde,
Umudu, Sefa ile Merve arasında
Mekik dokuyan Hacer'in ayaklarında,
Hayat-ı hakkiyeyi Zemzem'in kuyusunda,
Günaydınları, roj başları, sebehû'l heyrleri, eski bir sabaha,
Ve uykuyu ashab-ı kehf'te,
Bıraktım.
Hasreti, Yakup'un gözlerinde;
Vuslatı, Kenan ilinde;
Ve sevmeyi de sevdayı da Beko Ewal'ın vicdanıda,
Bıraktım.
#Müzeyyen BOZKOYUN#
Yokluğunun habercisiymiş meğer.
Gecenin rahmine düşen yalnızlık.
Yok olup gidivermişsin.
Toprak, yağmurun kokusunu doğururken.
Yalınızlığa gebe kalmış geceyi, kundaklıyorum uzun uzun.
Saat yalnızlığın biri ve uyku girmiyor gözlerime.
Yanlış anlama, ne olur.
Yokluğun değil beni uyutmayan.
Nasıl olur da hatırlayamıyorum seni?
Aklım şaşıyor, düşüncelerim karışıyor.
Fikrimi sorsan, o'da ayrı bir alemde.
Ve'l hasıl kelam,
Azar azar yok olup gidiyorsun benden.
Bazen geceye karışıyor varlığın..
Kapkaranlıksın gölge misali.
Bazen sisli bir pusu.
Bazen de suya yazılan yazı, olu veriyosun.
inan bana hatırlayamıyorum artık seni.
Şayet bir gün gelirsen.
Ve tanıyamazsam seni.
Bilki çoktan unutmuşum. bendeki seni.
#Müzeyyen BOZKOYUN#