Kısaca: Genomumuzun büyük çoğunluğu, protein üreten anlamlı bir koddan oluşmuyor. Carey ise bu kitapta; o büyük kısmın işe yaradığı hipotezini teknik terimlerle (ve bence bunaltıcı konularla) anlatmış.
Benim değinmek istediğim konu ise Carey'in en sevdiği, Epigenetik.
Epigenetik, bilimsel yöntemlerle açıklanan genç bir alan. Benimse kafamı karıştıran, daha öğrenme sürecindeyken bile şüpheyle yaklaştığım bir hipotez.
Darwinci evrime karşı daha “Lamarckvâri evrimi”, kendiliğinden olana karşı daha “bilinçli olanı”, binlerce nesle karşı “bir nesilde değişimi" (hatta bazı kesimlerce materyalizme karşı yaratılışçılığı ve "insanın özel oluşunu") vurgulayan bir kalıtım açıklaması.
Şayet bir canlı, yaşarken etkilendiği özellikleri yavrusuna öylece geçirebilecekse; hele ki bu özellikler sosyal durumlarsa; o vakit sürekli bahsedilen -ve kanıt olarak gösterilen- deneylerin tekrarlanması gerektiğini düşünüyorum, zira kanıtlar ciddi ve açık olmalı. Sonuçta bir anne farenin kiraz çiçeği kokusundan korkmayı öğrenmesi bireysel bir şeydir ve bunu yavruya biyolojik olarak aktarması kulağa çok zorlama geliyor.
Ek olarak, bu konuyu araştıranlar, bazı genetik olayların “epigenetik” olarak yanlış yorumlanma ihtimalinden de bahsediyorlar. Eğer yaşadığınız bir olay, stres gibi psikolojik veya daha fiziksel bir etkiye sahipse, bu sizin genetiğinize etki edebilir.
Yanlış düşünüyor da olabilirim tabii; yine de bu hipotezlerin evrim (ve biyoloji) konusunda genelgeçer hâle geldiğini görmeyi bekleyeceğim.