Şimdi diyeceksiniz ki " Bir mafya dizisiyle toplumsal değişimin ve metropolleşmenin ne alakası var?" O zaman şöyle söyleyelim. Senaryonun ana karakterlerine ve ortamına baktığımızda Çukur'un bir metropolün içinde o metropole uyum sağlayamayan bireylerin oluşturduğu, mahalle kültürünün ve aileye atfedilen değerin bireyselleşmenin karşısında değerini koruduğu bir ortam olduğunu söyleyebiliriz. Açıkçası bu kitabı kendim almadım. Bir yakın dostumun bana hediyesiydi. "Madem izlemiyorsun bari oku" dedi. Bende kıramayıp okudum.
Her neyse önceden kentleşme olgusuyla beraber köyden kente göçen bireylerin kentli olmaya uyum sağlayacağı ve bir iki kuşak sonrasında tamamen kentli bireyler ortaya çıkacağı varsayılırdı. Fakat günümüzde bir metropolde olsa dahi geldiği yerin değerlerine sımsıkı sarılan metropolün, mega kentlerin içinde birkaç kuşaktır yaşayan insanları görüyoruz. Bu da Sosyolojinin kentleşme adına temel varsayımlarını yıkıyor. "Ya hu sen mafya dizisinden sosyoloji çıkarımı mı yapıyorsun?" diyenleriniz olacak. Aslında izlediğiniz dizi ve filmlerin hatta kitapların çoğunun toplumdan, değişimden ve bir varsayımdan kopuk olmadığını fark ettiğinizde beni daha iyi anlayacaksınız. Çukur küreselleşen dünya düzeni içinde ve gittikçe artan kentleşme olgusunu yaşayan ülkemizde kent değerlerine veya en basitiyle bireyselleşmeye yaklaşmayan, bize o eski mahalle kültüründen parçalar sunan (mafyalaşma hariç) kesitler sunuyor. Tabii Çukur öyle diye içindeki herkes öyle olmak zorunda değil. Örneğin, Yamaç aslında o mahalleden kaçıp sevdiği kadınla evlenmek isteyen, oraya başkaldıran fakat aidiyetinden kopamayan moratoryumun içinde bir tip. Vartolu ise babasının onu sahiplenmemesinin ardından aynı Sigmund Freud'un Oidipus kompleksinde olduğu gibi babasını ortadan kaldırıp Çukur'u ele
Elimde bir kitap var evet, izlediğim bir dizinin 1.sezon senaryosunun 389 sayfalık bir özeti. Kardeşim kitabı elimde gördüğünde şöyle dedi: "Bu kitabı okuduğun twitterda bilinse seni de linçlerlerdi çünkü kitabı linç ediyorlar."
Gün geçmiyor ki ülkemizde linç edilecek bir kişi, olay, nesne ya da düşünce ortaya çıkmasın.
Buraya savunmalar ve sebepler üretmeye gelmedim. Buraya neden bu diziyi sevdiğimi ve kitabı aldığımı linççi tayfaya dilim döndüğünce anlatmaya geldim.
Kitabı aldım çünkü sevdiğim şeyleri saklamasını, herhangi bir şeye önem verdiğimde onunla ilgili ne varsa elimde olmasını isteyen potansiyel bir istifçiyim. Kitabı aldım çünkü senaryolara meraklıyım. Kitabı aldım çünkü senaristin akıl oyunlarını seviyorum ve senaryoyu yazarken düştüğü notları, oyuncuların duygularını yönlendirdiği kısımları, o sahnelere ait fotoğrafları görmek istedim. Hepsine dokunmak istedim ve kitap bu isteğimi son derece karşıladı.
Dizi hakkında "kötü örnek olmak, çocuklara rol model teşkil etmek vs vs vs..." gibi ithamlarda bulunan herkese de tavsiyelerim var. Gidip çocuklarınıza ve ihtiyacınız varsa kendinize kurguyla gerçeği, hayal ürünüyle yaşamı ayırt etmeyi öğretin. Şu dizileri, izlerken keyif aldığınız senaryolar olarak görmeyi deneyin. Gidin boktan dizileri izleyip övün demiyorum. Ama Çukur'un bize izlettiği harika oyunculukları, derinliği olan karakterleri, verdiği mesajları, sosyal sorumluluk projelerine katkılarını da inkar etmeyin.
Her sene kendisine 1 Türk dizisi izleme kotası koyan bana 3 senedir sadece kendisini izleten kadroya ve senaryoya hiç mi eleştirim yok? Elbette var. Ama senaristin bölüm yetiştirme stresinden hastalandığının, 27. bölümü biz izlerken aynı anda bölümün final sahnesinin çekilip montajlanıp yetiştirildiğinin farkında olan ve dizinin süresinin
Gayet harika muhteşem ve bir o kadarda aksiyonlu bir kitap zaten çukur dizisinde yamaçın parite gitmesiyle başlıyor ondan sonra dönüşümle birlikte adam öldürüyor gayet guzel bir hikaye çukur dizisini izlemeyenler 《yoktur sanırım》bu kitabı okusada olur
İyi çok beğendim çukur dizisinden alım hadda en ama en gelmiş geçmiş en sevdiğim kitap ... Herkesin okumasını isterim umarım herkes beğenir yani kısacası bayıldım
Bu kitap "okunmasa da olur" dediğim ancak "okunsa çok güzel olur " dediğim kitaplardan biriydi
Dizisini çok sevdiğimi bilirsiniz (nerden bileceksiniz ahahasdlsdx) zaten izleme sebebim dizisi. Çok sevilmiş bir dizi Çukur. Kitabın da güzel olacağına emindim:) kitapta 1. Sezon kesitleri var ve birinci sezon en sevdiğim sezonuydu. Yazım yanlışları ve şive'yi bu kitapta görebiliyoruz. Ona takıldım, bence biraz daha az yazım yanlışı olsa daha güzel olabilirdi'':)
Sonra efenim, Gökhan Horzum 'un ülkemizin değerli senaristlerinden olduğunu biliyorsunuz. Bir ev, bir mahalle, bir çukur'u yazmış. Ellerine sağlık da çok güzel olmuş.
Küfür sevmeyen bu kitabı okumasın derim, bol küfürlü ama küfür bazen içimizdekileri dışa yansıtmak değil midir?
Saadette gelecek olursak;
Dizisini sevdiyseniz kitabı %100 seversiniz. ❤
Diziyi zaten severek izliyordum şimdi kitabının olması bir kitap sever olarak beni sevindirdi. Çukur zaten harika bir dizi Çukuru hiç izlemeyen insan bile en azından müziklerini dinliyordu çok sey kattı bu dizi bize umarım 2,3,4 sezonlarında kitabı çıkar bekliyoruz.
Kitabı neden aldın diye sorgulayacaksınız belki.Kitabı aldım çünkü sevdiğim şeyleri saklamasını, herhangi bir şeye önem verdiğimde onunla ilgili ne varsa elimde olmasını isteyen potansiyel bir istifçiyim. Kitabı aldım çünkü senaryolara meraklıyım. Kitabı aldım çünkü senaristin akıl oyunlarını seviyorum ve senaryoyu yazarken düştüğü notları, oyuncuların duygularını yönlendirdiği kısımları, o sahnelere ait fotoğrafları görmek istedim. Hepsine dokunmak istedim ve kitap bu isteğimi son derece karşıladı.Dizi hakkında "kötü örnek olmak, çocuklara rol model teşkil etmek vs vs vs..." gibi ithamlarda bulunan herkese de tavsiyelerim var. Gidip çocuklarınıza ve ihtiyacınız varsa kendinize kurguyla gerçeği, hayal ürünüyle yaşamı ayırt etmeyi öğretin. Şu dizileri, izlerken keyif aldığınız senaryolar olarak görmeyi deneyin. Gidin boktan dizileri izleyip övün demiyorum. Ama Çukur'un bize izlettiği harika oyunculukları, derinliği olan karakterleri, verdiği mesajları, sosyal sorumluluk projelerine katkılarını da inkar etmeyin.Her sene kendisine 1 Türk dizisi izleme kotası koyan bana 3 senedir sadece kendisini izleten kadroya ve senaryoya hiç mi eleştirim yok? Elbette var. Ama senaristin bölüm yetiştirme stresinden hastalandığının, 27. bölümü biz izlerken aynı anda bölümün final sahnesinin çekilip montajlanıp yetiştirildiğinin farkında olan ve dizinin süresinin 2,5 saat olduğunu bilen her izleyici kusurları görmezden gelebilmelidir bence. Bu insanlar her hafta 1 film uzunluğunda bölüm çekip yayınlıyorlar. Bu koşullar altında senaristin de oyuncuların da montaj ekibinin de bırakalım da arada saçmalama lüksü olsun.Son olarak Aras Bulut İynemli'nin röportajından bir bölüm yazıp gidiyorum.
Televizyonun gençleri etkilediği konuşulurken rol aldığınız ‘Çukur’ dizisi de şiddet barındırıyor.
Gökhan, 1975 Karaman doğumludur. Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra “İkinci Bahar” adlı ünlü TV dizisinde yazar ekibinde stajyer olarak çalışmaya başladı. Profesyonel olarak senaryosunu yazdığı ilk dizi ise “Yeter Anne”. “Bir İstanbul Masalı” “Yağmur Zamanı” “Fırtına” “Bebeğim” “Kavak Yelleri” “Güneşi Beklerken” “Kiraz Mevsimi” gibi dizilerde senarist olarak çalıştı. 2013 yılında vizyona çıkan ARKADAŞLAR ARASINDA filminin senarist, yönetmen ve yapımcısıdır. “SABAHA KARŞI SAYANORA” 2015 yılında yayımlanan ilk kitabıdır. Bugünlerde "ÇUKUR"un senaryosuyla boğuşmaktadır...