Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında böceğe dönüşmesi gibi aniden olmuştu her şey. Evindeki davetsiz misafirler onu bir "yabancı" yapmıştı.
Distopya; yazarın genellikle gelecek olsa da geçmişin alternatifi veya hayal ürünü bir mekan zamanda toplumun ve devletin olabilecek en kötü şekle gelmesini işler.
Sözlerime bir tanımla başladım çünkü bu eser kendi içinde tamamen distopik bir sistemin bizlere şu anki dayatılması olup fark edilmemesi kadar ‘’distopik’’…
Hukuk devleti adı altında yaşadığımız bu ülkede sizce ne kadar hukuksal açıdan özgürüz? Mesela ne kadar demokratiğiz, ne kadar adaletin terazisinde aşağıda olan –ağır gelen- kısmındayız?.. Bu konuya değinmişken Nietzsche’den bir alıntı vermekten kendimi alıkoyamayacağım:
"Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil." (Böyle Buyurdu Zerdüşt- İş Bankası Yayınları Sayfa 57)
Elbette ki sorulacak daha misli ile soru varken bizi bu soruları sormaya teşvik eden sistem adına son bir alıntı ile bu kendi kendime sorgulamayı en azından bu kısım için bırakıp eserin kitap yorumuna geçmek istiyorum: ‘’Hukuki ve siyasi bir çözümlemedeyse iktidara karşı koymanın, onu meşrulaştırmaya yarayan, zaten iktidarın bir parçası olan hukuk aracılığı ile sağlanamayacağına yönelik bir sonuç ortaya çıkmaktadır.’’
#kitapyorumum
Bir hukukçu öğretim hayatı da geçirmiş olan yazarımız Kafka, kitabında 20. Yüzyılın içinde bulunduğu -geçmişte de bulunduğu ve gelecekte de tıpkı şuanda da olduğu gibi bulunacağı- adalet kavramının layığıyla yerine getirilmediği, hukuk kavramının anlamından eser bulunmadığı bir sistemin içinden göğe doğru uzanan, sisteme ve bu sistemi bizi dayatan kişilere karşı yakarıştır.. Tabiki de kitap çok daha geniş bir yelpazede bu sistemin ana hatlarını