Derin Devlet

Talat Turhan
Cumhurbaşkanı ve başbakanın bilgisi dahilinde, CIA tarafından kurumlaştırılan, örgütlenen ve finanse edilen Gladyatörler, Hıristiyan Demokrat Parti, istihbarat örgütleri, jandarma, P-2 Mason Locası vb. gibi örgütlerin de destek ve katkısıyla İtalya’da Komünist Partisi’nin seçimle iktidara gelmesini engellemek için, sağ ve sol terörü kışkırtıp, gerektiğinde devlet terörü ve provokasyonlara başvurarak toplumu destabilize(istikrarsızlaştırma) ve demagnetize ederek, bir yandan ABD yanlısı düzeni tutan örgütlerin güçlenmesini sağlarken, öte yandan terörü bahane ederek baskı yasalarını çıkararak demokratik görünümlü neo-faşist düzenler kurmayı başarmışlardır. Gladio skandalında boy gösteren güçler ve yetkili kişiler, özellikle istihbarat örgütleri ve P-2 Mason Locası diğer ülkelerdeki derin devletlerinin omurgasını oluşturdukları görülmektedir.. Bu bağlamda Mehmet Eymür’ün Ziverbey Köşkü ile Susurluk olayı içinde yer almış olmasını bir gün değerlendirme durumunda kalacak araştırmacılar önemli bulgulara ulaşabilirler. Çünkü Mehmet Eymür, büyüğü Hiram Abas’la birlikte derin devletin istihbarat kanadında antikomünizm ve “küreselleşme” adına etkin roller üstlenip, ABD emperyalizminin değirmenine su taşıdıklarını gözlemliyoruz..
Siyaset
Karşıdevrim bugün çok ileri bir noktada bulunuyor. Görevimiz çok büyük, çok güç, çok zorlu. Bugün her zamandan daha çok Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku’ndaki önerilerini rehber edinip, anımsamamız gereklidir diye düşünüyorum... Devleti ve Ülkeyi Kimler Yönetiyor ve Yönlendiriyor? Türkiye’de yıllardan beri yönetim tartışılıyor. 1987 yılında bir bakan “iç politikayı, dışarıdan esen rüzgarlar yönlendiriyor”diyor. 1990 yılında Necmettin Erbakan ise: “Türkiye’yi seçilmiş kişiler değil, başka kişiler yönetiyor...”diyordu. Süleyman Demirel 1993 yılında “Bu memleketi IMF mi yönetiyor?” diyor. Bir gazetede yayınlanan 1994 yılında yapılan bir ankette % 68 yabancı devlet, % 64 işadamları, % 44 büyük şirketler, % 36 partiler, % 34 tarikat, % 32 MİT, % 26 hükümet, gazete, televizyon % 22, başbakan % 18, cumhurbaşkanı % 17, mafya % 15, aşiretler % 8.8 Bu tablodan çıkan sonuç Türkiye’yi yönetmek durumunda olanlar yönetmiyor. Farklı güçler yönetimi ele geçirmişlerdir. Mahir Kaynak, 1994 yılında “İttihat ve Terakki benzeri bir örgütün Türkiye’yi yönettiğini” iddia ediyor. Prof. İzzettin Önder 1995 yılında “Ülkeyi holdingler yönetiyor.” diyor. Amerikalı ünlü senatör Alfonse D’amato 1995 yılında “Türkiye’yi bir haydut çetesi yönetiyor” diyor. Bu demece karşı medyada hiçbir tepki görülmüyor. Amerikan Büyükelçisi Abromoviç “Türkiye’nin sorunlarını ancak devletten güçlü hükümetler çözer.” diyor. Ben, 1995 yılında bir gazeteye verdiğim demeçte “ülkeyi istihbarat örgütlerinin yönettiğini” söylüyorum. TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukoğlu 1995 yılında: “Devlette gizli örgüt yapılanıyor.” diyor. “Çağımızda iktidarlar, ulusal hükümetlerden tüm dünyaya egemen olmak isteyen çokuluslu şirketlerin ve holdinglerin tekeline geçiyor.” Bu da Newsweek’ten