Puan

8.310 üzerinden
6,3bin kişi
Puan vermedi·367 syf.··
2023 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 23:47
Öncelikle kitabı okuyunca yaklaşık 2500 yıl önce yazıldığına inanamadım. Eski çağlarda dinlerin kutsal kitaplarından bile daha önce ortaya çıkmış ve önemli görülen bir kitapmış. Devlet nasıl yönetilmeli, kimler yönetmeli ve yönetecek olanlar nasıl eğitilmeli, zorbalık, birey değil toplum gibi temalar üzerinden anlatılıyor kitap. Kafasındaki ideal devlet modelini anlatıyor. Anlatılmak istenen sürekli tekrarlanıyor gibi ona rağmen her cümlesi oldukça güçlü ve anlamlı. Bazı bölümlerde güzel hikâyeleri de bulunuyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap mı tartışılır. Ben bu soruya cevap veremiyorum ama tartışmaya girer iki tarafı da savunurum gibi. Okurken abartıldığı kadar keyif almadım ya da abartıldığı kadar da sıkılıp, yarıda bırakacak seviyeye gelmedim. Ama kitaptaki çok keskin noktalar beni rahatsız etti. Bir çok yerde de katılmadım Sokrates’e. Şu an tartışmak istediğim kitapların başında geliyor.
DevletPlaton (Eflatun) · Akvaryum Yayınları · 201332,8bin okunma
8/10
·367 syf.··
2021 80. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2021 13:58
Tabi ki kitabı yaşanılan dönem çerçevesinde incelemek gerekiyor. İnsanoğlu iyi ve kötü zeminine oturtmaya çalışmış davranışlarını ama neyin iyi neyin kötü olduğu hala muallak sanırım.
DevletPlaton (Eflatun) · Akvaryum Yayınları · 201332,8bin okunma
Reklam
Filozof Kral - Platon
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2024 22:51
Öyle bir kitap düşünün ki günümüzden 2400 sene önce yazılmış olsun buna rağmen içinde yazılanlar günümüzde bile geçerliliğini korusun ve kendisinden sonra gelen tüm felsefecilerin kıblesi olsun... Devlet kitabı, Sokrates'in ağzından söylenmiş öğrencisi Platon (Eflatun) tarafından yazılmıştır. Benzetmek gerekirse bu kitabın annesi Sokrates, babası Platon'dur. Felsefe tarihine adlarını altın harflerle yazdırmış iki dev isim (Sokrates'in Savunması'nda olduğu gibi) aynı kitapta. Hocası Sokrates'in Atinalılar tarafından öldürülmesinden sonra Platon yazmıştır. Sokrates “Dinsizlik” ve “gençlerin ahlakını bozma” gerekçesiyle mahkeme önüne çıkarılmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. Semavi dinler bile yokken bir insanın “Dinsizlik” ile suçlanması biraz tanıdık geldi. Sokrates'e verilen ölüm cezası, Cehalet ve Dogmatizmin nasıl kötü sonuçları olduğunun somut göstergesidir. Sokrates'in ağzından çıkan cümlelerin gerçekte ne kadarı Sokrates'e ne kadarı Platon'a ait olduğu muallaktır. Benim şahsi görüşüme göre Sokrates'e ait olan bir çok ifadenin düzenlenmesi ve geliştirilmesi tamamen Platon'a aittir. Hocasına saygısından dolayı tüm ifadeleri Sokrates'in ağzından çıkmış gibi yazmıştır. Çünkü Sokrates yazılı eser yazmamıştır, konuşmaya önem vermiştir, Platon ise yazılı bir çok eser bırakmıştır. Platon olmasaydı Sokrates'e ait olduğunu öğrendiğimiz bir çok sözden haberimiz olmayacaktı. Hatta Sokrates diye bir felsefeci olduğunu bile dünya bilmeyecekti. O yüzden günümüzden 2400 sene önce bir çok eser yazıp bizlere bıraktıkları için Platon'a ve öğrencisi Aristo'ya sonsuz teşekkürler. Platon(Eflatun) M.Ö. 427 yılında Atina'da doğmuştur. M.Ö. 347'de ölmüştür. Kitabın orijinal ismi “Politeia“
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
İsmi Bulduk, Mirası Koruyamadık
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 20:03
Kitabın daha başında sahnede Sokrates var ve anlatı Sokratik diyaloglar üzerinden ilerliyor. Yani çürütme, sınama ve ortaya çıkarma yöntemiyle… Sokrates aslında karşısındaki kişiyle değil, karşısındaki kişinin zihnindeki tanımla konuşuyor. Muhatap insan değil, fikirler. Bunu fark edince metnin derinliği başka bir yere taşınıyor. Yaşadığımız çağda kavramların herkes için bambaşka anlamlara sahip olduğu düşünüldüğünde, sanırım artık bizlerin de Sokratik yöntemle konuşmayı öğrenmesi gerekiyor. Zorlayıcı olsa da, yavaş yavaş, düşünerek ve sorgulayarak okunması gereken bir metin. Çünkü bu kitap hızlı tüketilmek için değil, zihni çalıştırmak için yazılmış. "Sokrates, sen insana yemediği haltı yedirirsin." S. 20 Platon (Eflatun)’un Devlet’inde sadece yasalar yazılmıyor; adeta bir ruh mimarlığı yapılıyor. Toplumu kurarken, insanın zihnine ilk yerleşen imgeler konuşuluyor, didik didik ediliyor. Çünkü Platon’un derdi yalnızca iyi yasalar koymak değil, iyi insanın nasıl yetişeceğini düşündürmek. Yaptığı şey neredeyse bir psikolojik diseksiyon. İnsanı parçalara ayırıyor, içindeki çatışmaları tek tek gösteriyor ve bunu yaparken şaşırtıcı derecede net gözlemler ortaya koyuyor. Şunu açık açık söylüyor gibi: İnsan önce hikâyelerle şekillenir, sonra alışkanlıklarla, en son akılla. O yüzden çocukken duyduğun masal, destan, şiir; ileride nelerden korkacağını, neye saygı duyacağını, neyi normal kabul edeceğini belirliyor. Platon da tam bu yüzden edebiyatı, sanatı ve anlatıları “güzel mi?” diye değil, insanı nereye götürüyor? diye tartışıyor. Bu bölümleri okurken insan ister istemez “ Sigmund Freud’un atalarından biri Platon’dur” diye sezgisel bir bağ kuruyor. Çünkü arzuyu, aklı ve öfkeyi birbirinden ayırıp, bunların nasıl çatıştığını gündelik bir hikâyeyle anlatabiliyor. Platon burada sadece filozof
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Devlet'i Anlamak İsteyenle Buyursun
4/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Bu site için ilk incelemem olacak. Önüme düştüğü için yazıyorum. İnceleme yazmadan evvel başka arkadaşların incelemelerini de okuyayım dedim. Üzülerek söylüyorum ki çoğu kişi ne Platon'u tanıyor ne de dönem içinde Atina şehrinin yapısını/tarihini biliyor. Dolayısı ile Devlet kitabını da anlayamamış veya yanlış anlamış. Size bu şekilde yazılan kitapları okumadan evvel kısa bir dönem araştırması yapmanızı tavsiye ediyorum. Fikir vermesi açısından çok basitçe döneme bakalım isterseniz; 1) Bugün Yunanistan dediğimiz topraklarda ve Ege bölgesi ada şehirlerini de içine aldığımız M.Ö.750-150 yaklaşık dönem Antik Yunan dönemi olarak adlandırılır. Bunlardan iki şehir devleti dönem içinde mücadele eder; Sparta ve Atina. 2) Bu bölge ticaretin de gelişmesiyle oldukça gelişmiş ve zenginleşmiş bir bölgedir. Elbette bu şehir devletlerinin yönetim sistemleri bulunmaktadır. Sparta sert bir askeri diktatörlük üzerine kurulu, soylu bir askeri sınıf tarafından yönetilen, köleci ve Totaliter bir rejime sahiptir. Atina ise adaylıkların olduğu, partilerin ve destekçilerinin söz sahibi olduğu, şimdi bizim Demokrasi dediğimiz sistemi yine belli bir "Soylu" azınlığın içinde yaşatan, yani bir gurup seçilmişin ancak oy kullandığı veya seçilebildiği, köleci ve Aristokratik bir rejime sahiptir. 3) Millet ticaret ile zenginleşince aslında kökende soylu olmayan bir Burjuva (Tüccar diyelim) sınıfı ortaya çıkar. Bunlar "biz neden oy kullanamıyoruz veya seçilemiyoruz?" diye yaygara yapar. Para da olunca yavaş yavaş bazı hakları kazanırlar. Bu süreç sonrası artık Burjuva seçilmeye ve seçmeye başlamıştır. Toplumun çoğunu oluşturan Atina halkı seçilemez veya oy kullanamazdı. Köleler zaten insan bile değildi. 4) Atina devleti artık Burjuva ve Aristokrat soyluların iktidar mücadelesine girdi. Artık
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Reklam
Reklam