Siyaset Felsefesi Klasikleri

Devlete Karşı İnsan

Herbert Spencer
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 54 dk.
Sayfa Sayısı:
279
Basım Tarihi:
Nisan 2016
Yayınevi:
Litera
Orijinal Adı:
The Man Versus the State (1884)
ISBN:
9786059925488
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·279 syf.··
2021 7. kitabı
Herbert Spencer bir sosyal darwinst ve klasik liberaldir bu nedenle fikirleri genel manada doğal seçilime yenik düşenlerin önemsiz ve zaten yok olması gerektiğini düşünüyor. Bende bu açıdan katılıyorum ona ben de sosyal seçilimin gerekli olduğu ve hayatın herkese pozitif bir ayrım yapmadan eşit haklar ile yarışma imkanı sunması taraftarıyım. Hatta genetiği kötü olan bireyler için çocuk yapmaması ve daha sağlam ve sağlıklı genlerin aktarılması taraftarıyım. Kitabın konusu da biraz bu genetik anlamda değil ama ekonomik anlamda devletin sosyal yardımları ile insanların sosyal tepkileri arasında bir bağıntı kurmuş. İstatistiki sonuçlar ile anlatıyor ve eski bir kitap olduğu için zaman içerisinde yanıldığı konular da göze çarpıyor. İlk liberalizmin sonradan gelenler ile kökensel bağı olmayan bir süreç olduğu ancak zaman içerisinde değişimlerden geçtiği şimdiki liberlizmin devletçi olduğundan dem vuran bir söylemi var. Gerçek liberalizmin özgürlükçü olduğu ve devlet müdahalesi olmayan varsa dahi en az olan bir biçim olduğunu anlatıyor. Okunacak bir eser ve yazıldığı döneme göre değerlendirilmesi esastır. Liberal arkadaşlara önerimdir. Komün arkadaşlara ise karşı tez için iyi bir kaynaktır. Okuyun bence kitabı. İncelememi okuduğunuz için teşekkür ederim.
Siyaset
Devlete Karşı İnsanHerbert Spencer · Litera · 201651 okunma
Devlete Karşı İnsan
9/10
·279 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Spencer, bu kitapta özgürlüğü sadece bir siyasal hak olarak değil, insanın varoluşunun temel şartı olarak görür. Yazdığı her satırda bireyin iradesini, devletin müdahalesine karşı bir kalkan gibi savunur. Onun yaklaşımı kuru bir liberalizm savunusundan öte, insan doğasına ve toplumsal evrime dair bilimsel bir gözlemdir. Spencer’a göre devlet, başlangıçta güvenliği sağlamak ve adaleti korumak için ortaya çıkmıştır. Fakat zamanla bu görev sınırlarını aşmış, bireyin hayatının her alanına müdahale eden bir yapıya dönüşmüştür. Yazar, bu dönüşümü “insanın özgür iradesinin yavaş yavaş devletin bürokrasisi tarafından yutulması” olarak tanımlar. Bu yönüyle eser, yalnızca 19. yüzyılın siyasal düzenine değil, geleceğe yönelik bir uyarı niteliğindedir. Spencer’ın cümleleri bazen felsefi, bazen öfke doludur ama her zaman tutarlıdır: “Devlet, insanın hizmetkârı olmaktan çıktığında, onun efendisi haline gelir.” Kitabın temel teması, bireyin kendi yaşamı üzerindeki hakkıdır. Spencer, devletin aşırı büyümesinin sadece ekonomik değil, ahlaki bir çöküşe de yol açacağını savunur. Çünkü birey kendi kararlarını veremez hale geldiğinde, sorumluluk duygusunu da kaybeder. Toplum böylece tembelleşir, özgürlüğün yerini itaat alır. Spencer’a göre bu, uygarlığın sonunu getirebilecek bir gerilemedir. Yazar, özgürlük ve müdahale tartışmasını sadece soyut kavramlar üzerinden değil, somut örneklerle işler. Eğitim, sağlık, ekonomi ve yardım politikaları gibi alanlarda devletin bireyin yerine karar vermesini tehlikeli bulur. Özellikle “iyi niyetli müdahaleler”in bile zamanla baskıcı bir düzene dönüşebileceğini anlatır. Spencer’ın bu yaklaşımı, bugün bile refah devleti tartışmalarında referans alınan bir düşünce çizgisidir.
1000Kitap
Devlete Karşı İnsanHerbert Spencer · Litera · 201651 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Herbert SpencerYazar · 5 kitap
1820 yılında Derby'de doğmuştur. Babası, George, geleneklere uymayan, Anglikan mezhebine bağlı olmayan bir okul öğretmeniydi. Babası da dahil olmak üzere birçok aile üyesi öğretmen olan Spencer, kırk yaşına kadar hiçbir eğitim görmemiştir. Garip bir gururla, "Ne çocukluğumda, ne de gençliğimde, hiç İngilizce dersi almadım, şu ana kadar gramer konusunda tek bilgim yok" demiştir. Sistematik bir eğitim almamasına, okumayı fazla sevmemesine karşın birçok bilim dalında binlerce fikir ortaya atmış, ve "evrim" teorisinde Charles Darwin'in bir numaralı rakibi olmuştur. Edindiği büyük başarıları mükemmel gözlem yeteneğine borçludur, doğrudan doğruya yaptığı gözlemlerle binlerce fikrini destekleyecek binlerce olguyu rahatlıkla bulmuştur. 1851'de yazdığı ilk kitabı "Toplumsal Statik", insan haklarının gelişimini, ve bireysel özgürlüklerin savunusunu evrimsel bir teoriyi temel alarak açıklar. 1858'de evrim teorisini biyoloji bilimi ile sınırlamayıp, bu teoriyi bütün bilimlere uygulamak fikri kafasında belirdi. Sağlık sorunları nedeniyle günde sadece birkaç saat yazabiliyor olmasına, ve maddi durumunun kötülüğüne rağmen, 1862'de dokuz ciltlik şaheseri Statik Felsefe'yi yazmaya başladı. Statik felsefe kısaca birçok farklı bilim dalına evrim teorisini uygulamayı konu alır. Bu şaheserin en çok dikkat çeken, ve Spencer'ın da üzerinde en çok çalıştığı bölüm, sosyoloji'ye evrim teorisinin uygulanmasını, toplum evrimini inceleyen, "Sosyoloji İlkeleri" adlı 3 cilttir. "Biyolojinin İlkeleri" , ve "Ahlâkın İlkeleri" bu şaheserin üzerinde en çok konuşulan ve kuşkusuz bilim dünyasına en çok katkıda bulunan diğer bölümleridir. 1858'de evrim teorisini biyoloji bilimi ile sınırlamayıp, bu teoriyi bütün bilimlere uygulamak fikrini uygulamaya koyar. 1862'de dokuz ciltlik Sentetik Felsefe'yi yazmaya başladı. Sentetik Felsefe, kısaca birçok farklı bilim dalına evrim teorisini uygulamayı konu alır. Bu kitabın en çok dikkat çeken ve Spencer'ın da üzerinde en çok çalıştığı bölüm, sosyolojiye evrim teorisinin uygulanmasını, toplum evrimini inceleyen, "Sosyoloji İlkeleri" adlı 3 cilttir. Spencer, ahlaki ve siyasal inançlarını, çağdaşı olan Toplumsal Darwinciler gibi bir Doğa felsefesi zemininde geliştirmeye çalıştı. Darwin'in doğal evrim teorisinin ve bu teoriden önce kendisinin türettiği "uyum yeteneği” doğal seçilimin toplumsal hayatta uygulamasında başı çekti. Spencer'a göre, tıpkı doğada verilen var olma mücadelesinde "uyum yeteneği en çok olan"ın hayatta kalması gibi, toplumda yaşanan rekabet de en iyi olanın ortaya çıkmasını sağlayabiliyordu. Spencer, toplumların tıpkı canlı organizmalar gibi işlediğini de öne surdu. Toplumlar ne kadar karmaşıklaşırsa parçaların karşılıklı bağımlılığı da o ölçüde artıyordu. Doğal bir özellik olarak kendi dengelerini sağladıkları için, kendi üyelerinin daha ileri düzeyde evrim için mücadele etmelerine ihtiyaç duyarlar. Ancak mücadele feodal toplumda askeri bir form kazanırken, Spencer, sanayileşmiş toplumda rekabet ve işbirliği bileşiminin bu formun yerini almasını gerekli görür. Ayrıca, evrimin özel çıkarları genel faydaya dönüştürerek bir tur "görünmez el" gibi işlediğini düşünür. Evrimin en uzun vadeli yönelimi egoizmden özgeciliğe doğrudur. Süreç içinde toplumsal hayat, toplumsallaşmanın en yüksek düzeye ulaşmasıyla bireysellikte en büyük gelişimi sağlayacaktır. 1870'lerde ve 1880'lerin başında özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve İngiltere'de ünü doruk noktasına varmıştı. 1902'de Edebiyat dalında Nobel Ödülüne aday gösterildi. Birçok ödülü ve övgüyü çoğu zaman reddetti. Uzun bir hastalık döneminin ardından 1903'te vefaat etti. Herbert Spencer geniş bir alana yayılmış farklı türdeki bilgileri uyumlu bir şekilde birleştirerek Viktorya çağına damgasını vuran kişilerden olmuştur. Evrim kuramının gelişiminde ve kabulunde en az Charles Darwin kadar büyük bir rol oynamış, bugün evrim kuramını açıklarken kullanılan birçok terimi de ilk kez kullanan kişi, o olmuştur.