Bütün Şiirleri

Divan

Aziz Mahmud Hüdâyî
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2021 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2021 19:05
Aziz Mahmud Hüdayi... Bir yol ehli, bir kurucu, bir gönül sultanı, hatta bir veli. Aynı zamanda duru bir şair. Devrini onun kadar etkileyen gönül ve mana ehli yok gibidir. Hayatı ve eseriyle bütünleşen, soyca seyyid, Şeyh Edebali'nin izinden yürüyen, onun manevi rehberliğinde irşad ve mürebbilik yapan biridir. Osmanlı'nın sonunun başladığı dönemde yaşayan Hüdayi, bir yandan padişahların ülkeyi adaletle yönetmeleri ve manevi yönden kuvvetli ve zinde olmaları için çaba göstermiş, bir yandan da çeşitli kargaşalardan bunalan devlet ricâlinin ve halkın gönül yaralarını adeta bir hekim gibi sarmasını bilmiştir. Hemen herkes, onun sohbet, irşad ve hizmet sofrasına koşarak ferahlamış; dergâhı, gönüllerin huzur ve saadete kavuştuğu bir mekân olmuştur. Aziz Mahmud Hüdayi'nin şiirlerine döktüğü manevi terbiye ve yol göstericiliğinden, sadece İstanbul değil, tüm Osmanlı coğrafyasında farklı tasavvuf ekolleri de istifade etmiştir. Tekke mûsıkisinin bilinen birçok örneği, onun şiirlerinin üzerine yapılmış bestelerden oluşur. Hüdayi'nin tüm şiirlerini içeren Divan'ı, eksiksiz haliyle elinizde...
Din
DivanAziz Mahmud Hüdâyî · Kapı Yayınları · 202155 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
"-Sağlığımızda bizi vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde Fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin imanlarını kurtarmadıkça göçmesin." Merhumun bu duasından sonra riayet edip boğularak ölen olmamış... Etkileyici bir eserdi prof. Kamil hocamdan ve evliyadan Allah razı olsun... :)
Din
DivanAziz Mahmud Hüdâyî · Diyanet İşleri Başkanlığı · 202555 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 13:49
Dib yayınlarının Dîvân eserleri o kadar güzel, zarif ki. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. İnsan beyitleri okurken, mest oluyor resmen. Yani bu kadar zarifliği, letafet sahibi olmayı nasıl yitirmişiz diye iç geçirmeden edemiyor. Okudukça, bazı kelâmların artık, günlük hayatta lisânına yerleştiğini farkediyor. Bunca güzellik, önümüze serpilmişken, gözümüzün önündekinden mahrûm kalmamalıyız.. Ruhlarınızın sükûnete ermesini istiyorsanız, günlük bir beyit dahi olsa lütfen okuyunuz :)
DivanAziz Mahmud Hüdâyî · Diyanet İşleri Başkanlığı · 202555 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2024 17:35
Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin şiirlerinin toplandığı (divan) bu kitap;hazretin yaratılışa,tevhide,Allah aşkına,peygamber sevgisine… dair birbirinden güzel söyleyişleri barındırıyor. Cep boy kitap olması okumaya engel teşkil etmiyor. Kitap titiz bir şekilde hazırlanmış. Azîz Mahmûd Hüdâyî ‘nin hayatının aktarıldığı bölümle başlayan eserde “divan”,”kıta ve rubailer” ve müfredat bölümlerinin ardından ”sözlük” bölümü yer almaktadır. Kitabın son bölümlerini ise “kaynaklar”,”bibliyografya” ve “şiirler fihristi” oluşturmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları tarafından yayımlanan bu eser daha düne kadar çok uygun bir fiyata(20-30 lira gibi bir şeydi yanlış hatırlamıyorsam )Diyanet Vakfı Yayınlarının e-mağazasında satıştaydı. Ne yazık ki tükenmiş…
Dini-Tasavvufi İslam Edebiyatı
DivanAziz Mahmud Hüdâyî · Diyanet İşleri Başkanlığı · 202555 okunma

Yazar Hakkında

Aziz Mahmud HüdâyîYazar · 8 kitap
Osmanlı devri İstanbul velîlerinin büyüklerindendir. Asıl adı Mahmûd’dur. “Hüdâyî” ismi ve “Azîz” sıfatı kendisine sonradan verilmiştir. Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’nin neslinden olup, “seyyid”dir. Bunu ilâhîlerinin birinde: Ceddim ü pîrim sultan Sen’sin yâ Rasûlâllâh diyerek kendisi de ifâde eder. Koçhisar’da doğmuş, çocukluğu Sivrihisar’da geçmiştir. O, bir asra yakın ömür sürmüş ve sekiz pâdişah devrini idrâk etmiş bir gönül sultânıdır. Asrında, gerek eserleri, gerekse sohbet, irşad, vaaz ve nasihatleri ile ümmet için bir feyiz kaynağı olmuştur. İlim, tasavvuf ve edebiyat sahalarında parlak bir hüviyete sahip bulunan Hüdâyî Hazretleri, mâneviyat rehberleri arasında müstesnâ bir mevkii hâizdir. O, kuruluş yıllarında Şeyh Edebali Hazretleri’nin yapmış olduğu kıymetli irşad, hizmet ve faâliyeti, aynı aşk, vecd ve heyecanla yürütebilen nâdir bir mânevî şahsiyettir. Allah rızâsı istikâmetinde ihlâs, samîmiyet ve gayret üzere hareket eden Hüdâyî Hazretleri, sahip olduğu zâhirî ve bâtınî liyâkat sebebiyle de hem pâdişahların hem de bütün tebaanın sevdiği bir Hak dostu olarak tebârüz etmiştir. Osmanlı’nın yükselişten yavaş yavaş duraklamaya doğru seyir takip eden bir devrinde yaşayan Hüdâyî Hazretleri, bir yandan sultanların âdil, gayretli ve mâneviyat bakımından güçlü ve zinde olmaları için büyük himmetler sarf etmiş, bir yandan da birtakım kargaşadan bunalan devlet ricâlinin ve halkın gönül yaralarını âdeta hâzık bir hekim gibi sarmasını bilmiştir. Bundan dolayı hemen herkes, onun sohbet, irşad ve hizmet sofrasına koşarak ferahlamış; dergâhı, gönüllerin huzur ve saâdete kavuştuğu bir mekân olmuştur. Gerçekten onun devri, saâdetle felâketin birbirini takip ettiği çileli bir zamana rastlamaktadır. Zira siyâsî bakımdan gittikçe artan ve ictimâî bünyeyi de son derece sarsan çalkantılar, bu devirde görülmeye başlamıştır. Askerdeki disiplin ve nizâmın sarsılıp bozulmasının, 2. Genç Osman’ı fecî bir sûrette katletme derecesine ulaştığı ve 4. Murad’ın tahtının önünde sadrâzamı Hâfız Ahmed Paşa’nın yeniçeriler tarafından parçalanıp kanlarının tahta bile bulaşmış olduğu düşünülürse, o günlerin siyâsî ahvâli daha iyi anlaşılır. İşte böyle çalkantılı bir devirde İslâm tasavvufunun tesellî edici nefhasıyla Hakk’ın ve hakîkatin sesine çağıran Hüdâyî Hazretleri, dergâhına diğerlerine nazaran çok farklı bir hüviyet kazandırmıştır. Öyle ki, devlet idâresinde azl ve nefyedilen kimselerin ve cemiyette zuhûr eden anarşinin önünden kaçanların sığındıkları yegâne yer, onun dergâh-ı şerîfi olmuştur. Nitekim Halil Paşa, Dilâver Paşa ve Ali Paşa gibi zevât, başları her dara düştükçe bu dergâha sığınmışlardır. Bu yönüyle Hüdâyî Hazretleri’nin dergâh-ı şerîfi, kimsenin zarar ve ziyânının erişemeyeceği, günümüz tâbiriyle bir nevî dokunulmazlığı olan emîn bir mekân hüviyetine bürünmüştür. Denilebilir ki, o zamanlar Osmanlı mülkünde bu mekândan başka hiçbir dergâh, bu kadar hürmet ve ihtirâma nâil değildi. Burada Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin böyle bir makâmı hâiz oluşu ve sahip bulunduğu müstesnâ liyâkati elde edişinin nasıl tahakkuk ettiği üzerinde hâssaten ve dikkatle durmak gerekir. Zira onu bu kemâle ulaştıran metod, mâneviyat yolunda yürüyenlere müstesnâ bir numûne-i imtisâldir.