Divân

Nef'i
Yazar:
Nef'i
Çevirmen:
Furkan Öztürk

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·480 syf.·
2025 173. kitabı
Nef-î Eski şiirin asıl inkişaf devri İstanbul'da ve İstanbul lehçesi teşekkül edince başlar. O kadar az tanınan Necâtî'nin ve bilhassa Bâkî'nin büyüklüğü dağınık şive ayrılığı üzerinden ve bu karışık dilin arasından şehirli Türkçesinin zevkini, parça parça olsa da bulmalarıdır. Filhakika ancak ondan sonra gelen Nef'î, Yahya Efendi gibi şairlerdedir ki biz Türkçeyle aruzun tam bir uyuşmaya vardığını ve Türkçenin aruz ahengini hakkıyla benimsediğini görürüz. * On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi Ahmet Hamdi Tanpınar Nefʾî’den ve divan şiirinden bahsederken* Ahmet Hamdi Tanpınar, “ahengin hakkını veren” şair olarak özellikle üzerinde duruyor. Tanpınar’a göre, divan şiirinin gelişiminde İstanbul Türkçesinin yerleşmesiyle birlikte aruz vezniyle dilin tam bir uyuma kavuştuğu dönem Nefʾî’nin dönemidir. Necâtî ve Bâkî bu uyumun zeminini hazırlar fakat aruzun Türkçeyle tam anlamıyla kaynaştığı, musikînin şiirde en yüksek düzeye çıktığı yer, Nef'i’nin kasidelerinde görülür. Asıl ismi Ömer olan Nef'i (ö.1635) Erzurum’lu, divan edebiyatının en kudretli kaside ve methiye şairlerinden biri olduğu kadar, keskin hicivleriyle de biliniyor. Yazdığı methiye dolu kasideler sayesinde hızla yükseliyor ancak aynı zamanda sivri diliyle nüfuzlu kişileri hedef alan hicivleri nedeniyle de gözden düşmüş ve idam ediliyor. Edebi kişiliği bakımından Nefʾî, kasidelerinde kullandığı görkemli, abartılı ama tutarlı ifade tarzıyla klasik şiirde hayrı sayılır bir yerde sayılmasını okuyunca insan ister istemez ayrı bir yere konduğunu daha iyi kavrıyor. Kasidelerinde yalnızca güçlü bir dil kullanmakla kalmıyor, şiirlerinde duygu kadar düşünceye de ön planda yer veriyor. Bu yönüyle hem klasik şiirin biçimsel ihtişamınıyla, şiiri düşünsel bir alana da
DivânNef'i · İş Bankası Kültür Yayınları · 202422 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2025 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 01:16
Nef’î, Osmanlı divan şiirinin keskin kalemlerinden biri. Onun Divanı, sadece güzel sözler ve beyitler değil; dönemin toplumsal ve siyasal yapısına dair güçlü bir ayna. Nef’î’nin dili, ihtişamlı ama aynı zamanda sivri bir dille yazılmış; övgüyü ve gösterişi hicvederken, insanın gururunu ve zaaflarını da cesurca ortaya koyuyor. Divan boyunca Nef’î’nin temaları belirgin: Zulüm ve adaletsizlik, gurur ve kibir, sahte övgü ve gerçek değerler. Bu beyitler, sadece kendi dönemini yansıtmakla kalmıyor; günümüz okuru için de hâlâ düşündürücü. Örneğin, övgüyle kurulan sarayların hakikatin bir sözüyle yıkılması, insanın sahte ihtişamla yaşamaya çalışmasının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bunun yanında Nef’î’nin estetik kaygısı da dikkat çekici. Beyitlerinde kullandığı mecazlar, kelime oyunları ve ritim, hem okuyucuyu edebî bir zevke davet ediyor hem de metni felsefi bir sorgulama alanına dönüştürüyor. Divan, güldürürken düşündürüyor; eleştirirken hayran bırakıyor. Sonuç olarak, Nef’î Divanı yalnızca bir şiir kitabı değil; insanın, toplumun ve gücün sınandığı, sorgulandığı bir eser. Her beyit, okuru hem edebî bir zevke hem de kendi yaşamını ve çevresini sorgulamaya davet ediyor. Nef’î’nin keskin dili ve derin görüşleri, bu kitabı klasik bir Divan şiirinden çok daha fazlası hâline getiriyor.
DivânNef'i · İş Bankası Kültür Yayınları · 202422 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Nef'iYazar · 2 kitap
 Nef’î (ö.1635): Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğmuştur. Babası Sarıkamış sancak beyi Mehmed Bey’dir. Dîvân edebiyatının en ünlü heccav ve methiyecilerinden biri olan Nef’î’nin asıl adı Ömer’dir. Türkçe Dîvân’ının LX. kasidesinden anlaşıldığına göre şaire Nef`i mahlasını zamanın ileri gelenlerinden Gelibolulu Âli Bey vermiştir. I. Ahmed’in saltanatının ilk yıllarında İstanbul’a giden Nef’î bir süre devlet hizmetinde çalışmıştır. IV. Murâd devrinde padişaha ve yüksek makam sahibi devlet adamlarına yazdığı methiyelerle şöhret kazanan şair, hedef aldığı kimi kişileri sövgüye varan hicivlerle rencide ettiği için giderek gözden düşmüş ve bu nedenle idam edilmiştir. Eserleri kaside, musammat ve kıt’a-i kebîreler, gazel, kıt’a, rubai ve matla’lardan oluşan, methiyelerin öne çıktığı Türkçe Dîvân, daha çok tasavvufî aşka dair şiirlerin yer aldığı Farsça Dîvân ve hiciv külliyatı olan Sihâm-ı Kazâ’dır.