Divan Edebiyatı

Ahmet Kabaklı
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 47 dk.
Sayfa Sayısı:
416
Basım Tarihi:
2016
İlk Yayın Tarihi:
2007
Yayınevi:
Türk Edebiyatı Vakfı
ISBN:
9789756186268
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·
Beğendi
Ey mutrib-i hoş-tekellüm-i nâz Sal gûş-i dile terennüm-i nâz Çeşm-i siyehün mükâhhal eyle İtsün nigehün teyemmüm-i nâz *?* Ey naz için güzel konuşan sâzende! Kalbimin kulağına naz şarkıları sal. Siyah gözlerini sürmelendir de, Bakışların naz ile teyemmüm etsin.
1000Kitap
Divan EdebiyatıAhmet Kabaklı · Türk Edebiyatı Vakfı · 201611 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2025 22. kitabı
Divan Edebiyatına mesafeli olsam da genel bilgimi tazelemek için okumak istediğim kitaptı. Kabaklı, edebiyatta otoriter sayılan isimlerden fakat eserin başındaki "Kimliğini aramaya başlayan milletimiz, beynine Batı balyozu ile vurulup sersemletilmiş uyurgezer asırdan sonra, aşkını, felsefesini, inancını ve kimsede olmayan nurlu, şefkatli duygularını biraz da bu divan'larda bulacaktır. Biraz da türkülerimizde, saray ve mabet mimarimizde, musikimizde, nakışlarımızda, masallarımızda, koşmalarımızda, efsanelerimizde ve elbette yüce dinimizin derununda bulacaktır." cümleleri beni şaşırttı. Kabaklı hem burada vurguladığı üzre hem de muhafazakârların şairi Necip Fazıl'a "Şairler Sultanı" diyerek dindar dünya görüşüne sahip olduğunu belli ediyor. Kişinin dini, dindarlığı, dünya görüşü kendisini ilgilendirir; kimseye zararı olmadığı sürece saygı duyulması da zorunludur. Fakat araştırmacı ve bilgi üreten kimliğindeki birinin bu kadar taraflı yaklaşımını haklı bulmuyorum. Çünkü dert, karşı tarafı kötü göstermek değil tarafsız olarak durumu ortaya koymak olmalı. Kanımca Kabaklının sergilediği tavır, (din sahiplerinin değil) fanatik dinci kesimin komplekslerini yansıtıyor ve kendini komik duruma düşürüyor. Eser; Divan Edebiyatının ortaya çıkışı, yükselişi ve bitişini Osmanlı'nın kuruluş, yükseliş ve çöküşü ile ilişkilendirerek safha safha, ayrıntıya boğmadan, güzelce anlatıyor. Yer yer Kabaklının yerinde analizlerini de okuyoruz ki zaten edebiyat, tarihi gelişmelerden ayrı düşünülemez. İçerisinde duyduğumuz şairler, yazarlar kadar duymadıklarımız da yer alıyor. Ama çoğundan isim zikredilerek bahsediliyor, ayrıntıya girilmiyor. Bu anlamda genel bilgi edinmek için yüzeysel ama güzel kaynak diyebilirim. Ayrıca şair padişahlar ve şiirlerini de okuyoruz. Beğendiğim iki
Divan EdebiyatıAhmet Kabaklı · Türk Edebiyatı Vakfı · 201611 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Ahmet KabaklıYazar · 43 kitap
1924 yılında Harput'ta doğdu. 1931 yılında Elazığ Numune mektebine girdi,ilk ve orta öğrenimini tamamladı. Elazığ Lisesi'nden 1944 yılında mezun oldu ve Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırdı. 20 Kasım 1946 tarihinde "Yunus Emre mi Yalan Söylüyor, Gölpınarlı mı? " başlıklı yazısının Son Saat Gazetesinde yayınlanması ile yazı hayatı başladı. "Hareket" Dergisinde "Ayın Hercümerci" başlığı ile yazılar yazmaya devam etti. 1948 yılında İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü bitirdi ve Diyarbakır'da öğretmenlik hayatına başladı, 2 yıl öğretmenlik yaptı ve aynı zamanda "Karacadağ" dergisini yönetti. Askerliğini yapmak üzere görevinden ayrılıp Manisa'ya gitti; askerlik görevini tamamladıktan sonra 1951 yılında Aydın Ticaret Lisesi'nde yeni öğretmenlik görevine başladı. Aynı lisede öğretmenlik yapan arkadaşı Meşkure Hanım ile 1952 yılında evlendi. 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kayıt oldu. 1956 yılında Tercüman Gazetesi'nin düzenlediği fıkra yarışmasında "Üniversitede Münazaralar" yazısı birinci seçildi. Eğitim stajını yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yıllığına Paris'e gönderildi. Yazılarına "Uzaktan uzağa", "Paris'ten Paris notları", "Paris Mektupları" başlıkları altında Paris'ten devam etti. 1958 yılında Türkiye'ye dönünce İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsüne öğretmen olarak atandı. İstanbul Hukuk Fakültesindeki eğitimini 1959 yılında tamamlayıp 1961 yılında İstanbul Barosu Avukatlarına katılarak kısa bir süre avukatlık yaptı. 1961 yılında Tercüman Gazetesinde "Gün Işığında" adlı köşesinde yazmaya başladı. Çapa Eğitim Ensitüsünde 1969 yılına kadar öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etti. 1974 yılında emekli oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda edebiyat dersleri verdi. 1978 yılında Meşkure Kabaklı, Rıfat İzzet Çokum, Sevinç Çokum, İskender Öksüz,Cahit Dodanlı Emine Işınsu Öksüz, Tahir Kutsi Makal, Süha Burçkin, İrfan Atagün, Halis Akaydın, İsmail Gerçeksöz ile beraber Türk Edebiyatı Vakfı 'nı kurdu ve ölünceye dek başkanlığını yaptı. "Gün Işığında" köşesine 1991 yılından itibaren Türkiye Gazetesi'nde devam etti. 1995 yılından itibaren Türk Dil Kurumu asil üyeliğini görevini de sürdürdü. 14 Aralık 1996 tarihinde Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun desteği ile düzenlenen törende, Atatürk Kültür Merkezi'nde kendisine "Şeyhülmuharririn" unvanı verildi. 17 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hastanede tedavi görmeye başladı, 23 Aralık 2000 tarihinde hayat arkadaşı Meşkure Kabaklı'nın vefatinden 47 gün sonra 8 Şubat 2001 tarihinde vefat etti. Eserleri Kültür Emperyalizmi , Müslüman Türkiye , Mehmet Akif , Yunus Emre , Mevlana , Ejderha Taşı , Ecurufya , Sohbetler 1-2 , Temellerin Duruşması 1-2 , Güneydoğu Yakından , Şiir İncelemeleri , Doğudan Doğuş , Sultanü ş Şuara Necip Fazıl , Şair i Cihan Nedim , Türk Edebiyatı 1-2-3-4-5 (5 Ciltlik en önemli eseri